Haldun YAĞAN
Gümrük Başkontrolörü
TAM ÜYELİĞE DOĞRU MÜZAKERE SÜRECİ
Giriş
Bilindiği gibi Lüksemburg’da düzenlenen AB Dışişleri Bakanları toplantısında, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki katılım müzakerelerinin genel prensiplerini belirleyen müzakere çerçeve belgesi onaylanmış, anılan belgenin kabul edilmesini takiben hükümetlerarası konferansla Türkiye’nin AB’ne katılım müzakereleri resmi olarak başlatılmıştır.
Avrupa Ekonomik Topluluğunun kurulmasının ardından ortaklık için 1959’da yaptığımız başvuru sonrasında 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile Türkiye-AET ilişkileri resmen başlamıştır. Antlaşmada hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai dönem olarak üç devre öngörülmüş, geçiş döneminin sonunda ise gümrük birliğinin tamamlanması planlanmıştır. Hazırlık döneminin ardından 1970 tarihinde imzalanan ve 1973 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol imzalanmış, ancak geçiş dönemi tamamlanamamış, 1978-1988 yılları arasında gümrük indirimleri durdurulmuştur. 1980 yılında kesintiye uğrayan ilişkiler, 1987’de yılında yapılan tam üyelik başvurusu ile tekrar başlamış, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği 1 Ocak 1996’da yürürlüğe girmiştir. Helsinki Zirvesinde (1999) Türkiye, üyeliğe aday ülke olarak kabul edilmiştir. Aralık 2004’de ise Brüksel’deki AB Konseyi Zirvesi’nde, Türkiye ile müzakerelerin 3 Ekim 2005 tarihinde başlamasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
Ancak bu tarihe yaklaşıldığında AB, Türkiye’yi yine bazı sürprizlerle karşılamıştır. Tam üyelik yolunda çok önemli bir yeri olan Müzakere Çerçeve Belgesi, Avusturya’nın çıkardığı kriz nedeniyle kesinleştirilememiş, Türkiye’nin net tavrı ile birlik içi ve dışı güçlerin de etkisiyle 3 Ekim 2005 gecesi kabul edilmiştir.
Yazımızda Müzakere Çerçeve Belgesinin detayları, tarama ve müzakere süreçleri ile ilgili bazı konular ortaya konulmaya ve tartışılmaya çalışılacaktır.
Katılım Müzakereleri
Arapça kökenli bir kelime olan “Müzakere” TDK sözlüğünde; “Bir konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunma, oylaşma.”, “Sözlü sınav” ve “Etüt, mütalaa” olarak belirtilmiştir. Türkiye ile AB arasında katılım aşamasında yürütülecek olan görüşmeler için ikinci anlamda kullanılmasının daha doğru olacağı düşünülmektedir. Zira bir fikir alışverişinden ziyade bir tarafın fikirlerinin alınması ve bu fikirlere iştirak edilmesi söz konusudur.
Müzakere Çerçeve Belgesinin detaylı olarak incelenmesi ile katılım müzakerelerinin ne şekilde işleyeceği ve anlamının ne olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ancak, müzakerelerin nasıl yapılacağının, aday ülkenin yapısı ile birliğin o ülkeye bakış açısıyla ilgili olduğu da düşünülmektedir.
Müzakerelerin İlkeleri
Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yürütülecek müzakerelerde yol haritasını oluşturan Müzakere Çerçeve Belgesi, müzakerelerin ilkeleri, özü ve prosedürünün yer aldığı üç bölümden oluşmaktadır.
Müzakere çerçeve belgesinin müzakerelerin ilkeleri ile ilgili bölümünde, Türkiye’den beklentilerle birlikte, müzakerelerin ilerlemesi ve askıya alınmasına ilişkin koşullara geniş biçimde yer verilmektedir. Müzakerelerin, Türkiye’nin liyakatına dayanacağı ve hızının, üyelik gereklerini karşılama yönünde kaydedilen ilerlemelere bağlı olacağı vurgulanmaktadır. AB dönem başkanı ülkenin ya da AB Komisyonunun, karar organı AB Konseyini devamlı olarak bilgilendireceği, Konseyin durumu düzenli olarak kontrol altında tutabileceği belirtilmektedir. Yani her ne kadar bize bağlı bir sistem gibi gösterilmişse de kontrolün birlikte olduğu açıkça görülmektedir.
AB’nin, kendi üstüne düşenler çerçevesinde, müzakerelerin sonuca ulaştırılması için gerekli şartların karşılanıp karşılanmadığını uygun zaman içinde kararlaştıracağı belirtilmiştir. Belgede, şartların Türkiye tarafından yerine getirildiğini teyit eden bir AB Komisyonu raporu temelinde yapılacağı kaydedilmektedir. AB Konseyi’nin Aralık 2004 zirve kararına atıfta bulunulmakta ve müzakerelerin AB Antlaşması’nın 49’uncu maddesini temel aldığı ifade edilmektedir. Bu bölümde yer alan hususlar aşağıda kısaca özetlenmiştir.
Müzakerelerin ana hedefinin katılım olduğu, müzakerelerin ucunun açık olduğu, sonucun önceden garanti edilemeyeceği belirtilmiş, Kopenhag kriterlerinin tam değerlendirmesi, AB’nin hazmetme kapasitesi de göz önüne alınarak, eğer Türkiye’nin üyelik yükümlülüklerini tamamen üstlenecek konumda olduğu ortaya konursa, Türkiye’nin mümkün olan en güçlü bağ ile Avrupa yapılarına bağlanmasının sağlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Genişleme, Birliğin ve üye devletlerinin katıldığı sürekli entegrasyon sürecini güçlendirmelidir. Birliğin uyum ve etkinliğini korumak için her türlü çaba sarf edilmelidir. 1993 Kopenhag AB Konseyi toplantısının sonuçlarına uygun olarak, Birliğin bir yandan Avrupa entegrasyonunun gidişatını ve hızını korurken öte yandan Türkiye’yi hazmetme kapasitesi, hem Birliğin hem de Türkiye’nin genel menfaati açısından göz önüne alınması gereken önemli bir noktadır. Komisyon müzakereler sırasında bu kapasiteyi 2004 Ekim kararlarına uygun olarak izleyecektir.
Müzakereler, Türkiye’nin 1993’te Kopenhag’da AB Konseyince belirlenen siyasi kriterleri, özellikle de daha sonra AB Antlaşması madde 6.1’de kabul edilen ve Temel Haklar Şartında ilan edilen kriterleri yeterli ölçüde karşılamasına dayanarak açılmıştır. AB, Türkiye’den reform sürecini sürdürmesini ve ilgili Avrupa içtihadı da dahil olmak üzere özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı ilkeleriyle ilgili olarak daha fazla iyileşme sağlanması yönünde çabalamasını, özellikle işkence ve kötü muameleye karşı mücadelede sıfır tolerans politikasıyla ve ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, kadın hakları, sendika haklarını içeren ILO standartları ve azınlık haklarıyla ilgili hükümlerin uygulanmasında mevzuatı ve uygulama tedbirlerini pekiştirmesini ve genişletmesini beklemektedir. Birlik ve Türkiye yoğun siyasi diyaloglarına devam edecektir. Bu alanlarda, özellikle temel özgürlükler ve insan haklarına tam saygı konularında kaydedilen ilerlemelerin geri dönülmezliğini ve tam ve etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak için, ilerlemeler Komisyon tarafından yakından izlenmeye devam edilecek olup, Komisyon yıllık rapor ve 2004’teki raporu da göz önüne alarak, düzenli aralıklarla bu konudaki raporlarını Konseye sunmaya devam etmeye çağrılmaktadır.
Birliğin temelini oluşturan özgürlük, demokrasi, insan haklarına ve temel özgürlüklere tam saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin Türkiye’de ciddi ve ısrarlı bir şekilde ihlal edilmesi durumunda, Komisyon, kendi inisiyatifiyle veya üye devletlerin üçte birinin talebi üzerine, müzakerelerin askıya alınmasını önerebilir ve müzakerelerin tekrar başlaması için karşılanması gereken koşullara yönelik tekliflerde bulunabilir. Konsey, Türkiye’yi dinledikten sonra, müzakerelerin askıya alınıp alınmaması veya müzakerelerin yeniden başlaması için aranacak koşullarla ilgili bu tür bir öneriyi nitelikli çoğunluk esasına göre kararlaştıracaktır. Üye devletler, Hükümetlerarası Konferanstaki genel oybirliği şartından bağımsız olarak Hükümetlerarası Konferansta Konsey kararına uygun olarak hareket edeceklerdir. Avrupa Parlamentosu’na bilgi verilecektir.
Müzakerelerin ilerlemesinin, ekonomik ve sosyal bir birleşme çerçevesi kapsamında Türkiye’nin katılıma hazırlık aşamasında kaydettiği ilerleme ile 2’nci paragraftaki AB Komisyonu’nun raporuna göre yönlendirileceği, üyelik için aşağıdaki gerekleri belirleyen Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
• Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve azınlıklara saygı ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarı.
• İşleyen bir pazar ekonomisinin varlığı ve Birlik içindeki rekabetçi baskıyla ve pazar güçleriyle başa çıkabilme kapasitesi.
• Siyasi, ekonomik ve parasal birliğin amaçlarına uygunluk ve müktesebatın etkin bir şekilde uygulanması ve yürütülmesi için gerekli idari kapasite dahil olmak üzere, üyeliğin getirdiği yükümlülükleri üstlenebilme yetisi.
Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkileri yönünde verdiği açık taahhüt ve henüz çözümlenmemiş olan tüm sınır ihtilaflarını, gerektiğinde Uluslararası Adalet Divanı’nın zorunlu yargılama yetkisi de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Şartına göre, ihtilafların sulh yoluyla halli ilkesine uygun olarak çözüme kavuşturmayı taahhüt etmesi; kapsamlı bir çözüm için uygun ortamın yaratılmasına katkıda bulunmaya yönelik adımlar atılması ve GKRY dahil tüm AB ülkeleriyle Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin normalleştirilmesinde ilerleme kaydedilmesinin yanı sıra BM nezdinde ve Birliğin üzerine inşa edildiği ilkeler doğrultusunda, Türkiye’nin Kıbrıs sorunu için kapsamlı bir çözüme ulaşma çabalarını devamlı olarak desteklemesi; Türkiye’nin Ortaklık Anlaşmasında ve Ortaklık Anlaşmasını tüm yeni AB üye devletlerini içine alacak şekilde genişleten Ek Protokolünde yer alan yükümlülükleri, özellikle de AB-Türkiye gümrük birliğine ve düzenli aralıklarla revize edilen Katılım Ortaklığının uygulanmasına yönelik yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiği belirtilmiştir.
Türkiye’nin, üye devletler ve birlik tarafından kabul edilen tutum ve politikalarla, uluslararası örgütler içindeki kendi pozisyonunu ve üçüncü ülkelere ilişkin politikalarını, katılıma kadar olan dönemde içinde uyarlaması gerektiği belirtilen belgede, Türkiye’nin, tüm diğer katılım müzakerelerinin sonuçlarını, katılım zamanındaki haliyle kabul etmesi gerektiğine de yer verilmiştir. Lüksemburg’da yapılan müzakerelerden sonra, İngiltere, AB Konseyi ülkelerinin de onayı ile, bu maddenin Türkiye aleyhine yorumlanmamasını talep eden bir bölümün müktesebatın içine dahil edilmesini kabul etmiştir. Ayrıca, ileride GKRY’nin, NATO gibi uluslararası bir kuruluşa üye olma talebi halinde, Türkiye’nin veto koyma hakkını korumayı hedeflediği bildirilmiştir .
Müzakerelerin kurallarıyla ilgili bölümün sonunda ayrıca, Katılım müzakerelerine paralel olarak, Birliğin Türkiye ile yoğun bir siyasi diyaloga ve sivil toplum diyaloguna gireceği, kapsamlı sivil toplum diyalogunun amacının halkları bir araya getirmek yoluyla karşılıklı anlayışı arttırmak olacağı da belirtilmektedir.
Müzakerelerin İçeriği
AB’ye katılımın, birlik sisteminin ve birliğin “müktesebatı” olarak bilinen kurumsal çerçevenin getirdiği hak ve yükümlülüklerin kabulü anlamına geldiği vurgulanan bu bölümde, Türkiye’nin, bu müktesebatı katılım zamanındaki şekliyle uygulaması gerektiği ifade edilmektedir. Ayrıca, mevzuatın uyumlu hale getirilmesine ek olarak, katılımın aynı zamanda müktesebatın zamanında ve etkin bir şekilde uygulanması anlamına geldiği vurgulanmaktadır.
Müktesebatın içerdiği bölümler kısaca şöyle özetlenmiştir:
• AB Birliği’nin üzerine kurulduğu antlaşmaların içeriği, ilkeleri ve siyasi hedefleri;
• Antlaşmalar uyarınca benimsenen mevzuat ve kararlar ve Adalet Divanı’nın içtihadı;
• Kurumlar arası anlaşmalar, kararlar, beyanatlar, tavsiyeler, kılavuzlar gibi, yasal olarak bağlayıcı olan ya da olmayan, Birlik çerçevesinde benimsenmiş diğer belgeler;
• Ortak dışişleri ve güvenlik politikaları çerçevesindeki ortak eylemler, ortak tutumlar, bildirgeler, sonuçlar ve diğer belgeler;
• Adalet ve içişleri çerçevesinde kabul edilen ortak eylemler, ortak tutumlar, imzalanan sözleşmeler, tavsiyeler, beyanatlar ve diğer belgeler;
• Birlik faaliyetlerine ilişkin olarak Topluluğun, Toplulukla birlikte üye devletlerin, birliğin ve kendi aralarında üye devletlerin akdettiği uluslararası anlaşmalar.
Belgede, Türkiye’nin, katılımdan önce müktesebatın Türkçe’ye çevirisini ve katılımdan sonra AB kurumlarının çalışmalarını aksatmadan yerine getirmesini temin edecek yeterli sayıda yazılı ve sözlü çevirmeni eğitmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir.
Türkiye’nin uymak zorunda olacağı haklar ve yükümlülükler, Türkiye ile topluluklar arasındaki tüm mevcut ikili anlaşmaların ve tarafımızdan akdedilen, üyelik yükümlülükleriyle uyumlu olmayan tüm diğer uluslararası anlaşmaların sona ereceği anlamına gelmektedir. Ortaklık Anlaşmasının müktesebattan ayrılan hükümleri, katılım müzakerelerinde emsal olarak kabul edilemeyecektir.
Türkiye’nin müktesebattan doğan hak ve yükümlülükleri kabul etmesinin, müktesebatta belli uyarlamaların yapılmasını gerektirebileceği belirtilen belgede, “Gerektiğinde müktesebatta belli uyarlamalara karar verilirken, üye devletlerin müktesebatı benimserken uyguladıkları ve o müktesebatın ayrılmaz parçası haline gelmiş olan ilkeler, kriterler ve parametrelerin esas alınacağı ve Türkiye’nin özel durumları göz önüne bulundurulacağı belirtilmektedir.
Birliğin, zaman ve kapsam açısından sınırlı olması ve müktesebatın uygulanmasına ilişkin olarak açıkça tanımlanmış aşamaları içeren bir plan eşliğinde olması koşuluyla, geçici tedbirler için Türkiye’den gelecek talepleri kabul edebileceği, iç pazarın genişletilmesiyle bağlantılı alanlar için, düzenleyici tedbirlerin hızlı bir şekilde uygulanması gerektiği ve geçiş dönemlerinin kısa ve az sayıda olması gerektiği, büyük mali giderler de dahil olmak üzere ciddi çaba gerektiren kapsamlı uyarlamaların gerekli olduğu yerlerde, uyumlaştırmaya yönelik sürekli, ayrıntılı ve bütçeli bir planın bir parçası olarak uygun geçiş düzenlemeleri öngörülebileceği hususları yer almaktadır.
Geçiş düzenlemeleri Birliğin kural ya da politikalarında herhangi bir değişiklik yapılmasını içermemeli, bunların sağlıklı bir şekilde işleyişini bozmamalı ve rekabetin büyük ölçüde zarar görmesine neden olmamalıdır. Bu bağlamda, Birliğin ve Türkiye’nin menfaatleri göz önünde bulundurulacaktır. Uzun geçiş dönemleri, derogasyonlar, özel düzenlemeler ya da kalıcı koruma hükümleri, bir başka deyişle koruma tedbirlerine bir temel oluşturmak üzere sürekli olarak elde tutulan maddeler olarak düşünülebilir. Komisyon bunları, uygun olan hallerde, kişilerin dolaşım özgürlükleri, yapısal politikalar ya da tarım gibi alanlarda getireceği tekliflere dahil edebilecektir. Bunun yanı sıra, kişilerin dolaşım özgürlüğünün nihai olarak tesis edilmesine ilişkin karar alma süreci, üye devletlerin bireysel olarak azami düzeyde rol oynayabilmesine olanak tanınmaktadır.
Müktesebatta yapılacak ayrıntılı teknik uyarlamaların, katılım müzakereleri sırasında belirlenmesinin gerekli olmadığı, bunların Türkiye ile işbirliği içerisinde hazırlanacak ve katılım tarihinde yürürlüğe girmek üzere Birlik kurumları tarafından zamanı geldiğinde benimseneceğine yer verilmiştir.
Türkiye’nin katılımı çok büyük mali sonuçlar doğurabileceğinden, müzakerelerin ancak sonuç olarak ortaya çıkacak olası mali reformlarla birlikte 2014’ten itibaren başlayacak olan döneme ilişkin Mali Çerçevenin oluşturulmasından sonra sonuca ulaştırılabileceği belirtilmektedir.
Türkiye, katılımdan itibaren derogasyona sahip bir üye devlet olarak ekonomik ve parasal birliğe katılacak ve gerekli koşulları karşılayıp karşılamadığına yönelik olarak yapılacak bir değerlendirme esasında Konseyin bu amaca yönelik vereceği kararın ardından ulusal para birimi olarak Euro’yu benimseyecektir. Bu alandaki diğer müktesebatın katılımdan itibaren tamamen geçerli olacağı benimsenmektedir.
Müzakerelerin özü ile ilgili bu bölümde ayrıca kısaca şu görüşlere yer verilmiştir: Özgürlük, adalet ve güvenlik alanıyla ilgili olarak, Avrupa Birliğine üyelik, Türkiye’nin katılımla birlikte Schengen müktesebatı da dahil olmak üzere, bu alandaki tüm müktesebatı tamamen kabul etmesi anlamına gelmektedir. İç sınırlarda kişiler üzerindeki kontrollerin kaldırılması konusunda Türkiye’nin hazır olup olmadığına yönelik değerlendirmelere dayalı olarak Konsey kararı olması halinde uygulama sağlanabilecektir. AB, nükleer güvenliğin tüm yönleri de dahil olmak üzere, yüksek düzeyde bir çevresel korumanın önemine işaret etmektedir. Müktesebatı etkin bir şekilde uygulamak amacıyla, ya da duruma göre, müktesebatı katılımdan yeterli bir süre önce etkin bir şekilde uygulayabilmek amacıyla, Türkiye müktesebatın tüm alanlarında kurumlarını, yönetim kapasitesini ve idari ve yargı sistemlerini birlik standartlarına getirecektir. Bunun yapılabilmesi için, genel düzeyde, verimli ve tarafsız bir sivil hizmet anlayışı üzerine kurulmuş, iyi işleyen ve istikrarlı bir kamu idaresine ve bağımsız ve etkin bir yargı sistemine ihtiyaç duyulduğu hususları belirtilmiştir.
Müzakerelerin İşleyişi
AB Komisyonu’nun, Türkiye’nin belli alanlarda müzakerelerin başlatılabilmesi için ne derece hazırlıklı olduğunu değerlendireceği, müzakereler sırasında gündeme gelmesi en muhtemel olan sorunların tespiti için, tarama olarak adlandırılan resmi bir süreç çerçevesinde müktesebatı inceleyeceği belirtilmektedir.
Tarama ve müzakereler için, müktesebatın her biri belli bir politika alanını kapsayan 35 başlığa ayrılmıştır. Bu listeye yazımızın ilerleyen bölümlerinde yer verilecektir.
Müzakerelerin belli bir başlığı hakkında Türkiye ya da AB tarafından ifade edilecek görüşler hiçbir şekilde başka başlıklarla ilgili olarak takınılacak tutumu etkilemeyecektir. Ayrıca, müzakereler sırasında, kısmi olanlar da dahil olmak üzere, belli başlıklar üzerinde varılan mutabakat, tüm bölümler üzerinde tam bir mutabakata varılana dek nihayete ermiş sayılamayacaktır.
Türkiye’nin katılıma yönelik kaydettiği ilerlemeler hakkında AB Komisyonu tarafından hazırlanan düzenli raporların ve özellikle de tarama sırasında AB Komisyonu’nun elde ettiği bilgileri esas alarak, AB Konseyi’nin, AB Komisyonu’nun teklifi üzerine oybirliğiyle hareket ederek, bir başlığın geçici olarak kapatılması ve uygun olduğu yerlerde, başlığın açılması için karşılaştırma ölçütleri tespit edilecektir.
Birlik bu karşılaştırma ölçütlerini Türkiye’ye bildirecektir. İlgili başlığa bağlı olarak, özellikle işleyen bir pazar ekonomisinin varlığına, mevzuatın müktesebatla uyumuna, ve yeterli bir idari ve adli kapasitenin olduğunu ortaya koymak için müktesebatın temel unsurlarının uygulanmasında tatmin edici bir seyir izlendiğine ilişkin net karşılaştırma ölçütleri bulunacaktır. İlgili yerlerde, karşılaştırma ölçütleri aynı zamanda Ortaklık Anlaşmasının altındaki taahhütlerin, özellikle de AB-Türkiye gümrük birliğiyle ilgili olan taahhütlerin ve müktesebat çerçevesindeki şartları yansıtan taahhütlerin yerine getirilmesini de içerecektir.
Müzakerelerin geniş bir süreyi kapsadığı hallerde ya da yeni müktesebat gibi yeni öğelerin dahil edilmesi amacıyla bir başlığa daha sonraki bir tarihte geri dönüldüğü hallerde, var olan karşılaştırma ölçütleri güncellenebilecektir.
Belgenin bu bölümünde ayrıca şu görüşlere yer verilmiştir: Türkiye’den müktesebatla ilgili olarak tavrını belirtmesi ve ölçütleri karşılama konusunda kaydettiği ilerlemeleri rapor etmesi istenecektir. Müktesebatın uygun idari ve adli yapılar vasıtasıyla etkin ve verimli bir şekilde uygulanması da dahil olmak üzere, Türkiye tarafından doğru bir şekilde iç hukuka aktarılması ve uygulanması, müzakerelerin hızını belirleyecektir. Bu amaçla Komisyon, Türkiye’nin tüm alanlarda kaydettiği ilerlemeyi yakından izleyecektir. Komisyon, AB Ortak Pozisyonları taslağını sunarken Türkiye’nin belli bir alanda kat ettiği ilerleme hakkında Konseyi bilgilendirecektir. Konsey, söz konusu başlık hakkındaki müzakerelerle ilgili olarak atacağı ileriye dönük adımları kararlaştırırken bu değerlendirmeyi göz önünde bulunduracaktır. AB’nin her bir başlıkla ilgili müzakereler için isteyebileceği ve Türkiye tarafından Konferansa temin edilecek olan bilgilere ek olarak, Türkiye’den belli bir başlıkla ilgili müzakerelerin geçici kapanışından sonra bile müktesebatla uyum ve müktesebatın uygulanması konularında kat edilen ilerlemeler hakkında düzenli aralıklarla ayrıntılı, yazılı bilgi vermesi istenecektir.
Müzakere Başlıkları ve Tarama
Avrupa Birliği’nin Türkiye ile yapacağı tam üyelik müzakereleri 35 bölümden oluşmaktadır. Müzakere konularına aşağıda yer verilmiştir.
• Malların serbest dolaşımı
• İş gücünün serbest dolaşımı
• Yerleşme hakkı ve hizmet sağlama özgürlüğü
• Sermayenin serbest dolaşımı
• Kamu ihaleleri
• Şirketler hukuku
• Fikri haklar hukuku
• Rekabet politikası
• Mali hizmetler
• Bilgi toplumu ve medya
• Tarım ve kırsal kesim kalkınması
• Gıda güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı politikası
• Balıkçılık
• Ulaştırma politikası
• Enerji
• Vergilendirme
• Ekonomi ve para politikası
• İstatistik
• Sosyal politika ve istihdam
• Şirketler ve sanayi politikası
• Avrupa üzerinden giden ulaştırma ağları
• Bölgesel politika
• Hukuki ve temel haklar
• Adalet, özgürlük ve güvenlik
• Bilim ve araştırma
• Eğitim ve kültür
• Çevre
• Tüketim ve sağlık koruması
• Gümrük birliği
• Dış ilişkiler
• Dış güvenlik ve savunma
• Mali kontrol
• Mali ve bütçe koşulları
• Kurumlar
• Diğer konular
Yukarıda yer alan 35 başlık konusundaki tarama çalışmalarının bir yıl kadar sürebileceği tahmin edilmektedir. Avrupa Birliği ile müzakereler çerçevesinde 20 Ekim’de bilim ve araştırmayla başlayan tarama süreci, eğitim ve kültür, kamu ihaleleri, rekabet hukuku, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı, tarım ve kırsal kalkınma konuları ile devam etmiştir.
1 Ocak 2006 yılından itibaren AB dönem başkanlığını İngilitere’den devralan Avusturya’nın 6 aylık dönem başkanlığı süresince toplam 21 konu başlığının taranması düşünülmektedir. Ocak ayında Gümrük Birliği, malların serbest dolaşımı, adalet ve temel haklar, Şubat ayında ise telif hakları kanunu, sosyal politika ve istihdam, ekonomi ve para birliği ile balıkçılık masaya yatırılmıştır. Mart’ta, gıda güvenliği, veterinerlik ile şirket ve sanayi politikaları, mali hizmetler; Nisan ayında çevre, adalet ve içişleri tarama sürecinin konuları olacaktır. Mayısta mali denetim, Haziranda vergilendirme, tüketici ve sağlık güvenliği, iletişim topluluğu ve medya, istatistik, şirketler hukuku, ulaştırma, transavrupa ağı ile ilgili tarama süreci başlatılacaktır.
Avusturya’dan sonra dönem başkanlığını üstlenecek olan Finlandiya döneminde, Türkiye ile 5 müktesebat başlığının taranacağı, Temmuzda dış ilişkiler ve işçilerin serbest dolaşımı masaya yatırılırken, Eylülde bölgesel politikalar, maliye bütçe çalışmaları ve savunma politikaları ile tarama sürecinin sona ermesi beklenmektedir.Tarama sürecinin tanıtıcı kısmı Brüksel’de, fiili tarama ise Ankara’da gerçekleştirilecektir.
Katılım
Tarama sürecinin ardından, Avrupa Komisyonu söz konusu ülkenin Avrupa Birliği müktesebatına uyumu hakkında bir rapor hazırlayıp, Bakanlar Konseyi'ne iletecektir. Tam üyelik müzakereleri belirli müzakere başlıklarının müzakereye açılmasıyla başlamaktadır. Tabi ki Müzakerelere başlayabilmek için asgari bir uyum şartı aranmaktadır. Müzakere başlıklarının açılabilmesi için hem AB'nin hem de aday ülkenin onayı gerekmektedir. Herhangi bir başlığın müzakereye açılabilmesi için her bir AB ülkesinin bu başlığın açılmasına onay vermesi gerekmektedir.
İlerleme, aday ülkenin açılmış olan müzakere başlığı altında yer alan AB mevzuatı ile kendi ulusal mevzuatı arasında uyum sağlaması ile gerçekleşecektir. Ancak, müzakere başlığının kapatılması öncesinde uygulamaya ilişkin bir denetim mekanizması da bulunmaktadır. Her bir müzakere başlığı, ilgili tarama sürecinin sonunda, performans kriterlerinin yerine getirilmesi ile açılacaktır. Türkiye bu alandaki AB müktesebatını üstlendiği ve uygulamayı AB standardına getirdiği zaman kapanacaktır. Bir müzakere başlığının kapanmasıyla yeni bir müzakere başlığı açılacaktır. Bu şekilde yukarıda belirtilen 35 başlık ile ilgili müzakereler açılacak, mevzuatın üstlenilmesi ve uygulamanın tam olarak sağlanması ile kapanacak, tüm başlıkların kapanması ile birlikte Türkiye - AB arasındaki tam üyelik müzakereleri sona erecektir.
Müzakerelerin ne kadar süreceği aslında büyük ölçüde Türkiye’ye bağlıdır. Ne kadar kısa sürede AB ile bu 35 başlık altında uyum sağlanırsa, müzakereler de o kadar kısa sürecektir. Müzakere sürecinin ardından Türkiye ile AB arasında Katılım Antlaşması imzalanacaktır. Antlaşmanın hem AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu, hem de AB üyesi ülkelerce onaylanması gerekmektedir.
Sonuç
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki katılım müzakerelerinin genel prensiplerini belirleyen müzakere çerçeve belgesi ekseninde yürütülecek müzakerelerde, gümrük birliği deneyiminden dolayı, malların serbest dolaşımı, gümrük birliği, rekabet politikası, tüketicinin korunması, sanayi politikası, KOBİ’ler, bilim ve araştırma, eğitim, dış ilişkiler, ortak güvenlik ve savunma politikası alanlarında Türkiye’nin nispeten avantajlı olduğu, enerji konusunda ise pazarlık gücünün yüksek olacağı, hizmetlerin serbest dolaşımı, sermayenin serbest dolaşımı, şirketler hukuku, tarım, taşımacılık politikası, vergilendirme, ekonomik ve parasal birlik, istatistik, sosyal politika ve istihdam, enerji, telekomünikasyon, kültür ve görsel işitsel hizmetler, adalet ve içişleri, mali kontrol alanlarında daha fazla ilerleme kaydetmemiz gerektiği, en fazla zorlanacağımız konuların kişilerin serbest dolaşımı, tarım ve balıkçılık, bölgesel politikalar, mali ve bütçesel konular ile çevre olduğu kabul edilmektedir.
Sonuç olarak, 1959 yılında üye olma yönünde koyduğumuz iradenin arkasında kararlılık ve ciddiyetle durmamız gerektiğini unutmadan, 1963 yılında Ankara Antlaşması ile resmen başlayıp kesintilerle devam ettiğimiz tam üyelik yolunda artık dönüşü olmayan bir sürece girdiğimizin bilincinde olarak, tarama ve müzakere süreçlerinde, her ne kadar tüm dünyada “son dakika uzmanı” olarak bilinsek dahi yine de çok önceden hazır olarak masaya oturmalıyız. AB’ye tam üyelik yolunda yürütülen müzakere sürecinin gerek AB için gerekse Türkiye için bir samimiyet sınavı olacağı unutulmamalıdır. Onlar olmasa bile biz gerçekten de sabırlı, iyi niyetli ve samimi olmalıyız.
Kaynakça :
1. ÇAĞAN Nami, Prof.Dr., Avrupa Topluluğu ve Türkiye İlişkileri, A.Ü. ATAUM, Araştırma Dizisi (12), Ankara, 1993
2. GÖKDERE Ahmet, Prof.Dr., Avrupa Topluluğu ve Türkiye İlişkileri, A.Ü. ATAUM, Araştırma Dizisi (2), Ankara, 1991
3. ÖZDİYEN Önder, Gümrük Başkontrolörü, Avrupa Birliği: Amerika Birleşikliği… , Gümrük Dünyası Dergisi, Yaz 2004 Sayı: 42
4. BÜYÜKDERE Köksal, Gümrük Kontrolörü, Gümrük Birliğine Eleştirel Bir Bakış, Gümrük Dünyası Dergisi, Sonbahar 2003 Sayı: 39
5. AKGÖZ Adnan, Gümrük Kontrolörü, İlk Adım: Tarama Süreci, Gümrük Dünyası Dergisi, Sonbahar 2005 Sayı: 47
6. YAĞAN Haldun, Gümrük Başkontrolörü, Dünden Bugüne Avrupa Birliği ve Türkiye, Gümrük Dünyası Dergisi, Kış 2006 Sayı: 48
7. Bilgi Takımı, Bilgi Bankası: AB İle İlgili Temel Bilgiler, Gümrük Dünyası Dergisi, Sonbahar 2005 Sayı: 47
8. İktisadi Kalkınma Vakfı web sitesi (www.ikv.org.tr)
9. Dışişleri Bakanlığı web sitesi (www.disisleri.gov.tr)
10. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği web sitesi (www.abgs.gov.tr)
11. Dış Ticaret Müsteşarlığı web sitesi (www.dtm.gov.tr)
12. Gümrük Müsteşarlığı web sitesi (www.gumruk.gov.tr)
13. AB Haber web sitesi (www.abhaber.com)