Bora ERDENGİ
Daire Başkanı
BİR YOL HİKAYESİ
Ramazan, İtalya ve Türkiye arasında tekstil malzemeleri taşıyan Türk taşımacılık firmasında çalışan bir TIR şoförüdür. O genellikle Balkanlardan geçen karayolunun eskiye nazaran biraz daha güvenli olması nedeniyle, İstanbul-Brindisi feribotu yerine karayolunu tercih etmektedir.
Bu sabah Ramazan, taşıdığı eşyaya ilişkin ihracat beyannamesinin önceden verildiği ve işlemlerinin devam ettiği İstanbul Haydarpaşa gümrüğüne kalan işlemlerini tamamlamak için başvurur. Gümrük müşaviri zaten nakliyeye ilişkin TIR karnesini hazırlamıştır. Gümrük muayene memuru eşyayı kontrol eder, araca sigara paketi büyüklüğünde ve özel bir anahtarla kilitlenen yeni bir tür mühür takar. İhracat beyannamesi bilgisayar sisteminde tasdik edilirken, muayene memuru TIR Karnesi üzerindeki barkodu okutur ve elinde bulunan akıllı-kartı bir okuyucudan geçirir. Bu işlemlerden sonra memur Karne ve kartı artık yolculuğuna çıkmaya hazır Ramazan’a verir. Fakat bu arada memur, Ramazan’a “iyi yolculuklar” dilemekle birlikte, kendisinin artık “onaylanmış taşıyıcı” olduğunu, verdiği akıllı-kartı kesinlikle kaybetmemesini ve kendisi araç içindeyken devamlı surette araç konsolunda bulundurmasını da söyler. Bu arada Ramazan, tüm bu olanların sınırdan geçişi için daha fazla süre beklemesine yol açıp açmayacağı konusunu düşünmektedir.
İki buçuk saatlik bir yolculuktan sonra Bulgaristan sınırında bulunan Kapıkule Sınır Kapısı’na ulaşır. Yolda geçirdiği bu süre boyunca, emniyet şeridinde park etmiş ve radara benzer bir cihazla donatılmış, içinde üniformalı kişilerin bulunduğu araçlar, dikkatinden kaçmamıştır. Bu nedenle hız limitini aşmamak için yavaşlayan şoförümüz, Edirne gişelerinde polis tarafından durdurulmayınca, muhtemelen radarların göstermelik olduğunu düşünmeye başlar. Fakat Kapıkule Sınır Kapısı’na girişte aynı üniformalı şahısların polis değil gümrük görevlileri olduğunu fark etmesi fazla vaktini almaz. Yolda ilerlerken üzerinde “onaylanmış taşıyıcı” ibaresi bulunan ve özel bir yolu gösteren işareti görür görmez, muayene memurunun kendisine söylediği sözü hatırlar ve şansını denemek için işaret edilen yola girer. Yol işaretinde “yavaş ilerleyin” uyarısı da bulunmaktadır. Gümrük noktasına ulaşır ulaşmaz, görevli memur Karneyi alır, Karne üzerindeki barkodu lazer ile okutur ve aldığı akıllı-kartı bilgisayardan geçirir. Olayları şaşkınlıkla izleyen Ramazan, bilgisayar ekranında daha bu sabah verdiği ihracat beyannamesi ile birlikte yeşil bir ışığın yanıp söndüğünü fark eder. Aniden önünde bulunan ve kırmızı yanan trafik ışığı yeşile döner ve gümrük memuru işlemlerinin tamamlandığını söyler. Doğal olarak artık iyice şaşırmış vaziyette olan şoförümüz Ramazan, biraz sonra gireceği polis kontrolünü düşünmeye başlamıştır. İçi nispeten daha rahattır çünkü polislerin kendi vatandaşlarına daha imtiyazlı davrandıklarını bilmektedir. Polis memuruna pasaportunu gösterirken, memurun kendisinden akıllı-kartını istemesi ile şaşkınlığı devam eder. Okuyucudan kartı geçiren memur, “Brindisi’ye güvenli yolculuklar” diler. Peki Brindisi’ye gideceğini polis nereden bilmiştir?
Ramazan artık Türkiye-Bulgaristan sınırında bulunan güvenlik bölgesindedir ve solunda bulunan karakteristik saat kulesini rahatlıkla görebilmektedir. İlginçtir ki, bugün çevrede hiçbir görevli gözükmemekte, sadece her tarafa sayıları iyice artmış uydu antenlerinin gölgesi farkedilmektedir. Ramazan artık Bulgar tarafındaki dezenfekte havuzuna girmeye hazırdır ve burada kendisini doğal olarak akıllı-kartını isteyecek sağlık memuru beklemektedir. Artık bu duruma aşina olan Ramazan, kartını pencereden görevli memura verir. Kulübe penceresi yanında bulunan elektronik panoda “4 EUR” ibaresini fark etmesi üzerine Ramazan yine alışkanlıkları gereği cüzdanını çıkarmaya çalışırken, bayan görevli kartını ve Bulgarca-Türkçe düzenlenmiş fişi ona geri verir.
Ramazan elindeki fişe dikkatlice bakması gerektiğini düşünmektedir, ama, arkasında sıra bekleyen diğer araçları görünce hareket etmesi gerektiğine karar verir. Göç bürosuna yaklaşırken pasaportunu hala elinde tuttuğunu ve önceden yaptığı gibi 10 Euroluk banknotu pasaportunun içine yerleştirmediğini fark eder. Fakat artık çok geç kalmış, pasaportunu tereddüt içinde zeki bakışlı ve Ray-ban marka gözlük takan Bulgar polisine vermiştir. Polis, pasaportu inceler ve mühürleme makinasına yerleştirir, mühürlemeyi müteakip geri verir. Artık işlemleri tamamlanan Ramazan, pasaportundaki “Mitnica/Gümrük” kaşesini incelerken sıranın banknot işlemine geldiğini düşünmektedir. Fakat önünde kırmızı yanan trafik ışığının yine yeşile dönmesi onu bayağı şaşırtmıştır. Bu arada Ramazan aracını kantardan geçirmediğini ve kimsenin kendisinden kantar ücreti talep etmediğini fark etmiştir. Aynı zamanda artık bir kahve içme zamanı geldiğini düşünen Ramazan, aracını yeni inşa edilmiş olan ve Bulgar-Türk ortaklığı tarafından işletilen lokantaya doğru yönlendirir.
Burada bir başka taşımacılık firması için çalışan şoför arkadaşı Adem ile karşılaşır.
- Bu inanılmaz. Herhalde herkes grevde diye söze başlar şoförümüz,
- Hayır, bu yeni bir sistem. Her türlü beyana ilişkin bilgiye akıllı-karttan kolayca ulaşabiliyorlar ve kontrol noktalarında bunlara erişebiliyorlar.
- Ama Bulgarlar? Nerdeyse hiç kontrol etmediler.
- Çünkü Türk tarafından bilgileri elektronik ortamda aldılar, o bilgiler akıllı-kartındaki bilgilerle uyuşuyorsa artık seni kontrol etmezler.
- Şaka yapıyor olmalısın.
- Hayır, sadece şüphe durumunda araçları durdurup kontrol ediyorlar, zaten o zamanda yandın demektir. Zaten o durumda da genellikle haklı çıkıyorlar. Artık buldukları kaçakçılık olayları için ikramiye alıyorlar, bu da onlar için ufak rüşvet taleplerinden daha karlı oluyor. Yeni personel politikaları sayesinde memurlar devamlı yer değiştiriyor, yani bir sonraki sefer hangi personelin nerede görevli olacağını bilemiyorsun. Ortalıkta yeni görevlendirilmiş sivil kıyafetli uzman arama timleri bulunduğundan, memurlar açısından rüşvet konusunu açmak daha zor bir hale geldi.
- Ya peki dezenfeksiyon ücreti? Hiçbir şey ödemedim.
- Hayır çoktan ödedin, fakat kartındaki krediden ödedin. Dolayısıyla ufak para taşımak konusunda endişen olmasın.
- Peki kantar ücretine ne dersin? Bilirsin eskiden bir kabustu.
- Artık değil. Köprüden geçerken kantar, kartına elektronik olarak kaydedilmiş bir mesaj gönderir ve ücret, kartta bulunan kredinden düşülür. Ağırlık aynı şekilde Makedonya’ya giriş yaparken de ölçülecek ve Bulgarlar tarafından tespit edilen rakamla aynı rakamı bulacaklardır. Bu nedenle, Bulgaristan’da iken hiçbir şeyi araçtan indirme.
- Fakat Makedonlar Bulgarlara bir şey söylemezler.
- Tabii ki, fakat, bilgisayarlar söyler. Artık bölgesel ortak bir sisteme sahipler.
Ramazan, arkadaşı Adem ile sınır kapısında hiç bu kadar uzun oturmadığını düşündü ve bundan hoşnut olduğundan iki kahvenin de parasını kendisi ödedi. Adem;
- Yolculuğunun kalanında tasarruf edeceğin paralarla bana gelecek sefer yemek ısmarlaman gerekecek, diyerek yanından ayrıldı.
Plovdiv yolunda polis Ramazan’ı durdurur. O hız limitini aşmadığına emindir. Polislere ilaveten elinde silah-radar benzeri bir cihaz taşıyan gümrük görevlisini fark etmesi uzun sürmez. O aracı sağa çekmesini söylemiştir, Ramazan araçtan inerken bu durumun eskiden olduğu gibi devam ettiğini düşünmeye başlar. Polisler aracın arkasına doğru ilerlerken, gümrük görevlisi akıllı-kartını göstermesini ister.
- Hey, durun der gümrük memuru polislere doğru. Sakın mühre dokunmayın yoksa her şeyi berbat edersiniz.
- Ne demek istiyorsun der bir polis, bizim her istediğimizi açma hakkımız var.
Gümrük memuru polisi yolun yanına çekerek konuşmaya başlarken, Ramazan da biraz bildiği Bulgarcasıyla onları dinlemeye başlar.
- Araçları hele de TIR’ları herhangi bir gümrük görevlisi olmaksızın açmanız mümkün değil. Yeni sistemde, mühre dokunmanız halinde bile bu durum mührün içinde bulunan çip sayesinde ortaya çıkar. Eğer mührü açmaya çalışırsanız, benim dedektörümde yada sınır ve yol boyunca bulunan dedektörlerde kırmızı ışık yanar ve şoför her kontrol noktasında durdurulur.
- Ee, ne olmuş?
- Böylece senin için sorun başlamış olur. Çünkü şoför nihai yere ulaştığında, kartını kontrol için görevli memura verecektir. Aracın her duruşu ve hangi noktada durdurulduğu kontrol edilebilir. Bu durumda sizin ve bizim yöneticilerimizden hoş olmayan sözler duyabiliriz ve bu durumda ben de raporumu yazılı olarak sunmak durumunda kalırım.
Polis memuru Boris, raporun ne demek olduğunu biliyordu. O da, kendisinden para istediği bir motorsiklet sürücüsünün şikayeti üzerine üstlerine savunma vermek zorunda kalmıştı. Sürücü bir bakanın arkadaşı çıkmıştı. Ama bu konuda şüphe duymaya devam ediyordu.
- Sen Türk şoför Arnavutluk’a gidiyor demedin mi? Belgelerine bakmadan bunu nereden bildin?
- Hayır bakmadım ama kartını okudum ve ekranda aracın doğru zamanda doğru yolda olduğunu tespit ettim. Mühürde de bir zorlama olmadığından, artık onu bırakmamız gerekiyor.
Boris hala tereddüt içindeydi.
- Eğer Arnavutlar kartı kontrol edeceklerse bu bizim için ne sorun yaratır. Onlar hiçbir zaman Bulgar polisine geri dönmezler.
- Fakat bilgisayar sistemi döner, çünkü tüm üye ülkeler tarafından desteklenen bölgesel koordinasyon birimi bulunmakta. Bu durumda bence risk alma derim. Başka bir kamyon için bekleyelim. Rotası dışında seyreden veya zaman kısıtlamasına uymayan yada mührü hasara uğramış bir kamyon bulmakla görevliyiz.
Ramazan artık serbest kalmıştır. Sofya girişinde farklı sınır kapılarındaki bekleme zamanlarını gösteren mobil yol işaretini fark eder. İşarette “Gyueshevo 20 dakika” ve “Dolna Krushica 60 dakika” yazmaktadır. Bugün pazar kurulacağından çoğu Makedonun Novo Selo’dan alış verişe gideceğini düşünür ve normal yolu tercih eder.
Makedonya sınırında bulunan Gyueshevo’ya ulaştığında eski günleri anımsamadan edemedi. Aç-susuz bir şekilde dağlar arasında uzun beklemeler, buna neden olarak polislerin, Makedonların sınır işlemlerini yavaş yaptıklarını söyleyerek, sınır kapısında yığılmaları önlemek gerekçesiyle tüm araçları sınıra gelmeden durdurması, eski bakır madeninin yanından geçen yolda 100’e yakın kamyondan oluşan konvoy, yankesiciler, içinden gerçek para ile birlikte para şeklinde kesilmiş gazete parçaları çıkan döviz değişim makinaları… Ama bugün bunların hiçbiri ortada gözükmüyordu. Artık Ramazan kendisinin neyi beklediğini biliyordu ve “onaylanmış” hatta doğru yönelirken kartını da hazırlamıştı. Bulgar gümrük görevlisi TIR Karnesini isteyerek barkod cihazından geçirdi, daha sonra kartı okuttu ve ona araçtan çıkmasına gerek kalmadan işlemlerinin tamamlandığını ve gidebileceğini söyledi. Ramazan her zaman kartta yazılı bilgiler yeterli iken bu defa neden TIR Karnesinin incelendiğini merak etti. Polis noktasından da aynı hızla geçti ve Makedonya tarafında onu bekleyen dezenfekte havuzu ve kantara ulaştı. Sınıra yakın Deve Bair bölgesinden geçerken, artık kullanılmayan ve tel çitle kapatılmış olup, eskiden gümrük kontrol binası olarak kullanılırken artık içinde bir restorant bulunan binaya ulaşan yolu fark etti. Hem açlığını gidermek hem de patronuyla bir telefon konuşması yapmak için restoranta doğru aracını çevirdi.
Restorantta yüksek müziğe rağmen iki Makedon gümrükçüsünün konuşmalarına kulak misafiri oldu.
- Biliyormusun, eski tip Karnelerin hala kullanılmasının tek nedeni, Batıdaki bazı ülkelerin hala transit işlemlerini bilgisayar yerine kağıt ortamında yapmalarıymış.
- Barkodun sebebi bu mu?
- Kesinlikle. Barkodu okuttuğunda bu bilgisayar sistemine gider ve akıllı-kart ile otomatik kontrol yapılır. Bir ülkede transit bittiğinde, sistem karne numarasını temizler ve durumu Cenevre’deki merkeze aktarır.
- Akıllı-kart niye yeterli sayılmıyor?
- Henüz değil, çünkü karnedeki tüm bilgileri içermiyor. Ama neyse ki artık koçan yırtmak derdinden kurtulduk.
- İyi ama işler kötüye gittiğinde asıl nüshaya ihtiyacın olmayacak mı?
- Hareket noktasında karne tarayıcı ile elektronik ortamda çipe aktarılıyor ve o çipte şu anda kartın içinde. İstediğin zaman yazıcıdan çıktısını alabilirsin.
- Peki yapraklardaki mühürler ne olacak?
- Akıllı karttaki bilgiler yeterli delil olarak kabul ediliyor.
Ramazan, Makedonya’ya güvenli şekilde vardığını haber vermek üzere merkez bürodan patronunu aramaya karar verir.
- İyi ki aradın, bir aksilik oldu, der patron.
- ?????
- Durres ve Brindizi’ye gitmeyeceksin. Eşyaya Makedonya-Tetovo’da ihtiyaç duyuluyormuş.
- Ne yapmam lazım? TIR Karnesine göre ülkeyi 12 saat içinde terk etmem lazım.
- Hiçbir şey yapmana gerek yok, sadece Tetovo Gümrük İdaresine git, onlar halledecekler.
Ramazan artık Kumanovo’dan Skopje’ye giden karayolunda seyretmektedir. Bir süre sonra paralı geçişe varır ve burada “onaylanmış” bölüm levhasını görür ama kulübede kimse bulunmamaktadır. Yavaşlar, kartını kontrol eder ve detektör noktasından geçerken kartından düşülen kredi miktarını fiziksel olarak hissedememesinden hayıflanır. Skopje’den sonra yolculuğunun son durağı olan Tetovo’ya ulaşır. Gümrük binasını bulmak kolayca fark edilecek biçimde işaretlenmiş olduğundan kısa sürmüştür. Girişte kontrol noktasını fark eder. Birkaç dilde “Onaylanmış TIR şoförleri durmaksızın özel bölüme doğru ilerleyeceklerdir” yazısını hemen fark eder.
Ramazan ofise girer ve kartı ve TIR Karnesini görevli memura uzatır.
- Öncelikle kartınızı temizleyelim, der memur.
Kartı bir okuyucudan geçirir ve bilgisayar ekranı ışıldamaya başlar.
- Evet, dün İstanbul’u terk etmişsiniz ve Brindisi’ye doğru gidiyorsunuz.
- Evet fakat patronum, biliyorsunuz….
- Önemli değil, terminale girerek artık Tetovo Gümrüğüne girmiş oldunuz. Sizin Türkçe çıkış beyannamenizi ekranımda görüyorum. Elbette şimdi Makedon Gümrüğü için bir giriş beyannamesi hazırlamamız gerekiyor.
- Yani kırtasiyeye devam mı?
- Hayır kesinlikle kağıtsız bir ortamda. Tek yapacağım sizin ve firmanızın bana vereceği bilgileri ilave etmek olacak.
- Ne gibi?
- Gerçekte eşyayı kime taşıyordunuz, hepsi bu, zaten çoğu bilgiler sistemimde.
- Nasıl yani?
- Çünkü malın alıcısı daha sonra sizin akıllı kartınızdan derleyeceğim bilgileri de ihtiva edecek bir giriş beyannamesini hazırladı.
- Karne ne olacak?
- Bana ver onu. Gümrük barkodu tarayacak ve karneyi sona erdirecektir. Bu durum otomatik olarak Arnavutluk gümrüğüne bildirilecektir.
- Peki kartımı geri alabilirmiyim? Hediye olarak.
- Kesinlikle hayır. Hem pahalı bir kart hem de gümrük taşıma işlemini tamamladıktan sonra yeni kullanıma hazır hale getirilecektir.
- E, bu ne zaman olacak?
- İzin ver kontrol edeyim…O, zaten iş tamamlanmış.
- ?!?
- Evet, yeşil ışık, vergi tahsil edildi, garanti kapatıldı. Hepsi bitti.
- Ama muayene işlemi? Hani çöp karıştıranlar gibi kamyonun etrafına toplananlar, her parçayı sayacaklarmış gibi duranlar ve bu arada kayınvalideleri için birer numune istiyenler?
- Muayene işlemi bu günlerde olağanüstü bir durum. Eğer şüpheleri varsa veya mühür kırılmışsa veya onların dosyalarında ismin varsa muayene ederler.
- Demek ki kayıtlarında yokum.
- Hayır, ama bu onların rast gele kontrol yapmayacakları anlamına gelmez, hem zaten bilgisayar bir rast gele seçim programı yürütüyor.
- Mühür ne olacak?
- Sizinle geleceğim ve onu koparacağım. Onların da geri dönüşümü mümkün.
- Ambarlama ücreti yok mu?
- Evet, siz ayrıldığınızda ben saati durduracağım ve bizim hesabımızdan otomatik olarak tahsil edilecektir.
- Şimdi nereye gitmem lazım?
- Eşyayı boşaltmaya gidebilirsin mesela.
- Ama bir yerde uyumam lazım.
- Turizm bürosuna gidebilirsin.
- Bilgisayara geçtiler mi?
- Şüpheliyim.
Söz konusu hikaye Michel Zarnowiecki tarafından 13 Eylül 1999 tarihinde “Birkaç Yıl Sonra Transit Neye Benzeyecek – Bir Türk Şoförün Uzun Hikayesi” başlığı altında kaleme alınmış ve ………. İnternet adresinden temin edilerek tarafımca tercüme edilmiştir. Zannedersem yukarıda anlatılan hikaye hayal ürünü olarak kalmayacak ve bir gün gerçek olacaktır. Uzun yol hikayelerini kısaltabilmek dileklerimle…