Takvim
GÜMRÜK DÜNYASI DERGİSİ / Sayı 55 / Makaleler

DIŞ TİCARETTE ÖDEME ŞEKİLLERİ

 

Edip YETİK
Gümrük Kontrolörü

Giriş

Uluslararası emtia ticareti uluslararası ödemelerin en büyük kaynağını teşkil etmektedir. Uluslararası ticarette, bir malın satıcısı ile alıcısının ayrı ayrı ülkelerde bulunmaları, tarafların birbirlerini genellikle yeterince tanımamaları, ayrıca ülkelerinin farklı ekonomik sistemlere sahip oluşu ve piyasa yapılarının farklılıkları, ülkelerarası mesafelerin uzaklığı vb. özellikler uluslararası ticareti iç ticarete oranla daha riskli hale getirmesinin yanı sıra, ülkelerarası ticarette ödeme yöntemleri ve sevkıyat şartlarında farklılık arz etmesine neden olmaktadır.

Her satış işlemi alıcı ile satıcı arasında yapılan bir sözleşme ile başlar. Bu sözleşme gereği; satıcı, alıcıya sözleşme konusu malı sağlamayı, alıcı ise satıcıya malın bedelini ödemeyi taahhüt eder. Tarafların birbirine yakın olması satış, sevkıyat ve ödeme işlemlerinin çok kısa sürede gerçekleşmesini sağlar. Ancak uluslararası ticarette alıcı ile satıcının birbirlerinden kilometrelerce uzak mesafede bulunmaları ve yukarda sayılan farklılıklar nedeniyle ortaya çıkabilecek risklerin derecesi artmaktadır. Uluslararası ticarette satıcılar ihraç ettikleri mallarını sevk ettikten sonra mal bedelinin ödenmemesi, ithalatçılar da bedelini ödedikleri veya ödeyecekleri malın gelmemesi riski ile kaşı karşıyadırlar. Bu itibarla ithalatçı ve ihracatçı arasında yapılan satış sözleşmesinde, mal bedelinin ödenme şeklinin açıkça belirtilmesi, ayrıca mal bedelinin alıcıdan tahsili ve satıcıya ödenmesi amacıyla esasen dış ticaretin finansmanında önemli bir yer işgal eden bankaların da aracılık görevini üstlenmesi, bütün ticari işlemlerin mümkün olduğunca belgelere bağlanması taraflar arasında ortaya çıkabilecek muhtemel anlaşmazlıkların önlenmesine ve rizikoların asgariye indirilmesine yardımcı olmaktadır.

Ülkeler arası ticarette satılan malların bedelleri konvertibl dövizlerle ödenir. Ödemeler, uluslararası işlem yapan bankalar aracılığı ile yapılır. Mal bedelinin ödenmesini sağlayan çeşitli uluslararası ödeme şekilleri vardır. Ödeme şekillerinin bazıları daha çok alıcının, bazıları da daha çok satıcının yararına olduğundan mal bedelinin hangi ödeme şekline göre ödeneceği taraflar arasında yapılacak pazarlık ve varılacak anlaşma sonucunda belli olur. Genellikle mal bedeli ödemesinin sevkıyattan sonra yapılması tercih edilir. Ancak sipariş edilen malın üretilmesi için gerekli finansmanın sağlanması, eğer sözleşme hükümleri içinde yer alıyorsa mal bedelinin bir kısmı veya tamamı satıcıya peşin olarak malların alıcıya teslim edilmek üzere yola çıkmasından önce ödenir. Bu durumda alıcı ile satıcı arasında güven ilişkisinin güçlü olması veya bu ilişkinin garanti altına alınmasını sağlayan uluslar arası hukukun tanıdığı yaptırımların uygulanması gerekir. Satıcının mallar sevk edilir edilmez ödemenin yapılacağından emin olmak istemesine karşın alıcı da, satış sözleşmesinde kararlaştırılan nitelikteki malın belirlenen yerden süresi içinde sevk edilmesi ve malın gümrüklerden çekilebilmesi için gerekli vesaikin uygun süre içinde ibraz edilmesi halinde satıcıya ödemenin yapılmasını arzular. Keza satıcı, alıcının güvenilir ve mali durumunun güçlü olması karşısında satış konusu mala ait ödemenin sevkıyat yapıldıktan veya malın varışından sonra ibraz edeceği sevk vesaiki mukabilinde yapılmasına veyahut vadeli bir poliçenin kabulü karşılığında ödemenin belli bir süre sonra yapılmasına, ya da alıcı tarafından mal satıldıktan sonra ödemeye rıza gösterebilir. Uluslararası uygulamada kullanılan çeşitli ödeme sistemleri bu farklı isteklerin gerçekleştirilmesine olanak sağlamaktadır.

1. Peşin Ödeme:

İhracatçı tarafından ihraç edilen malların bedellerinin, ithalatçı tarafından malın teslim alınmasından önce, gerek bankalar yolu ile ve gerekse alıcının kendisi veya vekili ya da onun adına hareket eden üçüncü bir kişi tarafından satıcıya peşin olarak ödenmesi ve daha sonra satış sözleşmesine konu olan malın gönderilmesidir. Peşin ödeme genellikle birbirlerini çok iyi tanıyan alıcı ve satıcı arasında yapılmaktadır. Tam anlamıyla güvene dayanan bu ödeme şekli, ihracatçı açısından en elverişli ödeme yöntemi olmasına rağmen, uygulamada en az rastlanılanıdır. Malların hazırlanması ve sevk edilmesi için gerekli olan tüm bedelleri peşinen almakta ve malların alıcıya gönderilmesinden sonra ödemenin yapılmaması diye bir risk taşımamaktadır. Burada bütün risk alıcı üzerindedir. Çünkü mallar gönderilmeden parasını ödemektedir. Bundan dolayı da satıcı mal bedelini peşin tahsil ettiği halde eşyayı sözleşme şartlarına uygun olarak göndermekten kaçınabilmekte, dolayısıyla bu durum ithalatçının malları zamanında ve sözleşmede öngörülen kalitede almasını engelleyebilmektedir. Bu durumda alıcı firma en azından paranın kendisinde beklemesi ile kazanabileceği faiz gelirinden mahrum olur. Diğer taraftan peşin ödeme şekli, ihracatçı açısından bir ön finansman niteliğini taşımakta, bunun kaynağı ise alıcı (ithalatçı) olmaktadır. Uluslararası piyasalarda genellikle satıcı tekeli olan mallarda ve bazen de alıcı bakımından peşin ödeme ıskontolarının yüksekliği nedeniyle bu tür ödemeler cazip olabilmektedir. Piyasada fazla talep gören malların satışında ihracatçı, mallarına yoğun talep olduğu için müşteri bulamamak gibi bir riskle karşılaşmamaktadır. Bu durum, kendini en fazla güvence altına alacağı ödeme şeklini alıcıya kabul ettirmesi bakımından üstün bir pazarlık gücü sağlamaktadır.

Peşin Ödeme uygulamada aşağıda belirtilen şekillerde söz konusu olmaktadır:

1.1. Havale, Çek ve Efektif ile Ödeme:

Alıcı, ithal edeceği malın bedelini ülkesindeki bir bankaya ulusal para olarak yatırır, banka ihracatçının ülkesindeki muhabirine mal bedeline eşit olan paranın satıcıya ödenmesini ister. Satıcı muhabir bankadan bu paranın karşılığı ulusal parasını tahsil eder. Satıcı mal bedelini tahsil ettikten sonra sözleşme muhteviyatı malları alıcıya sevk eder.

1.2. Prefinansman:

Prefinansman ithalatçının ihracatçıyı ihracat öncesi finanse etmesi anlamına gelir. Alıcıdan temin edilen prefinansman peşin döviz hükmünde olup alışı peşin döviz olarak yapılacaktır. Yurtdışından sağlanan prefinansman kredileri ile ihracatın finansmanı amacıyla bankalarca Türkiye’de yerleşik kişilere açılan döviz kredilerinin vadeleri 18 aydır. Gemi inşa ve ihracının finansmanı amacıyla kullanılacak kredilerde (hazır gemi hariç) bu süre 24 aydır. Dahilde İşleme İzin Belgesi ve Vergi, Resim ve Harç İstisna Belgesi kapsamında ihracat, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerin finansmanı amacıyla sağlanan kredilerin vadeleri belge süresi (ek süreler dahil) kadardır. Bu yöntemde ithalatçı ihracatçının bankasından garanti ister, eğer mal gelmezse ihracatçının bankası peşin faizle (Libor Faizi) birlikte anaparayı alıcıya geri ödemek zorundadır. Böylece banka ihracatçı adına kefil olmuş olur. Ancak bunu sağlayabilmek için ihracatçının bankanın kredi müşterisi olması gerekir. Banka sağladığı bu garanti karşılığında ihracatçıdan aylık %1 oranında komisyon alır. İhracatın gerçekleştirilememesi halinde banka anapara ve faizi satıcıdan alır.

İhracat ile ilgili malın finansmanında kullanılmak üzere firmalarca yurt dışındaki alıcıdan sağlanarak Türkiye’deki bankalar tarafından alışı yapılan bu krediler, ihracatın gerçekleşmesiyle birlikte ihracat bedeli haline gelmektedir. Prefinansman kredisine göre yapılacak ihracatta TCGB’nin üzerine ihracatın prefinansmanlı ödeme şekline göre yapıldığının belirtilmesi zorunludur. Süreler dahil diğer hususlarda ise peşin bedel hükümleri uygulanmaktadır. İhracatı hesabı peşin ve alıcı prefinansmanı ödeme şekillerinde bedelin alışını yapan bankalar nezdinde kapatılmaktadır.

1.3. Kırmızı Şartlı (Red-Clause) Akreditif:

Red-Clause bir akreditif mektubuna kırmızı mürekkeple yazılmış ve ihraç olunacak malın satın alınması ile yükleme masraflarını karşılaması amacıyla akreditif lehdarına (ihracatçıya) aracı bankanın avans mahiyetinde peşin ödemede bulunma yetkisini veren bir şarttır. İhracatçı bu tür akreditifte belirtilen miktar dövizin ulusal parası karşılığını ya teminat göstermeden veya makbuz ve benzeri belgeler karşılığında yetkili bankadan alabilmektedir. İhracatın gerçekleştiği tarih ile dövizin bozdurulduğu tarih arasındaki kur farkını ihracatçı alabilir.

1.4. Yeşil Şartlı Akreditif:

Yeşil şartlı akreditif (Green Clause L/C) aynen kırmızı şartlı akreditif gibi satıcıya peşin ödeme yapılmasına olanak sağlamaktadır. Ancak bu tip akreditifte peşin ödeme malların depolandığını gösteren ve banka adına düzenlenmiş veya bankaya devredilmiş bulunan bir depo makbuzu karşılığında yapılmaktadır. Böylece banka ithalatçının riskini bir ölçüde azaltmakta ise de risk tamamen ortadan kalkmamakta ve nihai sorumluluk yine alıcı üzerinde kalmaktadır. Kırmızı ve yeşil şartlı akreditifler temelde ihracatı finanse görevini görmektedir. Böylece ihracatçı ülkedeki kredi faizlerinin ithalatçı ülkesinden yüksek olduğu zamanlarda ihracatçılar için düşük maliyetli finansman imkanı sağlanmaktadır.

İthalat işlemlerinde peşin ödeme yöntemi uygulamasında; bankalarca, peşin ödemeye ilişkin transfer talepleri, Türk Parası Transfer Belgesi veya Döviz Satım Belgesi düzenlenmek suretiyle sonuçlandırılır. İthalatçılar, ödemeyi müteakip 180 gün içinde bedelin transfer edildiği ihracatçının kayıtlı olduğu TCGB’yi ibraz ederek hesap kapatma talebinde bulunurlar. Sözleşme hükümlerine göre söz konusu sürenin yeterli olmaması halinde, firmalarca ilgili kambiyo merciinden ek süre talep edilebilir. Bankalarca TCGB ile Döviz Satım Belgesi veya Türk Parası Transfer Belgesi arasında uygunluğun sağlanması yönünden gerekli inceleme yapıldıktan sonra ithalat hesabı kapatılır.

İhracatta Peşin Ödeme yönteminde ise peşin bedellerin konvertibl döviz veya Türk Lirası üzerinden tahsil edilebilmekte, tahsil edilen bu paraların peşin ihracat bedeli olarak alışının yapılabilmesi için yurt dışından geldiğinin tespitinin şarttır. Tahsil edilen peşin bedellerle ilgili olarak düzenlenecek Döviz Alım Belgesi üzerinde bedellerin hangi ihracatçı adına geldiği, bedelin peşin ihracat bedeli olduğu, ne şekilde gönderildiği (havale, efektif, çek (seyyah çeki dahil) veya kredi kartı, peşin bedelin süresinin belirtilmektedir.

Peşin bedelin vadesinin başlangıç tarihi Döviz Alım Belgesinin düzenlendiği tarihtir. Peşin bedel karşılığı ihracatın 18 ay içinde yapılması gerekmektedir. Ancak gemi inşa ve ihracının (hazır gemi hariç) finansmanı amacıyla getirilecek peşin bedellerin kullanım süresi 24 aydır. Gemi inşa ve ihracı için peşin gelen bedeller karşılığında başka bir mal ihracı halinde kullanım süresi 18 ayla sınırlıdır. Dahilde İşleme İzin Belgesi ve Vergi, Resim ve Harç İstisnası Belgesi kapsamında ihracat, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerle ilgili olarak sağlanan peşin dövizlerin kullanım süresi bu belgelerin süresi (ek süreler dahil) kadardır.

Peşin bedel taahhüdüne sayılacak ihracat tutarı olarak TCGB’de kayıtlı toplam fatura bedeli esas alınacaktır. Peşin bedellerin ihracatçı veya yurt dışında yerleşik kişiler adına açılan Döviz Tevdiat Hesaplarına alınması ve bu hesaptan kısım kısım dahi olsa alışının yapılması mümkündür. Döviz Tevdiat Hesaplarına alınan peşin bedellerin ihraç tarihinden sonra kısım kısım dahi olsa gerçekleşen ihracatın bedeli olarak da alışı yapılabilecektir. Bu durumda ihracat bedelinin en az % 70’inin fiili ihraç tarihinden itibaren 90 gün içinde alışının yapılması halinde ihracat hesabı kapatılarak bakiye tutarlar ihracatçıların serbest kullanımına bırakılacaktır.

2. Konsinyasyon ve Müşterek Hesap Yoluyla Ödeme

Konsinye mal satabilmek için geliştirilen bir yöntem olup gerçek anlamda bir satış olmamasına rağmen bir tür satış arama yoludur. Çünkü malın gönderildiği esnada satış gerçekleşmediği için malın satış fiyatı ve alıcısı belli değildir. Konsinye ihracat kesin satışta bulunulmadan dışarıdaki alıcılara komisyonculara yada dış ülkelerdeki temsilciliklere emaneten mal gönderilmesidir. Satılmak üzere gönderilen malları teslim alan ilgili kişi veya kuruluşlar malın satışını gerçekleştirdikten sonra komisyon ve giderleri satış gelirinden düşer kalan tutarı yetkili banka aracılığıyla döviz cinsinden ihracatçıya yollar.

Bir piyasaya ilk defa sürümü yapılan ve tanıtılmak amacıyla gönderilen mallar, değeri ve özellikleri yönünden satışı uzun süre teşhir edilmeyi gerektiren mallar (halı, hediyelik eşya), çürüyebilir ve bozulabilir özellikte olup, piyasada mevsim içinde genellikle arz- talep yönünden büyük değişiklik gösteren mallar, (örnek:yaş meyve, sebze, taze balık) genel olarak Konsinyasyon veya müşterek hesap yoluyla ihraç edilebilecek mallardır. Konsinye satışta eşya, kesin satışta bulunmadan yurt dışında bir alıcıya, komisyoncuya veya ihracatçının yabancı bir ülkede tesis ettiği şubesine, diğer bir deyimle konsinyatör denilen aracıya gönderilir, bu sırada fiyat, kesin olmayıp piyasa şartlarına göre değiştiği gibi malın tamamen veya kısmen satılmaması da mümkündür. Konsinyatör, günün piyasa şartlarına göre malı hangi fiyattan satarsa bedelini o fiyattan satıcıya öder. Konsinye ihracat malın bedeli akreditif, vesaik mukabili veya başka şekillerde peşinen memlekete getirilmeden ve kesin satış anlaşması olmadan yapılan bir ihracat şeklidir. Burada ihracat malı, ihracatçı namına sevk edilmekte, gittiği memleket ve limanda ihracatçı veya bankası namına, antrepolara konulmakta ve ihracatçının vereceği talimata göre alıcıya ya kati satışıyla veya satıp bedelini vermek üzere teslim edilmektedir. Konsinye ihracatta, çoğunlukla malın önceden kesin satışı gerçekleştirilmez. Konsinye mal, İhracatçının riski ve sorumluluğu altında sevk edilmiş olur.

Konsinye satışta ihracatın gerçekleşmesinin kesin olmaması ve zamanının belli olmaması bedeniyle ihracatçı risk altındadır. Eşyanın satışının gecikmesi nedeniyle ortaya çıkan zararlar ihracatçının aleyhinedir ve malın satılamayıp geri gönderilmesi ihtimali mevcuttur. İhracatçının malı ülke dışında politik vb. nedenlerle bir çok risk altında kalmakta, bu durumda satıcının elinde bir kambiyo senedi bulunmadığı gibi, alıcının kusurlarından doğacak zararını karşılayacak bir garantisi de bulunmamaktadır. Konsinye satışlarda bedellerin gönderilmesi ve satış türünün ortaya çıkardığı problemler açık hesaptakiyle hemen hemen aynıdır. İki şekilde de malın ödemeden önce ithalatçıya gitmesi ve ihracatçı lehine poliçe düzenlemesinin olmayışı önemli benzerliklerdir.

Konsinye satışların riskli oluşu uygulamada “müşterek hesap” denilen ve satışları kısmen garanti altına alan yeni bir satış şeklini doğurmuştur. Bu yapılan ihracat yine konsinye olmakla birlikte konsinyatör tarafından ihracatçıya asgari bir satış fiyatı garanti edilir ve bu fiyatla satış fiyatı arasındaki farkın, giderler düşüldükten sonra kalan kısmı ihracatçı ile alıcı (konsinyatör) arasında paylaşılır.

Konsinye ihracat talepleri ilgili ihracatçı birliklerine yapılır. Madde ve/veya ülke politikası açısından Dış Ticaret Müsteşarlığınca getirilebilecek düzenlemeler kapsamındaki mallarla ilgili konsinye ihraç talepleri söz konusu Müsteşarlığın görüşü alındıktan sonra, bunun dışında kalan mallara ilişkin talepler ise doğrudan ihracatçı birliklerince sonuçlandırılır. Konsinye ihracata izin verilmesi halinde ihracatçı birliklerince gümrük beyannamesi üzerine konsinye ihracat meşruhatı düşülerek onaylanır. Konsinye ihracat meşruhatı düşülerek onaylanan gümrük beyannamelerinin 90 (doksan) gün içinde gümrük idarelerine tevdii gerekmektedir. İhracatçılar, konsinye olarak gönderilen malların kesin satışının yapılmasını müteakip 30 (otuz) gün içinde durumu, kendileri tarafından düzenlenmiş kesin satış faturası veya örneği ve gerekli diğer belgeler ile birlikte izni veren ihracatçı birliklerine ve aracı bankaya bildirirler.İhracatçı birlikleri, verdikleri konsinye ihraç izinlerine ait bilgileri malın kesin satışının kendilerine bildirilmesinden itibaren üç işgünü içinde ihracat bedellerinin getirileceği aracı bankaya gönderirler. Konsinye olarak gönderilen malların fiili ihraç tarihinden itibaren bir yıl içinde kesin satışının yapılması gerekir. Bu süre, bitiminden önce başvurulmak kaydıyla haklı ve zorunlu nedenlerle izni veren merci tarafından toplam bir yıla kadar uzatılabilir.

Konsinye veya müşterek hesap yoluyla yapılacak ihracatta kesin satışını, müteakip 180 gün içinde, yurda getirilerek bir bankaya veya özel finans kurumuna satılması zorunludur. Konsinyasyon veya müşterek hesap yoluyla yapılan ihracatta, ihracatçılar, ihraç edilen malların kesin satışını müteakip; satış fiyatı, satılan miktar ve satış bedelini, depolama, bakım, fümügasyon, muhafaza ve satış masrafları ile satışa ait diğer masrafları (ambalaj malzemesi bedelleri dahil), varsa fire miktarını, satış komisyonlarının oran ve tutarını,gösterir konsiyatörler tarafından düzenlenmiş kesin satış faturaları ile döviz alım belgelerini gümrük çıkış beyannamesinde beyan edilen ihracata aracılık edecek banka veya özel finans kurumlarına ibraz ederek hesaplarını kapatmak zorundadırlar. Konsinye satış suretiyle ihraç edilen eşyanın çıkışında, gönderildiği yerde satılmayıp geri gelmesi ihtimali göz önünde bulundurularak ayniyet tespitine ilişkin tüm destekleyici bilgiler gümrük beyannamesine eklenir.

3. Kabul Kredili Ödeme:

Mal bedelinin belli bir vadede ödenmesini taahhüt eden ve bu ödemeye bir poliçenin araç olduğu ödeme şeklidir. Bir başka ifade ile kabul kredisi, satılan malın bedelinin bir poliçeye bağlandığı vadede satıcıya ödendiği bir ödeme şeklidir. Bu kredi vesaik ile birlikte ibraz edilen poliçenin ithalatçı veya buna ilaveten ithalatçının bankası tarafından kabul edilmek suretiyle kullanılır. Kabul kredili ödemede taraflara bankalar aracılık ederler ve bunun için komisyon alırlar. Satıcının düzenlediği poliçe sadece alıcı tarafından kabul edilmiş ise “trade acceptance” vardır. Poliçenin bir banka tarafından kabul edilmesi öngörülebilir. Bu durumda banka poliçeyi kabul eder veya ithalatçının kabulüne aval verebilir. Buna “banker’s acceptance” denilmektedir. Bu ödeme şeklinde vadeli alım yapmak isteyen ithalatçıya karşı ihracatçı, poliçeye bankanın kabul veya aval vermesiyle kendini garanti altına almış olmaktadır.

Bu yolla ödemede, ihracatçı malları yolladıktan sonra ithalatçı üzerine vadeli bir poliçe çeker. Bu poliçeye mallarla ilgili belgeleri (Örnek: konşimento, ticari fatura, sigorta poliçesi v.b.) ekleyerek ithalatçının kabulüne sunmak üzere kendi ülkesindeki bir bankaya verir. Bu banka poliçeyi ve söz konusu belgeleri ithalatçının ülkesindeki muhabirine gönderir. Muhabir banka poliçeyi ithalatçının kabulüne sunar. İthalatçı poliçeyi kabul ettiği takdirde, malları temsil eden konşimento ve diğer belgeler kendisine verilir ve kabul edilen poliçe tekrar ihracatçıya gönderilir. Poliçenin kabülü sonucunda “ gayri kabili rücu “ tipinde bir akreditif türü söz konusu olacaktır. Bunun sonucunda ihracatçı ithalatçı tarafından kendisine ödeme yapılacağından emin olmaktadır. İhracatçı poliçenin vadesi doluncaya kadar elinde tutup bedelini alıcıdan vade sonunda alabileceği gibi bir bankaya da iskonto ettirebilir. Vadeli poliçelerdeki yöntem budur. Vadesiz poliçelerde ise biraz farklı bir yöntem uygulanmaktadır. Bu tür poliçelerde ihracatçı malları yolladıktan sonra ithalatçı üzerine vadesiz bir poliçe çeker. İhracatçı yollanan mallarla ilgili her türlü belgeyi çekilen poliçeye ekleyerek tahsil edilmek üzere kendi ülkesindeki bankaya verir. Banka ithalatçının ülkesindeki muhabir banka aracılığı ile poliçe ve belgeleri ithalatçıya gönderir. Muhabir banka poliçe bedeli kendisine tamamen ödendiği takdirde belgeleri ithalatçıya teslim eder. Poliçe bedeli muhabir banka tarafından ihracatçıya gönderilir. Bu yöntem vadeli poliçeye göre daha güvenlidir.

Başta da belirttiğimiz gibi malları temsil eden sevk evrakının, İhracatçı tarafından keşide edilen poliçenin ithalatçıya kabul ettirilmesi ve güvenilir bir yabancı bankaca aval (garanti) verilmesi veya doğrudan muhabir bankaca kabul edilmesi karşılığında teslimini öngören bu ödeme türü bir kredili ihracat uygulamasıdır. Kredili ihracatta başlangıçta mal bedelinin ödenmesi garanti altına alınmış değildir. Yalnızca alıcının imzasını taşıyan poliçenin ödenmesi, alıcının ödeme gücüne bağlı olduğu halde muhabir bir banka avali veya doğrudan kabulü ile mal bedelinin ödenmesi güvence altına alınmaktadır. Vadeli poliçe mal bedellerinin malı temsil eden belgelerin ibrazından belli bir süre sonra ödenmesini ifade etmektedir. Vesaiklerin ibrazından belli bir gün sonra ödemenin yapılacağını öngören bir poliçe söz konusu ise bu ithalatçıya malları satıp bedelini ödemesi için bir süre kredi açılması demektir. İhracatçı bu durumda fiyatı belirlerken para kaybını önlemek amacıyla dönem içindeki faiz oranını da göz önünde bulundurur. Veya poliçeye bir madde dahil edilerek belirlenmiş bir faiz oranının ödenmesini sağlayabilir.

Bu yöntemde banka, müşterisinin ve ona ait olan hesabının durumunu çok iyi bilmesinin yanı sıra poliçe bedelinin ithalatçı tarafından ödenmemesi halinde ihracatçıya başvurabilme hakkına da sahip olmaktadır. Poliçe işlemlerinde bankalar kendilerinin ve muhabirlerinin sistemleri içerisinde uzmanlık servisi şartları ile sınırlandırılmıştır. Çünkü bankalar bu tür işlemler sırasında müşterilerinin çıkarlarını korumayı amaçlamalarına rağmen satışta tam bir ihmal durumunda sorumluluk kabul etmezler. Ayrıca bu yöntemde bankaların aval veya garanti vermiyorlarsa satış işleminin tam olarak kararlaştırıldığı gibi satış işleminin aksaksız bir şekilde gerçekleşmesini garanti edecek herhangi bir yükümlülükleri söz konusu değildir. Bankalar sadece ihracatçının kendilerine ibraz ettiği vesaiklerin alıcının ülkesindeki muhabirlere ulaştırılması ve tahsil emrindeki talimatlar uyarınca alıcıya teslimi sorumluluğunu taşımaktadırlar.

Bankalarca, poliçe bedellerinin vadelerinde Türk Parası Transfer Belgesi veya Döviz Satım Belgesi düzenlenmek suretiyle transferini müteakip 180 gün içinde ithalat hesabı kapatılır. Kabul kredili mal mukabilinde, gümrükçe tasdikli TCGB ile birlikte ibraz edilecek poliçeye istinaden transfer yapılır veya bu belgeye istinaden poliçeye kabul veya aval verilir. Kabul kredili işlemlerde yurt dışındaki alacaklısının talep veya kabul etmesi halinde poliçenin tabi tutulduğu esaslar dahilinde bononun da (promissory note) kabul edilmesi mümkün bulunmaktadır.
4. Mal Mukabili Ödeme:

Bu ödeme şekli ithalatçının satın aldığı mal bedelini malın satış yerine gelmesinden sonra ödemesi şeklidir. Mal mukabili ödeme şeklinde, ihracatçı malı sevk ettikten sonra vesaiki bir bankaya götürerek mal bedelini tahsil edilmeksizin yurt dışındaki alıcıya teslim edilmesini talep etmekte bu talep üzerine banka vesaiki muhabire iletmekte; vesaiki muhabir bankadan teslim alan ithalatçı da eşyaları serbest dolaşıma sokmakta; bedelini ise alıcıyla anlaşmaya vardığı süre içinde ödemektedir. Mal mukabili ödemede malın varış limanında boşaltılmasından önce veya sonra, mal bedeli ödenir. Bu şekil ödemede malın alıcıya teslimiyle hukuken zilyetliği ithalatçıya geçer, ancak malın mülkiyeti malı devir ve teslime yarayan sevk vesaikinin, mal bedelinin ödenmesi üzerine yetkili bankaca hariçteki muhabirine gönderilip alıcıya teslimi ile devrolunur.

Mal mukabili ödeme şekli ithalatçının malı çektikten sonra bedelini ödeme yöntemidir. Satıcı, ithalatçının malı ithal edip bedelini ödememe riskini taşımakta, dolayısıyla da en riskli ödeme şekli olarak tanımlanmaktadır. Ödeme ithalatçı tarafından ancak mal geldiğinde yapılacağından ihracatçı, ithalatçının ülkesindeki temsilcisine veya aracı bankaya eşyalar geldiğinde ödeme için vesikaları arz etmesi talimatını vermektedir. Bu ödeme yöntemi ihracatçı için içerdiği riskler nedeniyle ithalatçıların tercih edebileceği bir ödeme sistemidir. Bu yöntemin kullanılabilmesi için ithalatçının kredibilitesi ve ithalatçının ülkesinin ekonomik ve politik tercihlerinin sürekliliği önem arz etmektedir. Daha çok güven ilişkisine dayandığı için ihracatçı ve ithalatçının birbirini çok iyi tanıması halinde sıkça uygulanabilir.

Mal Mukabili ödeme yönteminde taraflar arasında banka yoktur. İhracatçı malını bedelsiz teslim etmişse bunun sorumluluğu kendisine aittir. Ancak bankalar verdikleri hizmet çeşidine göre taraf olurlar. Bankalar ihracat vesaiklerini bir bedel tahsil etmeksizin doğru muhataba ulaşmasını sağlarlar. Vesaiklerin transferinde aracılık görevi üstlenirler. Ayrıca mal bedeli bir banka kanalıyla havale edilebilir. İthalatçıya bir poliçe keşide edebilir ve tahsili bankalar aracılığıyla yapılabilir. Burada tahsil işlemi ikiye ayrılmıştır. Birincisi vesikalı tahsil, vesaik mukabili ödeme şeklidir. Diğeri ise vesikasız tahsil (clean collection) olup ticari senetler olmadan sadece mali senetlerin (bono, poliçe, çek, vs. gibi) tahsilini ifade eder.

Mal mukabili ödeme ile ileriki aşamalarda anlatılacak olan vesaik mukabili ödeme arasındaki farklar ise şunlardır. Mal mukabili ödemede malın varış limanında boşaltılmasından önce veya sonra, mal bedelinin ödenmesi söz konusudur. Bu şekil ödemede malın ithalatçıya teslimi ile hukuken zilyetliği ithalatçıya geçer; ancak malın mülkiyeti malı devir ve teslime yarayan sevk vesaikinin, mal bedelinin ödenmesi üzerine yetkili bankaca dışarıdaki muhabirine gönderilip alıcıya teslimi ile devrolunur. Vesaik mukabili ödeme ise, ihraç konusu mal henüz ithalatçıya teslim edilmeden sadece sevk vesaiklerinin malın bedelinin ödenmesi anında ithalatçıya teslimini gerektirir. Diğer bir fark ise vesaik mukabilinde sevkten sonra vesaikin derhal tahsili için yetkili bir bankaya verilmesi mümkün iken ; mal mukabilinde malın sevk edilip İthalatçı tarafından teslim alınmasından sonra sevk vesaikinin tahsil için yetkili bankaya verilmesidir ki , burada malın sevk ve teslim alınması sırasında geçen zaman içinde ithalatçıya faizsiz kredi verilmiş olunmaktadır.

 

5. Vesaik Mukabili Ödeme:

Vesaik Mukabili ödeme, ihracatçı ve ithalatçı arasında yapılan satış sözleşmesine göre ihraç ve diğer sevk belgelerinin, mal bedelinin ödenmesi üzerine, alıcıya teslim edilmesi şekline dayanan bir ödeme şeklidir. Yetkili banka ihracatçı tarafından kendisine verilen malın devir ve teslimine dayanan vesaikleri inceledikten sonra mal bedelinin alıcıdan tahsili için hariçteki muhabirine gönderir, ithalatçı üzerine ihracatçı tarafından bir poliçe çekilmiş ve bu poliçenin ödeneceği hariçteki muhabir bankaca kabul veya aval verilmek kaydıyla garanti edilmiş ise, yetkili banka ihraç konusu mala ait vesaikinin ithalatçıya teslim edilebileceği hususunda hariçteki muhabirine talimat verebilir.

Bu yöntemde ihracat ve sevk vesaiki, mal bedeli ödendikten veya ödenmesi garanti edildikten sonra alıcıya teslim edilir. Vesaik mukabili ihracatta mallar, gönderildikten sonra bedelinin tahsili söz konusu olduğu için ihracatçı açısından risk bulunmaktadır. Mal bedelinin ödenmemesi durumu meydana gelebilir. Bu nedenle bu tür ihracatta ihracatçı firma tarafından söz konusu olan siparişin teyidinin istenmesi gerekir. Burada alıcı olan firma, ihracatçı firma tarafından kendisine gönderilmiş bulunan sipariş teyidi mektubunun bir kopyasını imzalamak suretiyle ihracatçı firmaya göndermesi gerekir

Vesaik, bankaya muhabir banka veya ihracatçı tarafından gönderilebileceği gibi, ithalatçı tarafından elden de teslim edilebilir. Belirtilen yollardan gelen vesaikin öncelikle ekli olduğu römiz mektubunda açıklanan belgelerle uygunluğu kontrol edilir. Herhangi bir belge eksikliği veya mevzuatımıza ters düşen bir noktaya rastlanırsa aksaklık vesaiki gönderen tarafa bildirilir ve gerekli düzeltmelerin yapılması istenir. İthalatçılar, vesaik geldikten sonra mal bedelinin transferi için talepte bulunabilirler.

İhracat bedellerinin ödenmesinin sağlanması için, ihracat vesaikinin ya bir kıymetli evrakla (poliçe gibi) birlikte veya yalnızca vesaikin kendisinin bankalara sunulması gerekir. Ticari işlemlerde tahsile verilecek iki tür vesaik vardır. Birincisi kıymetli evraklar ikincisi de ticari vesaiklerdir. Kıymetli evraktan poliçeler, senetler, çekler, makbuzları ve benzeri diğer evraklar anlaşılır. Ticari vesaikler ise ; faturalar, malların sevk edildiğini gösteren kıymetli evrak dışındaki vesaikleri içerir. Bir tahsil vesaikinin tahsile verilmesinde ilgili taraflar şunlardır.
1- Amir (İhracatçı): İhracatçı ihracat işlemi gerçekleştikten sonra malları temsil eden dokümanları aracı bankaya ibraz eder. İbraz eden ihracatçı bankasına talimat vererek dokümanların nasıl ve ne şekilde alıcı bankasına göndereceğini bildirir.
2- Römiz Bankası (İhracatçı Bankası): İhracatçının verdiği dokümanları verilen talimata göre römiz mektubu ile beraber alıcı bankasına gönderir. Römiz mektubu satıcı bankanın ihracat dokümanlarını satıcıdan aldığı zaman düzenlediği açıklayıcı mektuptur. Bu mektupta hangi dokümanların alıcıya gönderildiği, alıcı ile ilgili bilgiler, satıcı ile ilgili bilgiler, satıcı veya alıcı bankasının isimleri, dokümanların neyin karşılığında alıcıya teslim edileceği mal ile ilgili kısa açıklamalar yer alır. Römiz mektubunu hazırlayıp paranın gelişi için gerekli düzenlemeleri yapan banka olduğu için römiz-havale bankası adını almaktadır. Römiz bankası ihracatçının verdiği dökümanlarda olabilecek bir sahtekarlık varsa bundan sorumlu değildir.
3- Tahsil Bankası (İthalatçı banka): Römiz bankasının gönderdiği dökümanları römiz mektubuna göre alıcıya teslim eden ve ihracatın bedelini tahsil eden bankadır. Tahsil bankası alıcı kendisine ihbar yapıldıktan sonra gelir, dökümanları alır ve bedeli öderse ancak o zaman ihracatçı bankasına havale yapar.
4- İthalatçı: Kendisine ibraz edilen ihracat dökümanlarının bedelini ödeyip malları gümrükten çeken taraftır. İthalatçı aynı şekilde eğer satıcı ile bağlayıcı bir anlaşma yapmamışsa dökümanları bankadan alıp malları gümrükten çekmek zorunda değildir.)
5- Muhatap (tahsil emrine göre vesaiklerin ibraz edileceği kimse, alıcı)

Tahsile gönderilen tüm vesaiklere kesin talimatı içeren bir tahsil emri eklenmektedir. Buna refakat mektubu denir. Bankalar bu tahsil emrinde verilen talimata ve tahsil vesaikleri ile ilgili yeknesak kurallara göre hareket etmekle yükümlüdürler. Tahsil emrini alan bankalar refakat mektubunda belirtilen vesaiklerin eksik olup olmadıklarını inceleyerek, eksik vesaiklerin bulunması halinde durumu tahsil talimatını veren amire gecikmeye meydan vermeden haberdar edeceklerdir. Vesaikler ve tahsil emri, tahsil eden bankaya doğrudan veya bir banka aracılığı ile gönderilir. Vesaikler muhataba üzerinde bir değişiklik yapılmadan verilir. Tahsil talimatında muhatabın veya verilecek yerin açık ve tam adresi bulunmalıdır. İhraç edilen mallar önceden onayı alınmadan teslim edilmek üzere bir bankanın adresine gönderildiği veya onun sorumluluğuna verildiğinde, o banka hiç bir şekilde malları teslim almakla yükümlü değildir. İhracatçının sorumluluğu ve riski devam edecektir.

Refakat mektuplarında, tahsil vesaikinin kabul karşılığımı (D/A=delivery against acceptance) yoksa ödeme karşılığımı (D/P=delivery against payment) veya bedelsiz mi teslim edileceği açıkça belirtilmelidir. Böyle bir talimatın bulunmaması halinde ticari vesaikler ancak ödeme karşılığında teslim edilir.

Tahsil vesaiki ilgili vesaik bedelinin fatura üzerinde yazılı para cinsinden ödenmesi karşılığında teslimi öngören vesaiki ödeme karşılığında teslim (D/P), ilgili vesaikin tahsili için verilen talimata ekli poliçenin kabulü karşılığında teslimi öngören Kabul Karşılığında Teslim (D/A), mahalli paranın tediyesi karşılığında teslim ya da bedelsiz teslim karşılığında muhatabına teslim edilir. Poliçeler; ibrazında ödemeli (at sight), kabulden belirli bir süre sonra ödemeli, düzenlendikleri tarihten belirli bir süre sonra ödemeli veya belirli bir tarihli olabilmektedir.

İthalattaki uygulamada ödeme karşılığında teslim ve ibrazında ödemeli (at sight) olarak belirtilen işlemlere vesaik mukabili diğerlerine ise mal mukabili ithalat denilmektedir.

Vesaik mukabili ödeme şekli daha az komisyon gerektirdiği için akreditiften ucuza mal olmaktadır. Bu nedenle ithalatçılar genellikle ihracatçılara vesaikli ödeme şeklini teklif etmektedirler.

 

6. Karşılıklı Ticaret:

Karşılıklı ticaret genel anlamda bir takas yöntemidir. Takas iki ülke arasına olmak üzere ihraç ve ithal edilen mal hizmet veya teknoloji transferi bedelinin kısmen veya tamamen mal hizmet veya teknoloji ya da döviz ile karşılanmasıdır. Karşılıklı ticaretin temel mantığı ihracatın yöneltildiği ülkeden ithalat yapılması koşuluna dayanmasıdır. Karşılıklı ticaretin genel anlamda takas yöntemi olarak kabul edilmesinin nedeni takasın dünyanın en eski ticaret yöntemlerinden biri olmasıdır. Karşılıklı Ticaret birçok form ve şekildeki ticareti kendi yapısı içerisinde barındırmaktadır. Uluslar arası terminolojide karşılıklı ticaret “firmalar veya hükümetler arasında satıcının sattığı mal ve hizmetler karşılığında alıcıdan belirtilmiş miktarda mal ve hizmet alacağını taahhüt ettiği anlaşmaları kapsayan bir ticaret şeklidir diye tanımlanmaktadır. Özellikle 1980’lerden sonra yıllarda gelişmekte olan borçlu ülkelere sermaye akışının azalmaya başlaması, konvertibl dövizlerdeki aşırı değişimlerin piyasa fiyatlarını kullanışsız hale getirmesi, bir çok gelişmekte olan ülkenin ticari şartlarının bozulmaya başlaması, birçok ülkede hükümetlerin ticaret ve sermaye piyasalarına karışmaya başlaması ile korumacılık artması ve ticari büyümenin yavaşlaması, ayrıca artan rekabet koşulları, bazı ürünlerde görülen fazla kapasite ve teknolojik rekabet ortamı, Karşı Ticaret işlemlerinin hızla artmasına yol açmıştır. Böylece, Karşı Ticaret, 1980’lere kadar daha çok Doğu Bloğu ülkeleri ile ticarette kullanılırken, 1980’lerde dünya ekonomisinde görülen yukarıda sayılan değişiklikler nedeniyle tüm dünyada yaygınlaşmıştır.

Başta da belirttiğimiz gibi karşı ticaret genel anlamda bir takas muamelesidir. Özellikle merkezi planlı ülkeler ile yapılan ticarette yoğun biçimde uygulanmaktadır. Bunun yanında, Az Gelişmiş Ülkeler (AGÜ) ve sanayileşmiş ülkeler arasındaki ticarette de giderek artan bir önem kazanmaktadır. Bu yöntem ödeme için yeterli dövizi olmayan (fakat satmak istediği malı olan ülkelerin çoğu kez başvurduğu bir yoldur. Yani iki ülke arasında mal ile mal, veya mal artı paranın ters yönde aktığı iki yönlü bir ticaret olayıdır. Karşı ticaretin her ne kadar basit bir takas işlemi olduğunu belirtsek te bu tür ticaret uygulamalarında en az iki adet normal ticari işlem vardır. Fakat takas ta ise malla mal değiş tokuş edilmektedir. Karşı ticaret işlemlerinin süresi birkaç günden on yıla kadara değişebilmekte, mal, hizmet, teknolojinin yanı sıra kısmen konvertibl döviz veya milli para ile ödeme yapılabilmekte, karşı ticaret yapılan mallar arasında bazen ilişki bulunmasına rağmen bazen de ilişki bulunmamakta, karşı ticaret genellikle iki sözleşme ve bunları bağlayan bir protokol ile yürütülmektedir. Karşı ticarette bir şirket karşı satın alma mallarını seçerken öncelik sırası; hammaddeler, şirketin kendi faaliyetinde kullanabileceği mallar, şirketin kendi üretim konuları ile ilgili mallar şirketin kendi faaliyetleri ile ilgisi olmayan ve hammaddeler haricindeki mallardır.

Karşılıklı ticaret genellikle en dar şekli ile anlaşılır, ancak karşılıklı ticaret kesin olarak belirtilebilen, açık ve kolay bir olgu değildir. Zira bir karşılıklı ticaret olayı çoğu kez iki veya daha çok sayıda değişik karşılıklı ticaret şekillerini kapsamaktadır. Uygulamada karşılaşılan belli başlı ticaret şekilleri şunlardır:

? Takas
? Özel takas
? Karşılıklı Satın Alma ya da Bağlı Muamele
? Dengeleme
? Offset
? Kliring

6.1.Takas:

Finansal ödeme veya fon transferlerinin yer almadığı bir tek sözleşme ile gerçekleştirilen, eşit değerde olduğu kabul edilen iki mal grubunun doğrudan ve eşanlı olarak değiştirildiği işlemdir. Takas anlaşmaları aynı müşteri ile uzun vadeli ve düzenli işlemleri değil, genellikle bir defaya mahsus işlemleri (one-off deals) kapsamaktadır.

Takas, insanlık tarihinin en eski ticaret yoludur. Taraflar arasında para söz konusu olmadan mal ya da hizmetlerin değiştirilmesi ile yapılan karşılıklı ticaret şeklidir. Teoride basit gibi gözükmekle beraber uygulamada oldukça karışık ve pahalıya mal olan bir sistemdir. Bunun nedeni de karşılıklı değişimi yapılacak birbiriyle ilgisiz malların göreli değerlerinin saptanması ve gerekli anlaşmanın sağlanmasıdır.

Takas doğrudan malların mallarla değişimdir. İhracatçıya, ithalatçı ülkeden mal veya hizmet şeklinde ödeme yapılır. Tek bir sözleşme iki yönlü akımı içerir. İhracatçı trampa yoluyla elde ettiği malların satışından sağlayacağı gelir yeterli oluncaya kadar bağlı kalmaktadır. İhracatçı firma sattığı mallar karşılığında aldığı malların nerede, nasıl ve hangi fiyattan satılması gerektiğini araştırmak zorundadır. Ayrıca karşılık olarak alınan malların ihracatçının malının orijinal fiyatına eşit olup olmaması da bir sorun meydana getirmektedir.

Takas işleminde normal uluslararası satış işlemlerinde olduğu gibi bir sözleşme söz konusudur. Bu sözleşmedeki hükümler, uluslararası satış sözleşmelerinde yer alan hükümlerle benzerlik ifade etmekle birlikte iki ayrı mal değişimi söz konusu olduğu için, takas sözleşmesinde birçok madde iki kez tekrarlanmak durumunda kalmakta ayrıca da normal bir ticari sözleşmede akreditif ile sağlanan finansman güvencesi takasta başka yollarla sağlanmak zorundadır. Takas ticaretinde geri ödeme, akreditifli ödemede olduğu gibi güvence altında olmadığından bankalar kredi vermekten genellikle kaçınırlar. Bu nedenle geri ödeme tamamen karşı tarafın mal sağlama performansına bağlıdır. Takas diğer Karşılıklı Ticaret çeşitlerine göre daha kısa sürede tamamlanır, genellikle en fazla iki yıldır. Takas ‘a konu olan malzemeler özellikle hububat, bakliyat, maden cevheri gibi stratejik mallardır.

Uygulamada, takas anlaşmalarında taraflar devletin sahip olduğu organizasyonlardır. İhracatçı yükleme dokümanlarını Merkez Bankasına sunar ve yerel para cinsinden ihracat tutarını kredi olarak alır. İthalatçı döviz tutarı kadar yerel para cinsinden mal bedelini Merkez Bankası ‘na yatırmak zorundadır. A ülkesindeki ihracatçı yerel para cinsinden ödemesini alır ve bu B ülkesindeki ithalatçının Merkez Bankasına para yatırıp yatırmamasına bağlı değildir. Daha sonra ithalatçı tarafından da aynı işlemlerin tekrarlanması gerekir.

6.2.Özel Takas:

Mal ve/veya hizmet ihraç ve ithalinde karşılıklı olarak tarafların aynı gerçek veya tüzel kişiler olması halinde, ihraca ve ithale konu olan malların bedellerinin herhangi bir para hareketi söz konusu olmaksızın kısmen veya tamamen birbirleriyle takas edilebilmesi olarak tanımlamıştır. Mal ve/veya hizmet ihraç bedelleri ile mal ve/veya hizmet ithal bedellerinin takas edilmesi talebinin, mal veya hizmet ihracatının önce yapılması halinde mal ihracatı için ihracatla ilgili olarak belirlenen tahsil süreleri, hizmet ihraç bedelleri için ise hizmete ilişkin fatura ve/veya istihkak raporu tarihinden itibaren 180 gün içinde, mal ithalatının önce yapılması halinde fiili ithal tarihinden itibaren 180 gün, hizmet ithalinin önce yapılması halinde ise mal ihracına ilişkin bedellerin tahsil süreleri içinde bankalara yapılması gerekmektedir.

Hizmet ihracı bedelleri ile hizmet ithali bedellerinin takas talebi her hangi bir süreyle sınırlı değildir. Takas talebinde ithalat ve ihracat hesabının kapatılmasına ilişkin belgelerin; hizmet ithal ve ihracında fatura ve/veya istihkak raporunun ibrazı gerekmektedir. Hesapların izlenmesi bakımından ithalat ve ihracat işlemleri aynı banka tarafından yürütülür. Bankalarca, takasa tabi tutulan bedeller için Türk Lirası olarak aynı kur üzerinden Döviz Alım Belgesi ve Türk Parası Transfer Belgesi düzenlenir. Bu belgelerde kayıtlı kur, düzenlenme tarihlerindeki TCMB döviz alış kurundan az olamaz.

Aracı ihracatçı vasıtasıyla yapılan ihracatta, bağlı muamele kapsamında olmaksızın yurt dışındaki satıcı ve alıcının aynı olması, ithalat ve ihracata ilişkin TCGB’lerde imalatçı ve ihracatçı firma unvanlarının birlikte kayıtlı olması, mahsup işleminden yararlanacak firmanın imalatçı niteliğini haiz olduğunun (Sanayi Sicil Belgesi veya diğer belgelerle) tevsiki ve fiili ithal veya ihraç tarihinden itibaren 180 gün içinde mukabil ithalat veya ihracatın gerçekleştirilmesi kaydıyla imalatçı ve ihracatçıların yapacakları ithalat ve ihracata ilişkin mal bedelleri, kısmen veya tamamen birbiriyle takas (mahsup) edilebilir. Bu durumda takasa tabi tutulan bedeller için Türk Lirası olarak aynı kur üzerinden ihracatçı adına Döviz Alım Belgesi, imalatçı adına Türk Parası Transfer Belgesi düzenlenir.

Malların ithalatı sırasında TCGB’de ilgililerce ödeme şeklinin “Özel Takas” olarak belirtilmesi halinde gümrüklerce, söz konusu TCGB’de belirtilen aracı bankaya bu ithalatla ilgili gerekli bilgi ulaştırılır. Bankalar, fiili ithal, fiili ihraç veya hizmet ihraç bedellerine ilişkin belge tarihinden itibaren yukarıda belirtilen süreler içinde firmanın yukarıda belirtilen belgelere istinaden yapacağı takas talebini sonuçlandırır. Mal ihracının takasa tabi tutulmayan kısmının tahsilinde genel esaslar uygulanır. Bankalarca, ithalatla ilgili olarak kendine ulaşan bilgiye istinaden fiili ithal tarihinden itibaren 180 gün içinde bir ihracat veya hizmet ihraç bedeli ile bu ithalatın takas edilmesi talebinde bulunulmazsa veya söz konusu bedeller ithalat bedeli tutarını karşılamaz ise söz konusu ithalat veya ithalatın karşılanmayan kısmı mal mukabili ödeme şekli hükümlerine tabi tutulur.

Gümrük beyannamelerinde ödeme şekli mal mukabili olarak belirtilmek suretiyle gerçekleştirilen ithalat ve/veya ihracat işlemiyle ilgili özel takas ödeme şekline dönüştürme taleplerinin, yukarıda belirtilen takas taleplerine ilişkin süreler içinde müracaat edilmesi, ithalat ve ihracatla ilgili bedellerin alış ve satış işlemlerinin yapılmadığının tespit edilmesi ve bu işlemlere ait TCGB’lere takasa tabi tutulduğuna dair not konulması kaydıyla yerine getirilmesi mümkündür.

6.3.Karşılıklı Satın Alma veya Bağlı Muamele:

Dış Ticarette, ihracata konu malların, hizmetlerin ve teknolojilerin bedellerinin dış ticarette taraf olan ülkeler ve firmalar arasında yapılan anlaşmaya istinaden para yerine geçen diğer mal, hizmet ve teknoloji ithalatıyla karşılanması ve aradaki artı ya da eksi farkların döviz transferleri ile kapatılmasıdır. Gümrük Birliği’ne üye ülkeler dışında üçüncü ülkelerce yapılacak dış ticaret faaliyetlerinde gerektiğinde kullanılmak üzere ithal edilen mal, hizmet ve teknoloji ihracıyla karşıladığı, ithal veya ihraç fazlalığının döviz olarak tediye veya tahsil edildiği bir ödeme şeklidir. Karşı ticaretin en yaygın olarak kullanılan şeklidir. Karşılıklı alımda ihracatçı sipariş edilmiş malların satışını güvence altına almak amacıyla bir koşul olarak satıcının ihracat sözleşmesindeki değerin belirli bir yüzdesindeki malı karşı taraftan ya bizzat satın alması ya da satışının bir üçüncü tarafça gerçekleştirilmesini sağlamasına dayanan bir işlemdir.

Bir ülkedeki kamu veya özel kuruluş, bir başka ülkedeki kamu yada özel kuruluşa malını satar, ve belirli bir süre içersinde, karşı taraftan sattığı mala eşdeğerde mal satın almayı taahhüt eder. Her satışta ödeme dövizle olmaktadır, her iki ödeme birbirini tamamen yada kısmen dengelediği için net döviz kaybı olmadan ticaret yapıldığı görüntüsü ortaya çıkmaktadır. Bu tür ticaret, özellikle gelişmekte olan ülkelerde en çok uygulanan karşı ticaret şeklidir.

Karşılıklı satın alma işleminde, aynı amaçlı fakat iki ayrı sözleşme mevcut olup, bunları birbirine bağlayan bir protokol ile işlem yürütülür. Bu protokol karşılıklı ticaret veya bağlı muamele sözleşmesinin finansman açısından normal ticarete benzemesine yol açmaktadır. Birinci satış anlaşmasında, satıcı belirli bir kalitede, miktarda malı, istenilen sürede istenilen yere göndereceği, alıcıda akreditif yada diğer ödeme şekilleri ile mal karşılığı bedeli ödeyeceği konusunda anlaşırlar. Bu ilk yapılan anlaşmanın normal ticari ilişkilerdeki karşı para sözleşmesinden farkı yoktur. İkinci anlaşma ise satıcının belirli sürelerde gerçekleştireceği satın almaların taahhüdünü içerir ve çerçevesi ilk anlaşmaya göre çok daha geniş tutulur.

Merkez Bankasının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 1-M Sayılı Genelgesinde; İthal edilen mal, hizmet ve teknoloji bedelinin, mal, hizmet ve teknoloji ihracıyla karşılandığı, ithal veya ihraç fazlalığının döviz olarak ödendiği veya tahsil edildiği bu ödeme şeklinde uyulacak esaslar aşağıda açıklanmıştır:
- Bankaca, ihracatçı firmanın üyesi olduğu veya bulunduğu bölgedeki ihracatçı birliğinin izin belgesi aranır. İhracatçı birliği, verdiği izin belgesinin bir örneğini “Bağlı Muamele veya Takas Başvuru Formu”nda beyan edilen bankaya gönderir. Hesapların izlenmesi ve işlemlerin takibi bakımından ithalat ve ihracat işlemleri aynı banka tarafından yürütülür.
- İthalat ve ihracatın, ihracatçı birlikleri tarafından verilen izin belgesindeki süre (ek süreler dahil) içinde gerçekleştirilmesi gerekir. İhracatçı birliklerince verilen süreyi (ek süreler dahil) takip eden en geç 90 gün içinde ithalat ve ihracat hesabının kapatılmasını teminen aracılık eden bankaya başvurulması zorunludur.

Birliklerce verilen izin belgelerinde;
- İthalat ve ihracat bedelleri; Türk Lirası olarak gösterilmişse Döviz Alım Belgesi ve Türk Parası Transfer Belgesi bankaya başvuru tarihi itibariyle Türk Lirası üzerinden düzenlenir. Döviz olarak gösterilmişse, bankaya başvuru tarihi itibariyle serbestçe belirlenen alış kurundan Türk Lirası’na çevrilerek Türk Lirası üzerinden Döviz Alım Belgesi ve Türk Parası Transfer Belgesi düzenlenecektir. Uygulanacak kur, belgelerin düzenlenme tarihindeki TCMB döviz alış kurundan daha az olamayacaktır.
- Bankalarca, ithalat ve ihracat hesaplarının ihracatçı birliklerince verilecek izin belgesindeki süreyi (ek süreler dahil) takip eden 90 gün içinde kapatılması için başvurulmaması veya bu süre içinde ithalatın ve ihracatın gerçekleştirilmediğinin tespiti halinde, 10 iş günü içinde ilgili kambiyo müdürlüğüne ihbarda bulunulur.
- Banka tarafından hesabı kapatılan veya kambiyo müdürlüğüne ihbar edilen işlemler hakkında izin belgesini veren ihracatçı birliğine 10 iş günü içinde yazılı bildirimde bulunulur.
- İthalatın yapılmaması veya ithalatın ihracatın tamamını karşılamaması halinde ithalatla karşılanmayan kısma ilişkin ihracat bedelleri tahsil edilerek ilgililere serbest kurdan ödenir.
- İhracatın yapılmaması veya ihracatın ithalatın tamamını karşılamaması halinde ihracatla karşılanamayan kısma ilişkin fiilen gerçekleştirilmiş olan ithalata ilişkin bedeller Türk Lirası veya döviz olarak mal mukabili ödeme şekline göre transfer edilir.
- İhraç veya ithal bedellerinin kısmen veya tamamen hizmet veya teknoloji transferiyle ödenmesinin öngörüldüğü durumda, ithalatçı veya ihracatçının düzenlediği fatura veya gerek duyulacak diğer belgelerdeki tutarlar esas alınır.

6.4.Dengeleme:

Satıcının ihraç ettiği mal bedelinin tümünü veya bir kısmını mal karşılığı alması anlamındadır. Dolayısıyla tam dengeleme (full-compensation) ve kısmi dengeleme (partial-compensation) şeklinde iki kısma ayrılmaktadır.

6.4.1.Geri Alım:

Dengelemenin bir başka şeklidir. Burada ihraç edilen malların (ki, bunlar sermaye malları veya anahtar teslimi projeler niteliğindedir) bedeli, bu mallar vasıtasıyla gerçekleştirilecek üretimin satın alınmasıyla ödenmektedir. Buy back anlaşmaları çerçevesinde bir özel kuruluş yada kamu kuruluşu, bir başka ülkedeki kamu yada özel kuruluşa, makina teçhizat, teknoloji ve/veya anahtar teslimi fabrika satar ve karşılığında bu ilk satıştaki malların kullanımı sonucu üretilen .ürünlerin belirli bir oranını satın alır. Anahtar teslim satışlardaki en önemli kural, fabrikanın veya teknolojinin satışının, geri satın alma taahhüdünden ayrı olarak yapılmasıdır. Birbirinden bağımsız iki ticaret sözleşmesi imzalanır ve işlemler bir protokolle yürütülür. Karşılıklı satın alma anlaşmalarından farklı olarak daha uzun süreli ve parasal
değer olarak daha büyük rakamlarla işlem yapılır. Geri satın alma tutan diğer yerel
.finansal harcamaları da karşılayabilmek için genellikle ihracattan fazla tutulur.
.Halbuki bu oran karşılıklı satın alma anlaşmalarında ihracatla eşit veya düşük olarak
görülür. Süre genellikle 3-10 yıldır ama bazen 25 yıla kadar çıkabilir.

6.4.2.Üçlü Ticaret:

Bir ülke tarafından ödenecek hesabın başka bir ya da daha fazla ülkeye transfer edildiği işlemdir. Herhangi bir Karşı Ticaret anlaşması uyarınca, Karşılıklı Satın Alma mallarını ‘teslim alan firma onları satamazsa, bir switch şirketine belli bir fiyat indirimi yaparak devreder, karşılığında nakite (dövize) kavuşur. Switch şirketi ise geliştirdiği şirketler ağı ve şahıslar arası ilişkileri sebebiyle fiyat indirimli Karşı Satın Alma mallan için iv. hazır pazarlara sahiptir. Bu pazarlarda döviz karşılığı satış yapabilirse işlemler zinciri sona erer. Eğer potansiyel müşteri dövizle ödeme yapmayıp ülkesinde üretilen mallar ile ödeme teklifinde bulunursa, şirket bu yeni mallan elindeki mallar karşılığında alıp bu defa bu mallar için müşteri aramaya devam eder. Sonuçta nihai dövizle ödeme ile orijinal malların maliyeti arasındaki fark Switch şirketinin karını oluşturur. Bu işlemler bazen 1 yılı aşan bir süre alabilir.

6.5. Off-Set Ticaret:

Off-set, karşılıklı ticaretin, özellikle ileri teknoloji gerektiren uzay ve savunma sanayi yatırımları ile askeri malzeme satışlarını kapsayan özel bir şeklidir. Bu tür ürünlerin üreticisi konumundaki çok uluslu şirketlerin dünya pazarlarındaki rekabet güçlerini arttırmak için başvurdukları bir yöntemdir. Off-set programları büyük yatırımların ve alımların, satıcı firmalar tarafından alıcı ülkelere belirli kolaylıklar sağlanarak gerçekleştirilmesini amaçlar. Alıcı ülkeler ödemeler dengesine fazla yük olmadan, off-set yolu ile pahalı alımlara girişebilmektedirler. Off-set’e konu olan mallar parasında savaş ve nakliye uçakları, hava sahası kontrol cihazları, radar sistemleri yolcu gemileri, denizaltılar, uydular ve nükleer santraller sayılabilir.

Off-set uygulaması dolaysız ve dolaylı olmak üzere 2 şekilde gerçekleşmektedir:

Dolaysız Off-set: Dolaysız off-set anlaşmaları ile alıcı ülkede üretimine başlanacak ürünlerin bir bölümünün satıcı firma tarafından alınması ile alıcı ülkeye /döviz kazandırması amaçlanmaktadır. Bir tür buy-back işlemi olarak da nitelenebilir. Örnek olarak ortak üretim, lisanlı üretim, taşeron üretim gösterilebilir.

Dolaylı Off-set: Satıcı tarafından dolaysız offset’e konu olan ürünlerin dışında kalan alanlarda yapılacak dolaylı ofset anlaşmaları ile alıcı ülkeye döviz kazandırılması amaçlanmaktadır. Alıcı ülkeden belirli mal ve hizmetlerin satın alınması, pazarlama hizmetleri, ortak yatırımlara girişilmesi, teknoloji transferi gibi faaliyetler bu anlaşma kapsamına girer.

6.6. Kliring:

Takasın biraz daha geliştirilmiş bir şeklidir. Kliring anlaşması imzalayan ülkelerde ithalatçılar, ithal ettikleri malların bedelini kendi ülkelerinde kliring hesaplarını tutmakla görevlendirilen Merkez Bankası veya Kliring Ofisi gibi bir kuruma ulusal paraları cinsinden öderler. Bu şekilde oluşturulan hesaplar dönem sonunda karşı ülke ithalatçılarının da kendi ilgili kurumuna yatırmış oldukları paralardan oluşan hesaplarla denkleştirilir. Eğer arada bir açık söz konusu ise, bu açık önceden anlaşılan herhangi bir konvertibil döviz ile kapatılır.

Kliring anlaşmaları kısa dönemler (genellikle 1 yıl) için yapılır. Dönem sonunda hesaplar iki ülkenin yetkili kuruluşlarınca denkleştirilir. Ülkelerin ithalat ve ihracat hacimleri dönem sonunda birbirine eşit değilse, aradaki fark, borçlu tarafın, borcu üzerinde görüş birliğine varılan bir konvertibl döviz ödemesiyle tasfiye edilir. Kliring, ülkeler arasında uzun dönemli,dengeli ikili ticaret ilişkileri kurmak amacını güden bir Karşı Ticaret yöntemidir. En önemli unsur, kliring yapabilmek için iki ülke hükümetlerinin aralarında bu ticaretin esaslarını ve süresini belirleyen bir ikili anlaşma yapılmış olmasıdır. Bunun için kliring ile ilgili her yıl tekrarlanan bir protokol yapılır. Bu protokol ile değişime konu olacak malların miktar ve değerleri saptanır. Firmalar da bu garanti edilmiş pazarda ihracat ve ithalat faaliyetinde bulunur, işlemler bir ülkeden diğerine döviz transferine gerek kalmadan Merkez Bankaları aracılığıyla kliring hesaplarına milli para cinsinden yapılır.

Kliringli ticaret sistemi ülkemizde, son yıllarda uygulanmamakla birlikte, uzun yıllar genellikle sosyalist bloğa dahil ticari ilişkilerimizde uygulanan bir sistem olmuştur. Bu sistemle bir yandan ihracatında güçlük çekilen ihraç mallarımıza pazar bulunması sağlanmış, diğer yandan ithali gerekli olan ama döviz yetersizliği sebebiyle temininde güçlük çekilen malların ithali mümkün olmuştur.

7. Akreditifli Ödeme:

Akreditif, ihraç edilen malın bedelinin ödenmesi konusunda belirli koşulların yerine getirilmesinden sonra ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit teminattır. Şartlı bir ödeme taahhüdü olarak tanımlanabilir. İthalatçı (amir) bankasından (amir banka-issuing bank) ihracatçı (lehdar-beneficiary) lehine bir akreditif açmasını ve ihracatçının ülkesindeki bir muhabir banka (negotiating bank) aracılığıyla haberdar edilmesini ister. İhracatçı gerekli belgeleri doğru, eksiksiz, kurallara uygun ve kredinin geçerlilik süresi içerisinde bankasına sunarsa, o takdirde ödeme yapılır.

Uluslararası ticarette en sık kullanılan ödeme şeklidir. Akreditif hem ihracatçıyı, hem de ithalatçıyı koruyan bir işlemdir. Akreditif, ithalatçının verdiği talimat doğrultusunda, ithalatçının çalıştığı bankanın belirli bir meblağa kadar ve belirli bir vade için istenilen koşulların yerine getirilmesi ve ihracatçı tarafından ihraç edilen malların ihracına ilişkin belgelerin ibrazı karşılığında ihracatçıya ödeme yapılacağını taahhüt etmesidir.

İthalatçı firma, kendi bankasına verdiği emirle ithal edeceği malın karşılığını ihracatçı firmanın bankasına, mal ihraç edildiği takdirde ödemeyi taahhüt ettiğini bir kredi mektubu ile bildirir. Bu kredi mektubu akreditiftir. Bu sistem, diğer ödeme yöntemlerine göre daha pahalı olmasına rağmen, en güvenilir olanıdır. Hem satıcıya hem de alıcıya çeşitli faydaları vardır. Mal bedelinin banka taahhüdünde olması, transfer riskinin büyük ölçüde ortadan kalkması, satıcı ve alıcının kredi imkanı elde etmesi, gerekli koşulların yerine getirilmesinin (belgelerin incelenmesi) bankaca sağlanması bu faydalar arasındadır. Akreditife bankalar ve belgeler üzerinden işlem yaparlar. Çünkü akreditif işlemleri mallarla ilgili olmayıp yapılacak hizmet ve işlerle ilgilidir. Akreditifler dayandırıldıkları satış sözleşmelerinden veya diğer sözleşmelerden ayrı işlemlerdir.

Akreditif İşleminin Tarafları

Amir: Malların ithalatçısı , alıcısıdır.
Amir Banka (Açan Banka/Issuing/Opening Bank): İthalatçının bankası olup, akreditifi açan bankadır. İhracatçı akreditif vadesi içinde istenilen koşulları yerine getirirse ödeme yapmakla yükümlüdür.
Muhabir Banka (İhbar Bankası/Advising Bank): İthalat konusu malların bedelini ödeyen bankadır. Bir başka ifade ile, akreditif açıldığının ithalatçıya ihbar edildiği, teyid edildiği ve ihracatçıya ödemenin yapıldığı bankadır. Söz konusu banka, sadece akreditifin açıldığına ilişkin olarak satıcıya bildirimde bulunursa “ihbar bankası” adını alır. İhbar bankasının ihracatçıya karşı ödeme konusunda herhangi bir yükümlülüğü yoktur. Ayrıca gerekli belgelerin ibrazı halinde ödemede bulunacağına ilişkin kendi taahhüdünü de ekleyerek satıcıya bildirimde bulunursa “teyid bankası-confirming bank” olarak adlandırılır.
Lehdar: İhracatçı, satıcıdır.

Akreditif türleri gösterdikleri özelliklere göre çeşitli bakımlardan sınıflandırabilirler.

7.1.Akreditif Amirinin veya Amir Bankasının Vadesinden Önce İptal Etme Yetkisine Göre:
7.1.1.Cayılabilir (Kabil-i Rücu) Akreditif:

Amir bankanın ihracatçının nam ve hesabına açtığı krediyi her an kendi isteğiyle iptal edebildiği akreditif çeşididir. Mal bedelinin ödeneceğine dair bir garanti olmasına rağmen alıcı için kesin olmayan, her an vazgeçilebilir bir durum söz konusudur. İthalatçı açısından azami esneklik sağlamaktadır. Çünkü amir banka tarafından ödeme yapılmadan önce ihracatçıya önceden haber vermeksizin değiştirme veya iptal söz konusu olabilmektedir. Ancak iptal mektubunun satıcının eline geçmesinden önce satıcı akreditif koşullarına uygun olarak yüklemeyi yapar ve vesaiki bankaya ibraz ederse, o taktirde banka akreditif bedelini ödemek zorundadır. Bankaların garantisi bulunmadığından, bu durum ihracatçı için bir risk taşımaktadır. Bu nedenle uluslararası ödemelerde az kullanılmaktadır.

7.1.2.Cayılamaz (Gayri Kabilirücu) Akreditif:

Amir banka ve akreditif amirinin onayı olmadan süresinden önce geriye alınması, bozulması ve iptali mümkün olmayan akreditiflerdir. Gerekli şartlar yerine getirildiği takdirde, akreditif bedelinin amir bankaca ödeneceği taahhüt edilmiştir. Dolayısıyla kabilirücu akreditife göre daha güvenlidir. Tüm taraflarca kabul edilmedikçe iptal edilemez ve değiştirilemez. Bu tür akreditifler daima belirli bir meblağ kadar ve belirli bir vade ile açılırlar. Gayri kabilirücu akreditifte amir bankanın ödemesi güvence altında olmakla beraber, ihracatçının ülkesindeki muhabir bankanın ödemeyi yapması garanti değildir. Bu nedenle, akreditifler “teyitli” hale getirilerek daha güvenli bir yol oluşturulmuştur. Gayri kabilirücu ya da kabilirücu olduğuna dair herhangi bir kayıt taşımayan akreditifler, gayri kabilirücu akreditif olarak kabul edilirler.

7.2.İkinci Bir Banka Tarafından Teyid Edilmiş Olmasına Göre:

7.2.1.Teyitli Akreditifler:

Akreditifi açan amir bankanın muhabir bankaya akreditifi teyit etmesi talimatını verdiği ve böylece muhabir bankanın da açılan akreditifi teyit ettiği akreditif türüdür. Teyitli akreditifte muhabir banka da akreditifi “teyit” ederek bedellerin ödeneceği hususunda ilave teminat vermektedir. O halde herhangi bir ödenmeme durumunda, muhabir banka amir bankanın yükümlülüğünü üstlenmiş olur. Uygulamada sadece gayri kabilirücu akreditifler teyitli olarak teyitli gayri kabilirücu akreditifler olarak açılırlar. Bu akreditifler ilgili üç tarafın Amir banka, teyit bankası ve lehdarın müşterek onayı olmadan iptal edilemez.

7.2.2.Teyitsiz Akreditif:

Bu tür akreditifte muhabir bankanın rolü sadece akreditifin açıldığını bildirmekten ibarettir. Muhabir banka yalnızca ihbar eder, ancak ödeme konusunda herhangi bir taahhüt üstlenmez. Teyitli akreditiflerde teyit bankası üstleneceği riske karşılık bir komisyon aldığı için, tabiatıyla akreditif masrafları yükselmektedir. O nedenle ithalatçılar genellikle teyitsiz akreditifleri tercih ederler.

7.3.Bir Defa Kullanılmakla Hükmünü Kaybedip Kaybetmemesine Göre:

7.3.1.Basit (Adi) Akreditif:

Akreditif talimatında belirtilen miktarın bir defa kullanılmasıyla ödemesi yapılan ve kapanan akreditiflere adi akreditif adı verilir. Akreditif talimatında belirtilen miktarın lehdar tarafından bir veya birkaç defada çekilen poliçe ile bedelinin bankadan alınması veya bankanın kabul ettiği |poliçenin ıskonto ettirilmesi ile akreditif işleminin ihracatçı açısından son bulduğu akreditif türüdür. Adi akreditiflerde, akreditif metninde belirtilen tutar bir defada kullanılmaktadır. Akreditifin adi mi rotatif mi olduğunun belirtilmemesi durumunda akreditif “ adi” olarak kabul edilmektedir.

7.3.2.Rotatif-Döner Akreditif:

Rotatif akreditif genellikle belirli bir müşteriden sürekli veya yüksek tutarlı alımlarda kullanılır. Böylece hem işlemlerin tekrarlanması külfetinden kurtulma, hem de yüksek miktarda siparişin fiyat avantajından yararlanma imkanı söz konusudur. Rotatif akreditifler kullanıldıkça ayrıca bir talimata ya da bildirime gerek kalmaksızın otomatik olarak yenilenerek aynı şartlarla yeniden kullanılabilen akreditiftir. Rotatif akreditiflerde dönerlik şartı genellikle miktara ve süreye göre olmaktadır. Miktara göre devreden akreditiflerde, akreditif tutarı, kaç kere dönebileceği ve böylece ödemeler toplamının sınırı belirlenmektedir. Süreye göre devreden akreditiflerde ise, her sevkiyatın yapılacağı dönem de belirlenir. Bu tip akreditifler “biriken” (cumulative) veya “birikmeyen” (non-cumulative) olmak üzere iki şekilde açılabilir. Biriken rotatif akreditifte, ilk dönemde kısmen veya tamamen kullanılmamış miktar, müteakip dönemdeki tutara eklenerek kullanılabilir. Birikmeyen akreditifte ise kullanılmayan kısımdan onu izleyen dönemde faydalanılamaz.

7.4.Süresine Göre:

7.4.1.Red Clause Akreditif:

Akreditif tutarının tamamının ya da bir kısmının, muhabir bankaya sevk belgeleri ibraz edilmeden ihracatçıya avans veya peşin olarak ödenmesi şeklinde yapılan bir akreditif şeklidir. Peşin Ödemeli Akreditif ithalatçının ihracatçıya tanıdığı bir ön finansman niteliğindedir. Bu akreditiflere red clause olarak adlandırılmasının nedeni, akreditife konulan avans şartının önceleri kırmızı şartla yazılmış olmasıdır.

7.4.2.Green Clause (Yeşit Şartlı) Akreditif:

Red clause’a çok benzemektedir. Burada mallar önce bir üçüncü şahsa (depo firması) banka adına teslim edilmekte ve ambar teslim makbuzu bankaya verilmek suretiyle karşılığında avans alınabilmektedir. Böylece banka ithalatçının riskini bir ölçüde azaltmaktadır. Fakat yine de risk tamamen ortadan kalkmaz ve nihai sorumluluk alıcı üzerinde kalır. Görüldüğü gibi, red clause ve green clause akreditifler temelde ihracatı finanse etmek işlevi görmektedirler. Böylece ihracatçı ülkedeki kredi faizlerinin ithalatçı ülkedekinden yüksek olduğu zamanlarda, ihracatçılar için düşük maliyetli finansman olanağı sağlamaktadır.

7.4.3.Karşılıklı (Back-To-Back) Akreditif:

“Karşılıklı” akreditifler, transit ticarette, aracı vasıtasıyla yapılan satışlarda kullanılırlar. Transit ticarete aracı firma, hem ithalatçı hem de ihracatçı durumundadır. Aracı firma satış yapacağı ülkede lehine açılmış bulunan akreditifi teminat göstererek, kendisinin ithalat yapacağı ülke (firma) lehine bir akreditif açabilir. İşte bu ikincisine, karşılık gösterilmek suretiyle açıldığı için, karşılıklı akreditif adı verilir. Aracı firmanın bankası, genellikle aynı zamanda teyit bankası da olacağından, büyük sorumluluk üstlenmektedir. O nedenle, karşılıklı akreditif, bankalar tarafından riski yüksek olduğu için komisyonu da yüksek olmasına rağmen, sınırlı uygulanmaktadır.

7.4.4.Garanti Akreditifi (Teminat Akreditifi /Stand-by Credits):

İthalatçı ile ihracatçı arasında yapılan sözleşmeden doğan borçların ödenmemesi halinde ödemeyi garanti altına alan, ithalatçının bankasının ithalatçının üstlendiği yükümlülüğün yerine getirilmesini ihracatçıya garanti etmesi suretiyle yapılan akreditiftir.

Garanti akreditifleri şekil yönünden diğerlerine benzemekle birlikte, mahiyeti itibariyle akreditiften ziyade bir teminat (garanti) niteliğindedir. Stand-by akreditifler ile belirli bir taahhüdün yerine getirilmesi garanti altına alınmış olur. Taahhüdün yerine getirilmemesi halinde, bu durum bankaya tevsik edildiğinde, akreditif bedeli tahsil edilir. Stand-by akreditifler, uluslararası kredi işlerinde kredilerin teminatı, açık hesap gibi belirli bir garantiden yoksun ihracat satışlarının garantisi ve bazı tip teminat mektuplarının kontrol garantisi olarak kullanılabilmektedirler. Bu akreditifin diğer ticari (mal) akreditiflerinden farkı, ithalatçının talimatıyla ihracatçı lehine değil, ihracatçının talimatıyla ithalatçı lehine açılması ve akreditif vesaikinin ibraz edilmemesi halinde ödeme yapılmasını garanti etmesidir.

7.5.Lehdar(ihracatçı) Tarafından Üçüncü Bir Şahsa Devredilebilmesine Göre:

7.5.1.Devredilebilir Akreditif:

Devredilebilir akreditif, lehdarı tarafından üçüncü bir şahsa devredilebilen akreditiftir. Aslında, karşılıklı akreditifle aynı amaca hizmet eder. Devir işleminin, ilk akreditif talimatındaki esas ve koşulları taşıması gerekir. Yalnız, ikinci akreditifte akreditif tutarının ve malların birim fiyatının azaltılması, akreditif vadesi belgeleri ibraz süresi ve en son sevk tarihinin kısaltılması ve sigorta yüzdesinin ise arttırılması mümkündür.

Bu akreditifler, taşıdıkları devir koşullarına göre tamamen veya kısmen devredildikleri gibi, kısımlar halinde birden fazla kişilere devredilebilmesi de mümkündür. Söz konusu akreditifler sadece bir kez devredilebilir, ikinci bir devir söz konusu olamaz. Bir başka ifade ile ilk lehdar bu akreditifi bir veya birden fazla lehdara devredebilir, ancak kendisine devir yapılan lehdar bunu ikinci bir devirle bir başka lehdara devredemezler.

7.6. Vadeli Akreditif (Ödenmesi Ertelemeli Akreditif / Deffered Payment)

İthalatçı ve ihracatçı arasındaki satış sözleşmesine göre akreditif bedelinin ibrazında değil de, bu belgelerin ibrazından belirli bir süre sonra ihracatçıya ödenmesini sağlayan akreditif türüdür. İhraç konusu malın bedeli buna ilişkin vesaikin muhabir bankaya ibrazı esnasında değil, ödeme vadesinde ödenir. Ödeme vadesi herhangi bir süreyle sınırlı olmaksızın serbestçe tayin ve tespit edilebilir. Ödenmesi ertelemeli akreditif vadeli poliçe uygulamasına benzemekle birlikte, ondan farklıdır. Burada ihracatçı bankaya kabul edilmek üzere bir poliçe keşide etmek yerine, belirli bir süre sonra, görüldüğü anda ödenecek bir poliçe keşide eder. Ödenmesi ertelemeli akreditifte vade genellikle taşıma süresi kadardır. İthalatçı bu yolla masrafları azaltmayı amaçlar. Fakat bu yöntem, hem uygulamada çeşitli problemler doğurabilecek mahiyettedir hem de banka kabullü vadeli bir poliçe de aynı işi görebilir. Uygulamada ortaya çıkabilecek problemler ithalatçının borçlu olduğunu gösteren bir vesaikin bulunmamasından kaynaklanır. O nedenle, ödenmesi ertelemeli akreditiflerin açılması hususunda bankalar isteksiz davranmaktadırlar.

Akreditifli ödeme yönteminde öncelikle alıcı akreditif koşullarını yerine getirmeyen satıcıya ödeme yapılamayacağına ilişkin güvence sahiptir. Bankalar alıcı adına akreditif koşullarının yerine getirilip getirilmediğini incelerler. İthalatçının “en son yükleme tarihi” saptayabilmesi ona (özellikle ihracatçıyı iyi tanımıyorsa) malları zamanında elde edebilmesi olanağını sağlar. Mallarını güvence olarak göstererek onları pazarlayana kadar çeşitli kaynaklardan borç bulabilir. Eğer satıcı ile anlaşılırsa mal bedelinin vesaik ibrazında değil de örneğin 60 gün sonra ödenmesi durumunda ithalatçı, hemen ödeme yapmak için başka bir kaynaktan 60 gün içinde bulacağı borçtan büyük olasılıkla daha düşük maliyette kredi sağlamış olur. Bir bankanın ödeme güvencesine sahiptir. Alıcının ülkesindeki politik risk banka güvencesinden dolayı en alt düzeye inmiştir. İhracat kredisi alabilir. Yeni pazarlara giderek satışlarını arttırabilir.

Sonuç

Yazımızda uluslararası ticarette kullanılan ödeme şekillerinden; peşin ödeme, konsinyasyon veya müşterek hesap, kabul kredili, mal mukabili, vesaik mukabili, karşı ticaret ve akreditif yöntemleri incelenmiştir. Uluslararası ticarette birbirlerini tanımayan farklı ülkelerdeki alıcı ve satıcılar birbirlerinin finansal güçleri hakkında, ülkelerdeki kambiyo rejimi ve döviz kontrolleri hakkında tam bilgi sahibi olamamakta ve kur riskini hesaplayamamaktadırlar. Bu nedenle ithalatçı ve ihracatçılar ödeme yöntemlerini belirlerken, malların cinsine, ülkedeki kambiyo rejimine politik şartlara, malın değerine, sağlanan ödeme kolaylıklarına göre yöntemleri seçmektedirler. Son yıllarda ödeme yöntemlerden akreditif güvenilirliği, belgelere dayanılıyor olması, arada bankaların bulunması, çok çeşitli olması nedeniyle diğer yöntemlere göre daha çok tercih edilmektedir. Ancak diğer yöntemler de kullanılmaktadır.

Peşin ödemede ithalatçılar mal bedelini peşin olarak göndermektedir. Bedeli ödenen malın gelmemesi gibi bir risk söz konusu olmaktadır. İhracatçı ise üreteceği mal için önceden bir prefinansman sağlamış olur. Konsinyasyon ödeme de ise mal yurt dışına kesin satışta bulunulmadan gönderilmekte ve teslim alan kişi malı satarsa bedelini ihracatçıya ödemektedir. Burada ihracatçı malın satılmayıp geri gönderilmesi riskini taşımaktadır. Başka bir ödeme yöntemi olan kabul kredili ödeme ise vadeli bir ödemedir. Mal bedelinin ödenmesi malın gönderilmesinden belli bir süre sonra yapılır. İhracatçı tarafından düzenlenmiş vadeli bir poliçe ithalatçı tarafından kabul edilir. Konsinye ödemeden farkı bu yöntemde poliçenin olması ve mal bedelinin ödenmesinin garanti edilmesidir. Kabul kredili ödeme yönteminde arada bir bankanın avalinin de olması ödemeyi garantilemektedir.

Mal mukabili ödemede ithalatçı malı gümrükten çektikten sonra ödemeyi yapar. Vesaik mukabili ödemede ise mal mukabili ödemenin tersine önce mal bedeli ödenir daha sonra vesaikler alınır. Alınan vesaiklerle de mal gümrükten çekilir. Karşılıklı Ticaret sisteminde yöntemi ticari hayatta ilk kullanılan yöntemlerden biridir. Ve yukarda açıklandığı gibi birçok çeşidi bulunmaktadır.

Akreditifli ödeme yönteminde ise ithalatçı başkası aracılığıyla bir akreditif açtırır. Muhabir banka bunu ihracatçıya bildirir. İhracatçı bunu kabul ederse sözleşme yapılır. İhracatçı malı sevk eder ve malla ilgili vesaiki bankasına verince parasını alır. İthalatçı da vesaiki bankasından alınca bedelini öder. Vesaiklerle malını çeker. İthalatçı malını, ihracatçı parasını güvenilir bir şekilde almış olur. Arada bankaların olması akreditifli yöntemi diğer yöntemlerin içinde en güvenilir duruma getirmektedir.

Kaynakça

1. ONURSAL, Erkut, “Dış Ticaret İşlemleri ve Uygulama” Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri
2. ŞAHİN, Mehmet, “Bütün Yönleriyle İhracat Gümrük İşlemleri” Gümrük Kontrolörleri Derneği
3. GÜNEY, Yusuf, “ Tek Tip Gümrük Beyannamesiyle İthalat Gümrük İşlemleri” Gümrük Kontrolörleri Derneği
4. USTA, Nedim, “İhracat Bedellerinin Ödenme Şekilleri” İGEME Yayınları.
5. ATAMAN, Ümit, SUMER, Haluk “Dış Ticaret İşlemleri ve Muhasebesi” Türkmen Kitapevi
6. SEYİDOĞLU, Halil, “Uluslararası İktisat” Turhan Kitapevi
7. ERDEMOL, Haluk, “Bankalarda Dış Ticaret İşlemleri ve Uygulama” Akbank Ekonomi Yayınları
8. ONURSAL, Erkut, “İhracat El Kitabı”
9. GERNİ, Cevat, “Dış Ticarette Ödeme Yöntemleri”
10. AKA, Bahar, “Uluslararası Ödeme Şekilleri” İGEME Yayınları
11. DOGAN, Vahit, “Uluslararası ticarette ödeme aracı olarak akreditif.” Yetkin Yayınları
12. ERYÜREK, Senay, “Uluslararası Ticarette Ödeme Şekilleri ve Vesaik” Anadolu Bankası Eğitim Yayınları
13. ONURSAL, Erkut, “Dış Ticaretin Finansmanı” , http:// www.dtm.gov.tr
14. “Dış Ticarete Ait Uluslararası Ödeme Şekilleri” , http:// www.akademigumruk.com.tr
15. ŞAHİN, Arif, “İhracatta Ödeme Şekilleri”, www.igeme.gov.tr
16. TÖREMİŞ, Faruk, “İthalatta KDV Üzerine..., Gümrük Dünyası “ Gümrük Kontrolörleri Derneği

 

Yeni Gümrük ve Ticaret Müfettişleri Derneği Web Sitesi - 2013 - Her Hakkı Saklıdır