Takvim
GÜMRÜK DÜNYASI DERGİSİ / Sayı 49 / Makaleler

Defne Karaca
Gümrük Kontrolörü

 

5237 SAYILI TCK’DA RÜŞVET VE GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇLARI

 

Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde hazırlanarak 25611 sayılı, 12.10.2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve tüm eleştirilere rağmen bünyesinde çok önemli sayılabilecek düzenlemeleri içeren 5237 sayılı, 26.09.2004 kabul tarihli Türk Ceza Kanunu’nun 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte ceza hukukumuzda yeni bir dönem başlamıştır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar, İkinci Kitap (Özel Hükümler), Dördüncü Kısım (Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler), Birinci Bölümde düzenlenmiştir.

Bu yazımızda Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı İşlenen Suçlardan; rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçları ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılacaktır.

1. Rüşvet

Rüşvet suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:
Rüşvet
MADDE 252.- (1) Rüşvet alan kamu görevlisi, dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de, kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması hâlinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
(2) Rüşvet alan veya bu konuda anlaşmaya varan kişinin, yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması hâlinde, birinci fıkraya göre verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(3) Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır.
(4) Birinci fıkra hükmü, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ya da halka açık anonim şirketlerle hukuki ilişki tesisinde veya tesis edilmiş hukuki ilişkinin devamı sürecinde, bu tüzel kişiler adına hareket eden kişilere görevinin gereklerine aykırı olarak yarar sağlanması hâlinde de uygulanır.
(5) Yabancı bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama veya idarî veya adlî bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının memur veya görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenlere, uluslararası ticarî işlemler nedeniyle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir yararın elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan veya dolaylı olarak yarar teklif veya vaat edilmesi veya verilmesi de rüşvet sayılır.

5237 sayılı Kanunun 252.maddesi ile 765 sayılı Yasanın 212/1.maddesinde düzenlenen ve basit rüşvet denen eylem rüşvet suçu olarak öngörülmemiş ve koşulları oluştuğunda 257. maddede düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun oluşacağı kabul edilmiştir. Buna göre; kamu görevlisi, yapması gereken işi yapmak/yapmaması gereken işi yapmamak için çıkar sağlarsa rüşvet suçu oluşmayacaktır. Gerekçede bu husus şu şekilde açıklanmaktadır: “İzlenen suç siyaseti gereğince, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması amacıyla kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması, rüşvet olarak tanımlanmıştır… Buna karşılık, izlenen suç siyaseti gereğince, haklı bir işin gördürülmesi amacıyla kamu görevlisine menfaat temininin, rüşvet suçunu oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Çünkü bu gibi durumlarda menfaati temin eden kişi, işinin en azından zamanında yapılmayacağı konusunda bir endişe ile hareket etmektedir. Bu nedenle, haklı bir işin gördürülmesi amacına yönelik olarak menfaat sağlanması halinde, icbar suretiyle irtikâp suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir.”

I. Suçun Hukuki Konusu

Bu suçla korunan hukuki menfaat, kamu görevlilerine duyulan/duyulması gereken güveni korumaktır.

II. Suçun Faili

Rüşvet suçu bir karşılaşma suçudur; bu nedenle, çok failli bir suçtur. Bir tarafta, rüşvet veren; diğer tarafta ise rüşvet alan kamu görevlisi yer almaktadır. Rüşvet veren ve alan aynı amacın gerçekleşmesini hedeflemektedirler. Bu itibarla, veren ve alan açısından rüşvet suçu tek bir suçtur.

III. Suçun Unsurları

A. Maddi Unsur

Suçun maddi unsuru rüşvet almak veya rüşvet vermektir. 5237 sayılı Kanunda, “haklı bir hususun temini için” rüşvet verme veya eski kanunun 212. maddesinin 1.fıkrasında geçen “yapılması gereken işi yapmak, yapılmaması gereken bir işi yapmamak” suretiyle kamu görevlisinin rüşvet alması şeklindeki düzenlemeye yeni kanunda yer verilmemiştir.

Rüşvet suçunun oluşması için menfaatin mutlaka temin edilmiş olmasına gerek yoktur, anlaşmaya varılmış olması yeterlidir.

Şayet, kişi rüşvet almak isteyen görevliyi yakalatmak için anlaşmış gibi görünür ise bu anlaşma (görünüşte rıza) tarafların gerçek ve uyum içindeki iradelerine dayanmadığından 765 sayılı yasanın uygulamasında eksik teşebbüs olarak kabul ediliyordu. Yani iki tarafın gerçek bir anlaşması bulunmadığından suçun tamamlandığı kabul edilmiyordu. Ancak, görünüşte rızanın yeterli olacağına dair öğretide görüşler de bulunmaktadır.

Rüşvet suçunun oluşabilmesi için amaçlanan şeyin kamu görevlisinin görevine giren bir iş olması gereklidir. Aksi taktirde rüşvet suçu oluşmaz. Amaçlanan şeyin kamu görevlisinin görevine girip girmediği, ilgili kurumun çalışma sistem ve işbölümünü düzenleyen mevzuata göre belirlenecektir.

Maddenin dördüncü fıkrasında rüşvet suçunun uygulama alanı, sadece kamu görevlisine rüşvet verilmesiyle sınırlı tutulmayıp, toplumsal hayatta önemli görevler ifa eden kurum ve kuruluş temsilcilerinin de rüşvet suçunun faili olabilmesinin yolunu açan bir düzenleme yapılarak genişletilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise, uluslar arası mevzuata uygunluk ve rüşvet suçuyla uluslar arası alanda mücadele için yabancı görevlilere rüşvet verme ve alma da suç kapsamına alınmıştır.

B. Manevi Unsur

Bu suç, ancak kasten işlenebilir. Bu itibarla rüşvet alan memur, sağladığı yararın veya kabul ettiği vaadin hukuka aykırı olduğunu bilecek ve bunu isteyecektir. Kendisinden rüşvet istenen kimse de, bu yararın talep olunmasının hukuka aykırı olduğunu bilecek ve buna rağmen bu talebi serbest iradesiyle kabul edecektir.

IV. Suça Etki Eden Ağırlatıcı Sebepler

Eski metinde ağırlatıcı sebep olarak düzenlenmiş olan rüşvet alanın yapılması gereken işin yapılması veya yapılmaması gereken işin yapılmamasına yönelik fiiline yeni metinde yer verilmemiş, suça özgü ağırlatıcı sebep olarak sadece, maddenin 2. fıkrasında eski yasadan farklı olarak rüşveti alan kamu görevlisinin sıfatına bağlı olarak; rüşvet alan veya bu konuda anlaşmaya varan kişinin, yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde verilecek cezanın 1/3 oranından başlayıp en üst artırma oranı olan 1/2 oranına kadar arttırılacağı hükmüne yer verilmiştir.

V. Teşebbüs

Suç teşebbüs suretiyle işlenemez. Zira, suçun oluşması için menfaatin elde edilmesi şart olmayıp vaadin kabulü konusunda anlaşmaya varılması yeterlidir. Bu halde çıkar sağlamadığı halde izlenen suç politikası uyarınca fail tam ceza ile sorumlu tutulacaktır.

VI. İştirak

Menfaat temin edilinceye yani suçlar tamamlanıncaya kadar 3. kişilerin suça katılmaları mümkündür. Bu nedenle, yeni kanunda rüşvete aracılık eden kavramına yer verilmemiştir.

VII. İçtima

Görevli, görevinin gereklerine aykırı hareket ederken başka suçlar da işlenmiş olabilir. Rüşvet suçu araç yapılarak bir başka suç işlenmiş olduğunda o suçun ayrıca cezalandırılması gerekir. Örneğin, kamu görevlisi rüşvet karşılığı sahte belge düzenledi ise hem rüşvet almaktan hem de evrakta sahtekarlıktan hüküm giyecektir.

VIII. Etkin Pişmanlık

5237 sayılı Kanunun 254. maddesi 765 sayılı TCK’nin 215. maddesinin karşılığı olarak düzenlenmiş olup, yeni düzenlemede rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişiler hakkında da bir etkin pişmanlık hükmü getirilmiştir.

Rüşvet alan kişinin, soruşturma başlamadan önce, rüşvet konusu şeyi soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim etmesi hâlinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin soruşturma başlamadan önce durumu yetkili makamlara haber vermesi hâlinde de hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.

Rüşvet veren veya bu konuda kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, soruşturma başlamadan önce, pişmanlık duyarak durumdan soruşturma makamlarını haberdar etmesi halinde ise, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz; verdiği rüşvet de kamu görevlisinden alınarak kendisine iade edilir. Ancak, yetkili makamları haberdar eden rüşveti veren değil de alan kamu görevlisi ise suç tamamlanmış olacağı için rüşvet amacıyla verilen şey müsadere edilecektir.

Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişilerin, soruşturma başlamadan önce, pişmanlık duyarak durumdan soruşturma makamlarını haberdar etmesi hâlinde, hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.

Yeni metin ve gerekçesinde, rüşvetle istenen hususun yerine getirilmiş olup olmamasına dair bir açıklama yer almamıştır. Ancak, rüşvetle istenen husus yerine getirilmiş olsa dahi soruşturma başlamadan önce durumu yetkili makamlara bildirirse etkin pişmanlık hükümlerinden istifade edecektir.

Söz konusu madde hükmünden anlaşılacağı üzere, kamu görevlisi rüşveti alır veya bu konuda anlaşır ancak herhangi bir şekilde gayri resmi olarak hakkında soruşturma açılacağını öğrenirse ve bunun üzerine yakalanacağını anlayarak suçu bildirirse etkin pişmanlık hükmünden istifade edecektir. Soruşturma başlamadan önce suçu bildirdiğine dair tutulacak basit bir ihbar tutanağı ya da şahadet dahi faili suçtan kurtarabilecektir.

IX. Lehe Kanun

765 sayılı Türk Ceza Kanununa göre nitelikli rüşvet vermeyle 5237 sayılı yasa hükümleri arasında yaptırımlar, hürriyeti bağlayıcı cezalar bakımından eşittir. Ancak, eski kanunun 212/4.maddesinde hapis cezasına ilaveten para cezası da öngörüldüğünden 5237 sayılı Kanun lehe Kanun olarak değerlendirilmelidir. 765 sayılı yasadaki nitelikli rüşvet alma suçunun yaptırımı alt sınır itibariyle aleyhtedir.

X. Güvenlik Tedbiri Uygulanması

5237 sayılı Kanunun 253.maddesine göre; rüşvet suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (5237 sayılı TCK md. 60). Tüzel kişinin mensubu ya da elemanı olan görevlinin tüzel kişi lehine çıkar sağlama eylemi hakkında tüzel kişinin bilgisi olup olmamasının önemi yoktur. Bu bir objektif sorumluluk hükmüdür.

5237 sayılı TCK’nin 53.maddesinde, eski yasada yer alan fer’i ceza denen yaptırımlar yerine güvenlik tedbirleri yer almaktadır. Bu madde hükmüne göre kişi hakkında, kamu görevlisi sıfatıyla haiz olduğu hak ve yetkileri kötüye kullanarak işlenen suçlar (zimmet, irtikap, rüşvet, görevi kötüye kullanma suçu vb.) dolayısıyla hapis cezasına mahkumiyet halinde yeni Kanunun 53. maddesinin 5. fıkrası uyarınca güvenlik tedbirlerine hükmedilecektir.

Söz konusu maddeye göre; birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar.

Maddeden de anlaşılacağı üzere, 5237 sayılı TCK rüşvet suçu için 765 sayılı TCK’nin 219/4. maddesinden farklı olarak memuriyetten müebbetten mahrumiyet cezası öngörmemiştir.

2. Görevi Kötüye Kullanma

Görevi kötüye kullanma, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre;

Görevi kötüye kullanma
MADDE 257.- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) İrtikap suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlayan kamu görevlisi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

İlk fıkrada yer alan “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında” ibaresiyle suçun kapsamı belirtilmeye çalışılmıştır. Bu ibare ile kapsam dışı olan suçlar da ifade edilmiştir. Buna göre, Yasanın 120. (haksız arama), 116. (konut dokunulmazlığının ihlali) , 247. (zimmet), 250. (irtikap), 252. (rüşvet), 204. (resmi belgede sahtecilik) maddelerde düzenlenen suçlar ayrıca suç olarak tanımlanan haller olduklarından 257. maddenin kapsamı dışında kalırlar ve maddelerinde yer alan hükümler yanında ayrıca 257. maddenin de uygulanması söz konusu olamaz.

257. madde, 765 sayılı eski Yasada yer alan 228, 230 (257/2) ve 240. maddelerin oldukça değiştirilmiş bir karşılığıdır. Maddenin 1.fıkrasında 765 sayılı Kanunun 228 ve 240. maddesindeki görevi kötüye kullanma, 2.fıkrada 230. maddesindeki görevi ihmal suçunun karşılığı düzenlenmiş, son fıkrada ise, özel bir hükme yer verilerek kamu görevlisinin kendisine veya başkasına haksız çıkar sağlaması suç olarak düzenlenmiştir.

I. Suçun Hukuki Konusu

Maddedeki fiillerin suç olarak nitelendirilmesiyle korunan hukuki menfaat; kamu görevinin ifasında disiplini sağlamak, bu görevin hiç veya zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle bundan umulan ve beklenen genel yararın sekteye uğramadan elde edilmesini ayrıca, kamu görevinde disiplini sağlamak ve bu suretle kamu idaresinin zarar görmesini önlemektir.

II. Suçun Faili

Suçun faili kamu görevlisidir.

III. Fiil

Suç oluşturan fiil, fail olan kamu görevlisinin görev alanındaki iş ve işlemlerden biri ile ilgili olmalıdır. Bu fiillerin nitelikleri ve gerçekleştirilme şekillerine göre farklı hükümler yerine 257. madde hükmü ile ihtiyaç karşılanmaya çalışılmıştır. 765 sayılı yasadaki 228, 230 ve 240. maddelerin içeriği fiillerin hepsi bu madde kapsamına alınmıştır. Bu yapılırken “kişilerin mağduriyeti”, “kamunun zararı”, “haksız kazanç sağlama” unsurları getirilerek kapsam daraltılmıştır.
765 sayılı yasanın 240. maddesi kapsamında değerlendirilen birçok eylem, 257. madde düzenlemesi karşısında disiplin suçu olarak değerlendirilebilecektir.

IV. Maddi Unsur

Birinci fıkrada yer alan görevi kötüye kullanma suçunun maddi unsuru; görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına veya kişilerin haksız kazanç sağlamasına neden olmaktır.

Görevlinin hareketinin bu nitelikte olup olmadığı idare hukuku kurallarına ve bu kurallara göre beliren uygulamalara göre belirlenecektir. Bu bakımdan her olayda ilgili mevzuat incelenmeli, buna göre oluşan emir, talimat ve benzeri belgelerle saptanan uygulama değerlendirilerek yapılan işlemin görev gereklerine uygun ya da aykırı olduğuna karar verilmelidir.

Görev gereklerine aykırı hareket, uygulamada en çok görülen biçimleriyle görev nedeniyle verilen yetkilerin aşılması, yasal şekil şartlarına uyulmaması, takdir yetkisinin açıkça ve nedensiz olarak amaç dışı kullanılması, görev nedeniyle elde bulunan ve belli yer ve amaçlar için kullanılması gereken eşyayı başka yer ve amaçlar için kullanma şeklinde gerçekleşebilir.

Görevi kötüye kullanma suçu, genel, tali ve tamamlayıcı bir suç tipidir. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı davranışın başka bir suçu oluşturmadığı hâllerde, kamu görevlisini bu suça istinaden cezalandırmak gerekir. Bu nitelikteki davranışlar TCK’da veya başka bir özel yasada bağımsız suç olarak düzenlenmişse 257. maddedeki suç oluşmayacaktır.

İkinci fıkradaki görevde ihmal veya gecikme gösterme suçunun maddi unsuru; görevde ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olmak ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamaktır.

765 sayılı yasanın 230. maddesinde düzenlenmiş olan hüküm karşılığında 257.maddenin 2. fıkrası hükmü konmuştur. Bu düzenlemeyle, 765 sayılı Türk Ceza Kanunundan farklı olarak, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçları ayırımından vazgeçilmiştir.

İhmal göstermek, görevine giren bir işi yapılması gerektiğini bildiği halde yapmamak şeklindeki bir pasif davranışı ifade eder. Gecikme göstermek ise, göreve giren bir işi yapılması gerekli ve mümkün olan zamandan sonraki bir zamanda yapmaktır.

Görev suçu olması nedeniyle bu fıkradaki suçun ön şartı; failin yapmadığı veya geciktirdiği işlemin kendi görevine giren, görevi itibariyle yapmak ve geciktirmemekle yükümlü bulunduğu bir işlem olmasıdır. İdare hukuku usul ve gereklerine göre, görevin kapsamına giren her işlem, görev gereği yapılması zorunlu bir işlemdir ve bunun mesai saatleri içinde veya dışında ya da görev mahallinde ya da başka bir yerde yapılması arasında da fark gözetilemez.

Üçüncü fıkradaki suçun maddi unsuru ise, görevinin gereklerine uygun davranmak için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlamaktır.

765 sayılı yasa döneminde yapılması gereken işin yapılması için çıkar sağlama basit rüşvet (md. 212/1), işin yapılmasından sonra çıkar sağlama görevi kötüye kullanma kabul ediliyordu. Görevin yapılmasından sonra sağlanan çıkarın disiplin suçu oluşturacağı ve DMK’nın 125. maddesinin uygulanabileceği de savunuluyordu.

257. maddenin son fıkrası ile kamu görevlisinin, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlaması, bazı hâllerde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacaktır. Ancak, Maddenin son fıkrasında yer alan çıkar sağlama eylemlerini belirlerken eylemin 250. maddede düzenlenen irtikâp suçunu oluşturmamasına dikkat edilmelidir. Yani görevinin gereğini yerine getirmesi için çıkar sağlayanın icbar edilmemesi gerekecektir.

İrtikap suçunu oluşturmadığı taktirde, çıkarı sağlayanın 250. maddenin 2 ve 3. fıkralarına uygun olarak ikna edilmesi veya hatasından yararlanılması hallerinde 257. maddenin son fıkrası uygulanabilecektir.

V. Manevi Unsur

Suçun manevi unsuru kasttır. Suç taksirle işlenemez.

VI. Teşebbüs

Maddenin 1. ve 2. fıkralarında düzenlenen suçlara teşebbüs mümkün değildir. Ancak, 3. fıkradaki “yapması gereken işin yapılması için çıkar sağlama” suçunun teşebbüs suretiyle işlenmesi mümkündür.

VII. İştirak

Maddedeki suçlara müşterek faillik dışında iştirakin her hali mümkündür.

VIII. Yaptırımlar ve Lehe Kanun

Eski kanunda öngörülen bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası görevi kötüye kullanma suçunun karşılığı olan 257. maddenin birinci fıkrasında aynen muhafaza edilmiş, para cezasına ise aynı maddede yer verilmemiştir, yine eski kanunun 230. maddesinde yer alan görevi ihmal suçunun müeyyidesi olan hapis cezası, yeni Kanunun 257. maddesinin 2. fıkrasında alt sınır olarak muhafaza edilmiş (altı ay), üst sınır olan üç yıl ise iki yıla indirilmiş, para cezasına ise aynı maddede yer verilmemiştir.

765 sayılı Yasanın 240. maddesinde ayrıca, fer’i ceza olarak memuriyetten süreli veya temelli olarak yoksunluk cezası da vardır. 5237 sayılı yasanın 53. maddesinde ise söz konusu suç için geçici süreyle güvenlik tedbiri bulunmaktadır. Bu açılardan 5237 sayılı yasa lehe kanun olarak kabul edilebilir. 765 sayılı yasanın 240/2. fıkrasındaki cezayı hafifleten hüküm ise, yeni yasada düzenlenmediği için 240/2. madde lehedir. 765 sayılı yasanın 228. maddesi de lehe hüküm durumundadır. 765 sayılı kanunun 230. maddesine tekabül eden, 257. maddenin 2 inci fıkrasında ise ceza hafiflediğinden yeni kanun lehe kanundur.

KAYNAKÇA
1. ARSLAN, Çetin/AZİZAĞAOĞLU, Bahattin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Şerhi, Asil Yayınları,Ankara 2004
2. MALKOÇ, İsmail, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine Ve İşleyişine Karşı Suçlar”
3. Adalet Bakanlığı, “Temel Ceza Kanunları İle Ceza Hukukumuza Getirilen Yenilikler”
4. KAYLAN, Keskin, “Kamu Güvenine Karşı Suçlar”
5. Erman/Özek, Kamu İdaresine Karşı Suçlar
6. ŞİRİN, Osman, “03/01/2005 tarihli Seminer Notu”
7. http://www.adalet.gov.tr
8. http://www.ceza-bb.adalet.gov.tr
9. http://www.tbmm.gov.tr
10. http://www.law.ankara.edu.tr


Yeni Gümrük ve Ticaret Müfettişleri Derneği Web Sitesi - 2013 - Her Hakkı Saklıdır