Takvim
GÜMRÜK DÜNYASI DERGİSİ / Sayı 53 / Makaleler

KOLLUĞUN KİMLİK SORMA YETKİSİ VE UYGULAMASI

Ergin ERGÜL
Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı

I. Genel Olarak

Kolluk faaliyetleri bakımından kimlik sorma, önleme amaçlı kimlik sorma ve adli amaçlı kimlik sorma olarak iki kısımda incelenebilir. Bunun dışında güvenlik güçlerinin keyfi olarak kimlik sorması hukuka aykırıdır .

Şahsın yolda durdurularak ona sorular sorulması, yakalama değildir. Teknik anlamda arama ve elkoyma da değildir. Bu nedenle yakalama, arama ve elkoyma için kanunlarda öngörülen koşullar burada aranmaz. Polisin durdurduğu kişiden yola çıkılarak bir kriter geliştirilmiştir. ‘Polisin sorduğu soru üzerine, makul bir vatandaş oradan ayrılmaması gerektiğine inanabilecek idi ise’, polisin başvurduğu tedbir yolda durdurma ve kimlik sorma tedbiridir. Bir başka ifade ile, sadece polisin sübjektif olarak durdurma sırasında sahip olduğu maksat ve düşünce geçerli olmayıp, olayın dışa yansıması ve kişi üzerinde bıraktığı izlenim de önemlidir.3

Durdurmanın süresi amacın gerçekleşmesine bağlıdır. Yani durdurma yetkisi hangi amaçla kullanılıyorsa amaca ulaşıldığında durdurma yetkisi sona erer. Eğer GBT (Genel Bilgi Toplama)’den kimlik sorgulaması yapılacaksa neticenin alınmasından sonra olumsuz bir netice olmaması durumunda kişi serbest bırakılmalıdır.

II. Önleyici Kimlik Sorma

Şüpheli kişilerin durdurulması, kimlik kontrolünün yapılması ve aranması önemli bir kolluk uygulamasıdır. Önleyici amaçlı durdurma ve kimlik sormanın en önemli amaçları şunlardır:

a. Suç işleme eğiliminde olan kişilerin caydırılması,

b. Toplumun diğer bireylerine güven duygusunun verilmesi,

c. Kişilerin kimliği ile ilgili verecekleri bilgilerin doğruluğunun ortaya çıkarılmasıdır.

Bununla birlikte, gelişmiş ülkelerde önleme amaçlı durdurma, kimlik sorma, arama ve el koyma yetkileri suç önleme projelerinde çok nadiren kullanılmaktadırlar.

Uygulamada kimlik sorma, arama ve elkoyma yetkileri çoğunlukla bir arada kullanılır. Kolluğun önleyici yetkileri arasında temel hak ve özgürlüklere en az müdahale edici mahiyette olanı kimlik sorma yetkisidir. Önleyici mahiyetteki kimlik sorma yetkisinin, şüphenin doğması ve yoğunlaşmasıyla adli nitelikli yakalama, elkoyma ve hatta kimlik tespitine gidebilecek süreci başlatması mümkündür.

Ancak, önleme amacıyla gerçekleştirilen kimlik sorma işleminin, arama işlemiyle ilgisi bulunmamaktadır. Kişi, kimliğini göstermezse yakalanarak gözaltı birimine götürülür. Bu durum kolluğa, kişinin üstünü delil elde etmek için arama yetkisini vermez.

Kişiye isim ve adres sorulmasını, kendi isteğiyle gösterdiği kimlik belgesine bakılmasını aşan her hareket (hareket özgürlüğünü kısıtlaması nedeniyle) yakalamadır.

III. Adli Kimlik Sorma

Polis işlenmiş suçların faillerini ele geçirmek için de kişilerden kimliğini sorabilir. Önleme amacıyla kimlik tespitinde sahip olduğu yetkilere ek olarak, PVSK (Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu)’nun EK 3. maddesinde sayılan ihlallerde ve bu arada Kanunun 17. maddesinde sayılan kimlik tespiti yapılıncaya kadar ilgililerin ikametgah ve işyeri adresini terk etmemesini isteyebilir. Bu kişilerin bulunabilecekleri yeni adreslerini bildirmeleri şartıyla o yerden ayrılmalarına mahallin en büyük mülki amirinin yazılı emriyle izin verilir.

Kolluk birimlerince, suç işlediği tespit edilen ama yakalanamayan kişilerin, çalınan veya gasp edilen kara ve deniz motorlu taşıtların ve ateşli silahların ve her türlü kimlik belgelerinin kayıtlarını tutarak ele geçirilmesini sağlamak amacıyla "Genel Bilgi Toplama" faaliyeti yürütülmektedir. Kişilerin kimlik sorgulaması bu birimlerden yapılmakta, kişiler hakkında bilgiye ihtiyaç duyan güvenlik kuvvetlerine anında bilgi verilmesi sağlanmaktadır. Genel Bilgi Toplama Büroları’ndan araştırmada temiz çıkanlar, aranmayanlar hemen serbest bırakılmaktadır.

Suçüstü halindeki failin kimliğinin bilinmemesi yakalamaya başvurulmasına olanak tanır. Kimliğin belirlenememesi, meşhut suç faili durumunda olan kişinin kimliğini söylemekten kaçınması veya kendini tanıyan güvenilir bir kişi gösterememesi ya da kişisel durumu hakkındaki verilerin saptanamamasıdır. Failin kimliğinin bilinmesi, onun adı, soyadı ve adresinin bilinmesi demektir. Ancak, çok sık rastlanan ad ve soyadın söylenmesi, kimlik belgesinin gösterilmemesi durumunda yeterli sayılmayacaktır. Fail kimliğini söylemiyorsa, araştırma yapılması gerekeceğinden, o kişinin yakalanması yerindedir; aksi takdirde değildir. Çünkü, yakalama, daima başvurulacak son çare olmalıdır. Kimliğini tespiti mümkün ise kişinin özgürlüğü kısıtlanmamalıdır. Ancak, failin ismini söylemesi de, bunun doğru olup olmadığının denetlenmesinin mümkün olmaması durumunda yeterli sayılmayabilir. Fail durumundaki kişi çevrede tanınıyorsa kural olarak yakalama yetkisi bulunmaz. Öte yandan büyük yerleşim merkezlerinde kişinin sadece isminin değil, adresinin de bilinmesi gerekir. Çünkü, kimlik ancak sanığın bilinen veya ispatlanabilir bilgilerin yardımıyla sonradan da sorumlu tutulabilecek olması halinde tespit edilmiş demektir. Gösterilen kimlik belgesinin inandırıcı olmaması durumunda da, kimlik ispatlanmamış sayılır.

IV. İç Mevzuattaki Dayanakları

Polisin önleyici ve adli kimlik sorma yetkisinin dayanağı 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun 17. maddesidir. Buna göre; polis suç işlemesini önlemek veya işlenmiş suçların faillerini ele geçirmek için kişilerden kimliğini sorabilir. Ancak bunun için kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi göstermelidir

Bu istem karşısında herkes nüfus hüviyet cüzdanı, pasaport veya resmi bir belge göstererek kimliğini belirlemek zorundadır.

PVSK 17. madde uyarınca, “Kimliğini bir belge ile veya polisçe tanınmış kişilerin tanıklığı ile ispat edemeyenler ve gösterdikleri belgelerin doğruluğundan şüphe edilen kişiler, aranan kişilerden olup olmadıkları anlaşılıncaya veya gerçek kimliği ortaya çıkıncaya kadar yirmidört saati geçmemek üzere polisçe gözaltına alınabilirler. Bu kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli kolaylık gösterilir.

Kimliği tespit edilemeyen veya nüfusa kayıtlı olmadığı anlaşılan ve nüfus idarelerine gönderilmesi gerekenlerin parmak izi veya fotoğrafları alındıktan sonra kimliklerinin tespiti veya nüfusa kayıtlarının temine için tüzükte gösterilen esas ve usullere göre işlem yapılır.”.

Diğer yandan, Anayasamızın 90. maddesi uyarınca kanun gücünde olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. maddesinde “ Bir mahkeme tarafından yasaya uygun olarak verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulmasına (m.5/1 b)” izin verilmektedir. Burada yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak kavramı, kimliğini kanıtlama yükümlülüğü biçiminde de olabilir (Komisyon, D 10179/82, DR, 52, s.111 ve özellikle s.118)

Yenisey’e göre, PVSK 17. maddede kimlik tespiti amacıyla öngörülen 24 saat fazladır. Bu süre 12 saati geçmemeli ve kimlik tespitinin zorunlu kıldığı süreden daha fazla devam etmemelidir. Kimlik tespit edilince, elde edilen belgeler, gerekirse yok edilmelidir.

5326 sayılı Kabahatler yasasına göre; bu halde Cumhuriyet savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve yöntemi açısında Ceza Muhakemesi kanunu hükümleri uygulanır. Kişinin kimliğinin belirlenmesi durumunda, bu nedenle gözaltına alınma veya tutuklanma haline derhal son verilir. (KK m.40/2,3) Centel /Zafer’e göre, “Hakimin vereceği tutuklama kararı aslında süresiz hapis cezası niteliğindedir. Kimliğinin bildirilmemesi kabahati, suça dönüştürülmüştür. Sürenin belli olmaması nedeniyle bu hüküm cezada kanunilik ilkesini de ihlal etmektedir. Yasa koyucu, bu fiilin niteliğini kabahat olarak belirlediği ve idarenin kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir yaptırım uygulayamaması nedeniyle(An.m.38/11), söz konusu özgürlük kısıtlamasını tutuklama olarak adlandırmak zorunda kalmıştır.”

Diğer yandan, kimliği belirlenemeyen kişinin parmak izi ve fotoğrafı onun kişisel özelliklerini tespit eden işlemlerdir. Bu işlemlerden elde edilen kişisel verilerin nerelerde kullanılacağının Kanunda düzenlenmemiş olması bir eksikliktir.

Diğer yandan “Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 18. maddesi, “Suç işlenmesini önlemek için kişilerden kimlik sorma” denetimi, şartları oluştuğunda kolluk tarafından kendiliğinden yapılabileceğini hükme bağlamaktadır.

Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde, kamu görevlisine kimliğini veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınma veya gerçeğe aykırı beyanda bulunma kabahat niteliğindedir. Karşılığında idari para cezası öngörülmüştür.(Kabahatler Kanunu, m.40/1).

V. Karşılaştırmalı Hukukta Düzenlenişi

Karşılaştırmalı hukukta da benzer düzenlemeler vardır. Fransa Ceza Muhakemesi Kanununun 78/1 maddesine göre; Ülkede bulunan herkes aşağıdaki maddelerde öngörülen koşullarda ve kolluk makamları tarafından yapılan kimlik kontrollerini kabul etmek zorundadır.

Adli polis amirleri ile onların emri ve sorumluluğu altında adli polis memurları ve yardımcıları hakkında bir yada daha çok makul şüphe nedeni bulunan aşağıdaki hallerde herkesin kimliğini her türlü vasıtayla kanıtlamasını isteyebilirler(m. 78-2):

-Bir suç işlemiş ya da işlemeye teşebbüs etmiş olması (Örneğin bir kabahat)

-Bir Cürüm(Ağır Cezalık Suç) ya da (Asliye Cezalık) suç işlemeye hazırlanması (Örneğin, görünür bir neden olmadan geceleyin üç kişinin yarım saatten fazla bir araba park yerinde durması, (Yargıtay CD,1986), bir polis arabasının görüş menzilinde şüpheli bir davranışta bulunmak (Y.CD, 1994), bir garda uzun süre gelip geçen kişilerin el çantalarına bakma (Lyon,1994).

-Cürüm ya da suç halinde soruşturmaya yararlı bir bilgi sağlayabilecek olması,

-Bir adli makamın arama kararına konu olması,

Kişinin kimliği, davranışı ne olursa olsun, birinci fıkradaki usûllere göre, kamu düzeninin ihlalini, önlemek, özellikle de malların ve kişilerin güvenliği için de kontrol edilebilir.

Haklı kontrol örnekleri: Örneğin bir caddenin etrafında 35 günde 22 suç işlenmesi, son suçtan 8 gün sonra bile kimlik kontrolünü haklı kılar; Polisin gelmesi üzerine yolunu değiştirme; sınırlı bir çevrede çok sayıda suç işlenmesi. Fransız Anayasa Mahkemesi, kontrolün kamu düzenini ihlal riskini kanıtlayan özel koşullarla gerekçelendirilmesini tavsiye etmiştir.

Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle, onun belirlediği suçların araştırılması ve takibi için savcı tarafından belirlenen yer ve saatlerde Adli Kolluk amir ya da memuru herkesin kimliğini kontrol edebilir.

Terörizm, silah, hırsızlık, yataklık ve uyuşturucu suçlarının araştırılması için adli polis amiri Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle bazı yerlerde bu savcının belirleyeceği ancak gerekçeli yenileme imkanıyla 24 saati aşmayan bir sürede kimlik kontrolleri yapabilir.

Fransız hukukunda gözaltından (gadre a vue) farklı olarak tutma (rétention) olarak belirtilen bu süre ne kimlik tespitinin zorunlu kıldığı süreyi ne de kontrol anından itibaren 4 saati geçemez. (Fransız CMK m.78/6) Tutma gözaltına dönüştüğü takdirde, burada geçen süre gözaltından mahsup edilir. (Fransız CMK m.78/4) Ancak Ağır hapis ya da hapis cezası öngören bir mahkumiyet kararı uyarınca yakalanan kişi özellikle kimliğinin teyidi amacıyla polis ya da Jandarma Karakolunda 24 saat tutulabilir. Bir yakınına haber verebileceği, doktor tarafından muayene edilebileceği ve avukatıyla görüşebileceği konularında bilgilendirilir.(Madde 716-5)

Fransız hukukunda da, kimliğini kanıtlamayı reddetme ya da açıkça yanlış bilgiler verme halinde kimliği tespit etmenin tek aracı olması halinde Cumhuriyet savcısının ya da son tahkikat açılmışsa sorgu hakimin izniyle parmak izi ya da fotoğrafları alınabilir. Parmak izi ya da fotoğraf aldırmayı reddetme 3 ay hapis cezası ve 3750 Euro para cezasını gerektiren asliye cezalık bir suçtur.(CMK m.78/5)

VI. Kimlik Sorma Yetkisinin Anayasaya Aykırılık İddiası

Polise kimlik sorma yetkisi tanıyan PVSK’nun 17. maddesi Anayasa Mahkemesi önüne gitmiştir. Karara göre “Maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre polis, suç işlenmesini önlemek ya da işlenmiş suçların faillerini ele geçirmek için kişilere kimliğini sorabilir. Bu istem karşısında herkes, resmi bir belgeyi göstererek kimliğini belirtmek zorundadır. İnceleme konusu kuralla 17. maddeye eklenen dördüncü fıkra, kimliğini geçerli bir belge ile ya da polisçe tanınan kişilerin tanıklığı ile kanıtlayamayanların, aranan kişilerden olup olmadıkları anlaşılıncaya ya da gerçek kimlikleri ortaya çıkıncaya kadar yirmidört saati geçmemek üzere gözaltına alınabileceklerini ve bu kişilere kimliklerinin belirlenmesi konusunda gerekli kolaylığın gösterileceğini öngörmektedir.

Maddenin son fıkrasında, kimliği saptanamayan ya da nüfusa kayıtlı olmadığı anlaşılanlar hakkında parmak izi ve fotoğrafları alındıktan sonra tüzükte gösterilen esas ve usullere göre işlem yapılacağı belirtilmektedir.

Dava dilekçesinde, iptal istemine gerekçe olarak soyut kavramlarla polise dilediği şahısları uydurma bahanelerle gözaltına alma yetkisi tanındığı için madde hükmünün Anayasaya aykırı olduğu öne sürülmüştür.

Suç işlenmesini önlemek ya da işlenmiş suçların faillerini ele geçirmek için polisin kimlik sorduğu kimsenin bir suç nedeniyle arandığı ya da gösterdiği kimliğin taklit edilmiş, değiştirilmiş bulunduğu veya başkasına ait olduğu anlaşılırsa, ilgilinin yakalanmasını Anayasanın 19. maddesi çerçevesi içinde değerlendirme olanağı vardır.

Kişinin kimlik taşıma alışkanlığı bulunmaması, unutmuş ya da kaybetmiş olması nedeniyle üzerinde kimliğinin olmaması durumuna gelince:

Sıkıyönetim emirlerine aykırı davranılması durumu ayrık tutulursa, yasalarımızda kimlik taşımamanın suç olduğuna ilişkin bir kural bulunmamaktadır. Buna rağmen kişiye kimlik sorulması ve kişi özgürlüğünü kısıtlamaya varan sonraki uygulamaların Anayasal dayanağı araştırılmalıdır.

2559 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca polisin kimlik sormasının nedeni, ilgilinin kimlik taşıyıp taşımadığını saptamak değil, davranışlarının kuşku uyandırması nedeniyle aranan kişilerden olup olmadığını tespittir. Kişinin kimliğini kanıtlayamaması, bu konudaki kuşkuyu pekiştiren bir öğe niteliğindedir. Öte yandan, maddede “polisçe gözaltına alınabilir” denildiğine göre polise her olayı kendi içerisinde değerlendirme yetkisi tanınmıştır. Kimliğin bulunmaması, kişinin daha önce işlenmiş bir suçun faili olduğu kuşkusunu uyandırıyorsa, hemen yakalanıp gözaltına alınmaması sakınca yaratacak nitelikte ise polisin bu yola başvurması gerekir.

Nüfusa kayıtlı olmaması ya da kimliğini açıklamaması veya açıklayacak durumda bulunmaması gibi nedenlerle kişinin kimliğinin saptanamaması durumunda da aynı maddenin uygulanması söz konusudur.

Maddenin son fıkrasına göre, bu gibilerin parmak izi ve fotoğraflarının alınmasından sonra kimliklerinin saptanması ya da nüfusa kayıtları için tüzükte gösterilen esas ve usullere göre işlem yapılması gerekmektedir. 5.5.1972 günlü, 1587 sayılı Nüfus Kanununun 4. maddesi nüfusa kayıt yükümlülüğü getirmiştir. Henüz nüfusa kayıtlarını yaptırmamış olan yetişkinlerin bu yükümlülüğü yerine getirmeleri fiziki varlıklarını gerektirir. Nüfusa kayıt zorunluluğu, kamu düzeni bakımından, mutlak olarak yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür. Bu tür yakalamalarda amaç, kişinin nüfusa kayıt olmasını sağlamak olduğuna göre polisin görevi ilgiliyi gözaltında tutmak değil bu işlemlere bir an önce başlanmasını sağlamak olmalıdır. Anayasanın 19. maddesi kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak yakalamaya olanak tanımaktadır.

Maddenin, kişi özgürlüğünü gereksiz yere sınırlayarak keyfi uygulamalara yol açabileceği endişesine de yer olmamalıdır. Demokrasilerde devlet organlarının görevlerini yerine getirirken, kişinin huzur ve mutluluğunu sağlamak ilkesinden esinlendikleri varsayılır. Kaldı ki, kişi özgürlüğünün sebepsiz kısıtlanması sonucunu doğuran görevi kötüye kullanma hallerine karşı yasalar ağır ceza yaptırımları da öngörmektedir. 2559 sayılı Yasanın 17. maddesinde öngörülen sınırlamalar Anayasanın kişi hürriyeti ve güvenliği ile ilgili 19. maddesi çerçevesinde değerlendirilebilecek niteliktedir. Anayasayla bağdaşmayan bir yönü yoktur.

(Anayasa Mahkemesinin 26.11.1986 tarih ve E.1985/88, K.1986/27 sayılı kararı) "

Gümrük Kontrolörleri Derneği Web Sitesi - 2011 - Her Hakkı Saklıdır - Tasarım İnfosoft