Takvim
GÜMRÜK DÜNYASI DERGİSİ / Sayı 43 / Makaleler
Yazar : S.Çiğdem ÇAMURDAN / Gümrük Müsteşarlığı Hukuk Müşaviri
Sayı : 43
Konu : Işıksız Işıltılı Ülke Ve Masalcı Kör Nine

IŞIKSIZ IŞILTILI ÜLKE VE MASALCI KÖR NİNE

Bir varmış, bir yokmuş. Masalların gerçek, gerçeklerin masal olduğu bir ülkede, insanlar kocaman ve modern bir şehirde mutlu bir yaşam sürüyorlarmış. Bütün insanlar koskocaman gökdelenlerde yaşıyor, ışıltılı ve tertemiz sokaklar gündüz ve gece pırıl pırıl parlıyormuş. Gökdelenler ve sokaklar o kadar ışıl ışılmış ki, gecelerin gündüzlerden hiçbir farkı kalmamış. Ülkenin insanları da geceleri başlarını göğe çevirmez olmuşlar. Aşıklar bile geceleri mehtabı ve yıldızları seyretmek yerine, bol ışıltılı şehirlerini seyretmeye başlamışlar. Bu durum uzunca bir süre devam etmiş. Öyle ki, ülkede yeni doğan çocuklar ayın ve yıldızların nasıl bir şey olduğunu bile görmeden, bilmeden büyür olmuşlar. Artık şiirlerde aydan ve yıldızlardan söz edilmiyor, ay ve yıldızlarla ilgili öyküler, masallar yazılmıyormuş. Sonunda insanlar ayı ve yıldızları unutmuşlar.

Gecelerden bir gece, yaşlı bir dede torunlarına geçmiş günleri anlatırken, dolu gözlerle göğe bakmış, bakmış ama gözleri kendi gözyaşlarından başka bir şey görmemiş. Gözlerini silip göğe bir kez daha bakmış, gökte anılarında canlanan ayı ve yıldızları bulamamış. İçinden bu gece hava kapalı anlaşılan diye düşünmüş. Aradan birkaç gece daha geçmiş. Yaşlı dede göğe baktığında göğün yine bomboş ve kapkara olduğunu görmüş. Çocuklarını çağırıp onlara ayın ve yıldızların yok olduğunu söylemiş. Çocukları ise kendisine şaşkın gözlerle bakıp, ayın ve yıldızların nasıl bir şey olduğunu sormuşlar. Yaşlı dede dilinin döndüğünce anlatmaya çalışmış, ama çocuklar hiçbir şey anlamamış. Bunun üzerine yaşlı dede dostlarını arayıp, onlara ayın ve yıldızların yok olduğunu söylemiş. Dostları önce yaşlı dedeye inanmamışlarsa da kendileri de birkaç gece göğü gözleyince yaşlı dedenin doğru söylediğini anlamışlar. Hep birlikte ülkenin Bilgeler Kurulu'na gidip onlara durumu anlatmışlar. Ayın ve yıldızların neden yok olduğunu incelemelerini ve onları geri getirmelerini istemişler.

Bilgeler Kurulu geceler boyu göğü gözetlemiş, hesaplar yapmış, düşünmüş taşınmış ve bir raporla ayın ve yıldızların ışıklarını yitirdikleri için yok olduğunu açıklamış. Ama ayın ve yıldızların neden ışıklarını yitirdiklerini bir türlü çözememişler. Sonunda ülkenin insanlarına bir duyuru yapmışlar. Ayın ve yıldızların neden ışıklarını yitirdiğini bulan ve nasıl geri getirileceklerini bilen kişiye büyük armağanlar verileceğini açıklamışlar. Armağanları almak isteyen insanlar ortaya çıkıp, değişik öneriler ortaya atmışlar. İçlerinden biri büyük ışıldakların göğe doğru çevrilmesini önermiş. Böylece aya ve yıldızlara ulaşan ışıltı onların yok olmuş ışıklarını yeniden canlandıracakmış. Hemen ülkenin bütün ışıldakları göğe çevrilmiş, ama bu bir işe yaramamış. Başka biri bütün ateşböceklerinin bir balona doldurulup, göğe doğru uçurulmasını istemiş. Saçma bir düşünce gibi görünse de deneyelim demişler, ama bu da bir işe yaramamış. Başka biri ise, aya ve yıldızlara gidip onlara lambalar takılmasını önermiş. Ama insanlar uzun zamandan beri gözlerini kendi ülkelerine çevirmiş, bu nedenle de göğe çıkabilmelerini sağlayacak araçlar geliştirilmemiş olduğundan, bu öneri de bir işe yaramamış.

Artık insanların umudunun kalmadığı bir anda, Bilgeler Kurulu'na çok yaşlı ve kör bir masalcı nine başvurmuş. Masalcı kör nine ayın ve yıldızların insanların sevgisi ve gözbebeklerindeki ışıkla beslendiklerini, insanlar ayı ve yıldızları unuttukları için ayın ve yıldızların ışıklarının yok olduğunu söylemiş. Bilgeler Kurulu önce masalcı kör ninenin bu söylediklerine gülüp geçmiş, ama sonra umutsuzluktan masalcı kör ninenin söylediklerini dinlemeye karar vermişler. Masalcı kör nine bir ay boyunca geceleri ülkenin ışıltılarının söndürülmesini, ülkenin bütün insanlarının bir meydanda toplanmasını, her gece ay ve yıldızlarla ilgili masallar anlatılmasını, ay ve yıldızlarla ilgili şarkılar söylenmesini istemiş. Eğer bu dedikleri tamı tamına yapılırsa ayın ve yıldızların ışığının yeniden canlanacağını anlatmış. Işıltıların kapatılması ve insanların bir meydanda toplanması kolaymış, ama ayı ve yıldızları unutmuş insanların bir ay boyunca anlatılacak masalları ve söylenecek şarkıları bulmaları kolay olmamış. Masalcı kör nine kendi dağarcığındaki masal ve şarkıları öğretmiş. Ülkenin diğer yaşlıları da anılarında kalan masal ve şarkıları derlemişler. Sonunda bir ay boyunca anlatılacak masallar ve söylenecek şarkılar toplanmış.

Bilgeler Kurulu'nun belirlediği gecede ülkenin bütün ışıltıları söndürülmüş, insanlar bir meydanda toplanmış ve masallar anlatılmaya, şarkılar söylenmeye başlamış. Masallar anlatılır ve şarkılar söylenirken insanlar bir yandan da göğü gözlüyormuş. İlk gece, ikinci gece,üçüncü gece... Geceler geçiyor, ama insanlar kapkara ve bomboş gökte hiçbir şey göremiyormuş. Yine de umutla beklemeye devam etmişler. Otuzuncu gece gecenin karanlığında bir çocuk sesi duyulmuş. İşte orada, orada diye bağırıyormuş çocuk. İnsanlar heyecanla çocuğun gösterdiği yere bakmışlar. Gökte minicik bir ışık büyümeye başlamış. Tüm ülkede bir anda sevinç çığlıkları yükselmiş. İnsanlar gözyaşları içinde yerlerinde zıplıyor ve birbirlerine sarılıyormuş. Işık büyüdükçe büyümüş, kocaman bir tekerlek oluncaya kadar büyümeye devam etmiş. Birdenbire insanların gözyaşları göğe asılmış gibi, binlerce minik ışık daha ortaya çıkmış. Bu görüntü öylesine güzel, öylesine olağanüstü imiş ki, insanlar bir anda derin bir iç çekişle susmuşlar ve gözleri gökte sessizce ağlamaya başlamışlar. İçlerinde yıllardır eksikliğini duydukları, ama ne olduğunu bilemedikleri bir duyguyla günün ilk ışıkları yükselene dek yerlerinden kıpırdamamışlar. Ertesi gece insanlar, Bilgeler Kurulu'nun çağrısı olmadan yine ışıltıları söndürüp, meydanda toplanmışlar. Bu kez masallar ve şarkılar yokmuş. İnsanlar yeniden buldukları bu güzelliği yitirmekten korkarak, sessizce ayı ve yıldızları izlemişler. Bu durum insanların sayısı yavaş yavaş azalsa da, geceler boyu devam etmiş. Sonunda insanlar sevgili ay ve yıldızlarının artık yok olmayacağına inanmışlar. Ülkede ay ve yıldızların ışığı bir daha yok olmamış, ama insanlar her gece bir kez olsun sevgili ay ve yıldızlarına sevgi dolu gözlerle bakmayı gelenek haline getirmişler.

Gökten üç yıldız düşmüş. Biri önüne bakmaktan yıldızları göremeyenlere, diğeri yıldızlara bakmaktan önünü göremeyenlere, üçüncüsü ise masalcı kör nineye.

Gümrük Kontrolörleri Derneği Web Sitesi - 2011 - Her Hakkı Saklıdır - Tasarım İnfosoft