KATILIM ÖNCESİ MALİ YARDIMLAR
Ali TEMİZ
Gümrük Kontrolörü
AB ekonomik bütünleşmesinin temelini “özgürce, dişe diş bir rekabet anlayışı” oluşturmaktadır. Ancak; bu demek değildir ki konunun insancıl boyutu, sosyal boyutu ihmal edilmiş olsun, hayır ihmal edilmiş değildir. Hep birlikte kalkınma, AB’nin geri kalmış bölgelerinin refah düzeyinin artırılması, ortak politikaların önemli bir tamamlayıcısı olarak görülmüştür. Bu politikanın uygulaması da, zengin ülkelerden alınıp, fakir ülkelere ve bölgelere yardım şeklinde gerçekleştirilmektedir. Yapılacak yardımların miktarı, ülkelerin ve bölgelerin; ekonomik kalkınmışlığı, nüfusu, işsizlik oranı gibi çeşitli kriterlere göre belirlenmektedir.
Ekonomisi zayıf olan ülkelere öncelikle dağıtılan AB mali yardımlarını, üye ülkeler arasındaki ekonomik kalkınmışlık farklarının giderilmesinde kullanılan çok önemli bir araç olarak görmek gerekir. Bu anlayış zaten Avrupa Topluluklarını Kuran Antlaşmanın ilk maddelerinde ifade edilmiştir. Bu maddeler Topluluğun kuruluş felsefesinin; biraraya gelen ülkelerden güçlü olanın güçsüz olanı ezmesi olmayıp, tam tersine karşılıklı yardım ve dayanışma anlayışıyla uyum içinde kalkınma olduğunu ortaya koymaktadır.
AB mali yardımları, Birliğin ortak politikalarının finansmanının sağlanması amacıyla oluşturulmuştur. Finansman sağlanan bu ortak politikalara; tarım politikasını, bölgesel kalkınma politikasını, sanayi-Kobi politikalarını, araştırma-çevre-ulaştırma gibi politikaları örnek olarak verebiliriz .
Avrupa Birliği’nin sağladığı mali yardımlara ilişkin olarak toplumumuzda bu mali yardımların, ne kadar olduğuna ve hangi şartlarda kullanılabileceğine dair bilgilere ihtiyaç olduğu açıktır. Hatta yaygın bir kanı, bu hibelerin ülkemiz tarafından kullanılamadığından Avrupa Birliği bütçesine geri döndüğü şeklinde bir söylenti mevcuttur.
Ayrıca; Topluluk Programları veya Avrupa Yatırım Bankası kredileri gibi imkanların mali yardımlarla karıştırılmaması gerekir. AB Mali Yardımları Avrupa Komisyonu tarafından, diğer aday ülkeler için olduğu gibi, her yıl Türkiye’ye de tahsis edilen hibe nitelikli yardımlardır.
Diğer taraftan, anılan yardımlar doğrudan nakdi bir yardım niteliğinde olmayıp, Avrupa Komisyonu ve Türkiye’nin birlikte seçtikleri proje ve programlara mali destek sağlamak için kullanılmaktadır.
AB tarafından sağlanan hibe nitelikli mali yardımların hangi projelerin finansmanında kullanılabileceğine karar verilmesi, programlama adı verilen ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin koordinasyonunda hemen hemen tüm kamu kurum ve kuruluşlarının katıldığı önemli, uzun ve yoğun çaba gerektiren bir süreçtir. Proje seçimindeki en önemli kriter mali yardımların “AB üyeliğine yönelik uyum esasları doğrultusunda” kullanılabilecek olmasıdır. Bu nedenle programlama süreci, Katılım Ortaklığı Belgesi, İlerleme Raporu, Ulusal Program ve Ön Ulusal Kalkınma Planında ifade edilen öncelik alanları çerçevesine giren proje fikirlerinin tespit edilmesi ve bunların belirli bir formatta geliştirilmesi çalışmalarını kapsamaktadır.
Mali Yardımların Büyüklüğü ve Yararlanan Ülkeler
AB mali yardımlarının 2007 yılı büyüklüğü 127 milyar euro’su hibeler olmak üzere, 180 milyar euro’ya yaklaşmıştır. Bu kredilerin yaklaşık % 85-90 civarında, hibelerin ise % 90-95 civarındaki kısmı üye ülkelere, geriye kalanı da üye olmayan üçüncü ülkelere verilmektedir.
1988 yılında 44 milyar ECU, 2004 yılında 103 milyar euro büyüklüğünde olan bütçe, 2007 yılı itibariyle 127 milyar euro’ya yükselmiştir. 127 milyar euro 27 üyeli AB’nin ilk bütçesidir ve AB 27’nin toplam GSYİH’sinin %1’ine tekabül etmektedir. Rakamlardaki artış, AB içindeki bütünleşmenin daha ileri boyutlara taşınmasının ve AB’nin büyümesinin bir sonucudur.
Avrupa Birliği Bütçesi’nin hazırlanmasında, daha önce kabul edilen çok yıllı mali planlar esas alınmaktadır. En son kabul edilen Mali Plan, 4. Mali Plandır ve 2007-2013 dönemi içinde kalan 7 yılı kapsamaktadır.
AT bütçesine ülke düzeyinde yapılan katkılara bakıldığı vakit, iki ülkenin, bütçe toplamının % 40 - % 45 gibi kısmını karşıladığı görülmektedir. Bu ülkeler bütçenin % 25 civarındaki kısmını karşılayan Almanya ile, % 20 civarındaki kısmını karşılayan Fransa’dır . İtalya % 14.1, İngiltere % 11.9 katkı yapmaktadır. Böylece bütçenin yaklaşık dörtte üçü bu dört ülke tarafından karşılanmış olmaktadır.
AB mali yardımlarından Türkiye’nin alacağı payın diğer ülkelerle karşılaştırılması şu şekildedir:
2007-2010: ADAY ÜLKELERE SAĞLANACAK MALİ YARDIM (Milyon €)
ADAY ÜLKE 2007 2008 2009 2010
TÜRKİYE 497,2 538,7 566,4 653,7
HIRVATİSTAN 138,5 146,0 151,2 154,2
MAKEDONYA 58,5 70,2 81,8 92,3
SIRBİSTAN 186,7 190,9 194,8 198,7
KARADAĞ 31,4 32,6 33,3 34,0
KOSOVA 63,3 64,7 66,1 67,3
BOSNA HERSEK 62,1 74,8 89,1 106,0
ARNAVUTLUK 61,0 70,7 81,2 93,2
Toplam: 1.098,7 1.188,6 1.263,9 1.399,4
Mali Yardımların Hukuki ve İdari Yönü
Avrupa Birliğinin Aralık 1999 tarihinde gerçekleştirdiği Helsinki Zirvesinde Ülkemizin tam üyeliğe adaylığının kabul edilmesiyle birlikte Türkiye - Avrupa Birliği ilişkileri yeni bir sürece girmiştir. Bu süreçte Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali işbirliği mekanizmasının da diğer aday ülkelerde olduğu gibi yeniden yapılandırılması gerekmiştir. Bu çerçevede;
Daha önce çeşitli kaynaklar vasıtasıyla sağlanan yardımlar tek bütçe altında toplanmıştır. AB tarafından, Türkiye’nin diğer adaylarla aynı yasal ve teknik zeminde değerlendirilmesi ve aynı prosedürlere tabi olmasını teminen Türkiye’ye yapılacak hibe nitelikli yardımları tek bütçe altında toplayan “Türkiye için Katılım Öncesi Mali Yardıma Dair Çerçeve Tüzük” Aralık 2001 tarihi itibarıyla kabul edilmiş olup Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Mali Yardımların AB’ye uyum çalışmaları için kullanılmaları gerekmektedir. Yeni dönemde Türkiye’ye adaylık perspektifi ile tahsis edilen AB kaynaklarının Katılım Ortaklığı Belgesinde, İlerleme Raporunda, Ulusal Programda ve Ön Ulusal Kalkınma Planında yer alan hukuki, idari, ekonomik ve sosyal önceliklere uygun olarak değerlendirilmesi zorunludur. “Katılım Öncesi Mali Yardım” adı altında 2002 -2006 yılları arasında programlanan bu yardımlardan, sadece AB’ye uyum amacıyla tanımlanan projeler yararlanabilmiştir. Bu projeler genel olarak Müktesebat uyumu, Müktesebat uyumu için gerekli idari kapasite oluşturulması ve bunun için gerekli yatırım ihtiyacı ve ekonomik ve sosyal uyum projeleri olarak anılmaktadır.
Bu nedenle, AB hibeleri kullanılarak yürütülecek olan projelerin kesinlikle bu stratejik belgelerdeki önceliklere uygun olmaları gerekmektedir. Ayrıca Ülkemize adaylık statüsü tanınmasından önce taahhüt edilmiş olan Meda projelerinin de uygulamalar esnasında mümkün olduğu ölçüde söz konusu önceliklerle uyumlu hale getirilmesi, Türkiye’nin AB’ye uyum çalışmalarına olumlu katkı sağlayacaktır.
Mevcut Projelere İlişkin Bilgiler
Uygulaması devam eden AB destekli projeler, Türkiye ile AB arasındaki mali işbirliği mekanizmasının tarihsel olarak iki farklı döneminde finansman kararı alınmış olan inisiyatiflerdir.
Birinci dönem, 1996–2001 yıllarını kapsayan “Meda Çerçeve Anlaşması” dönemidir. Hazırlık çalışmaları bu dönemde yapılmış fakat uygulamaları halen sürdürülen 33 adet proje ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülmektedir. Çeşitli alanlardaki bu projeler, AB’ye uyum çerçevesinde amaç, hedef ve proje beklentilerine uygun olarak zamanında tamamlanmaları için periyodik olarak izlenip değerlendirilmektedir.
2002 yılı mali yardım programıyla başlayan ikinci dönemde ise adaylık statüsünün yansıması olarak Ülkemiz Meda kapsamından çıkartılmış ve “Katılım Öncesi Mali Yardım” başlıklı bütçe kaleminden destek almaya başlamıştır. Bu doğrultuda 2002, 2003, 2004 programları kapsamında, doğrudan ve sadece AB’ye uyum perspektifi ile Merkezi Olmayan Uygulama Sistemi içerisinde oluşturulan 84 proje Avrupa Komisyonu tarafından onaylanarak Finansman Anlaşmaları imzalanmış ve fiili uygulamalar ivedilikle başlatılmıştır.
2005 yılı programı kapsamına girecek projelerin tespiti için yürütülen programlama çalışmaları da tamamlanmıştır. Finansman Anlaşmasının imzalanmasını takiben 45 projenin daha kontrat ve ihale süreçleriyle uygulamaları başlayacaktır.
Dolayısıyla, Türkiye’ye uygulanmakta olan AB kaynaklı projelere ilişkin son durum şu şekilde özetlenebilir;
Meda dönemine ait 33 projenin uygulamaları sürmekte, bunlardan 10 tanesi tamamlanmak üzeredir.
Katılım Öncesi dönemde; 2002 yılına ait 126 milyon Euro tutarında 18 projenin uygulamaları tamamlanmak üzeredir. 2003 yılına ait 144 milyon Euro tutarında 28 projenin uygulamaları sürmektedir. 2004 yılına ait 250 milyon Euro tutarında 38 projenin uygulamaları 2005 yılı sonlarında başlamıştır. 2005 yılına ait 300 milyon Euro tutarında 35 projenin uygulamaları Finansman Anlaşmasının imzalanmasını takiben 2006 yılı içerisinde başlanılmıştır. 2006 yılına ait 500 milyon Euro ise, ilk pakette 113 milyon Euro tutarında 10 proje ilk Finansman Anlaşmasının hazırlanmasını teminen Avrupa Komisyona iletilmiştir.
AB mali yardımlarından Türkiye’nin alacağı pay şu şekildedir:
2007-2010: TÜRKİYE’YE SAĞLANACAK AB MALİ YARDIMI
ALT BAŞLIKLAR 2007 2008 2009 2010
Kurumsal Gelişme 252,2 250,2 233,2 211,3
Sınır Ötesi İşbirliği 6,6 8,8 9,4 9,6
Bölgesel Kalkınma 167,5 173,8 182,7 238,1
İnsan Kaynakları 50,2 52,9 55,6 63,4
Kırsal Kalkınma 20,7 53,0 85,5 131,3
TOPLAM 497,2 538,7 556,4 653,7
Çeşitli projeler ve programların finansmanında kullanılan AB mali yardımları, diğer aday ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’nin de AB’ye uyum çalışmalarını hızlandırmak için katalizör işlevi görmektedir. Bu genel amaçla tahsis edilen mali yardımların üçte ikisi mevzuat uyumu ve bunun için gerekli kurumsal yapılanmanın oluşturulmasına yönelik projelerde, üçte biri ise AB ile ekonomik ve sosyal uyumu destekleyici projeler için kullanılmaktadır. Bu anlayış içerisinde oluşturulan projelerin tümü, Türkiye’nin AB üyeliği için önemli katkılar sağlayan, hassas ve özenle seçilmiş konuları kapsamaktadır.
Tanımlanmış olan bu projelerin kuruluşlarımız ile AB üyesi ülkelerin kamu kuruluşlarını biraraya getirerek uygulama yöntemleri ya da diğer bir deyişle hayata geçiriliş şekilleri de dikkate değer unsurlar içermektedir. Örneğin, projelerin çoğu için normal ihale yöntemleri izlenmekte; hizmet, tedarik ve hali hazırda az sayıda da olsa inşaat ihaleleri açılmaktadır. Diğer taraftan, önemli miktarda proje ise AB üyesi ülkelerin ilgili kamu kurumlarıyla işbirliğini öngören eşleştirme (twinning) mekanizması kullanılarak uygulamaya geçirilmektedir. Bu yöntem, bizim kamu birlikte çalışmalarına imkan veren hatta daha uzun vadeli işbirliği olanakları yaratan, Türkiye’nin tanıtımı amacına yönelik olarak önemli katkılar sağlama potansiyeline sahip bir araçtır. Son olarak, çok sık kullanılmayan bir diğer yöntem ise özellikle belli bir konuda tekel niteliğinde bilgi birikimine sahip uluslararası kuruluşlarla doğrudan sözleşmeler yapılmasıdır.
Ayrıca, uygulamaları süren bu projelerden bazılarında bir alt-bileşen olarak, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, organize sanayi bölgeleri, üniversiteler, ticaret ve sanayi odaları gibi toplumun her kesiminin çeşitli öncelikli alanlarda geliştirecekleri proje tekliflerine açık olan ve yayımlanan teklif çağrıları vasıtasıyla duyurulan “doğrudan kullandırılan hibeler” isimli kaynaklar bulunmaktadır.
AB Destekli Projelerden Bazı Örnekler
AB’ye uyum çalışmalarını hızlandırmak amacıyla tüm sektörlerde oluşturulan bu projelerin; Siyasi Kriterler, Adalet ve İçişleri, Tarım, Çevre, Ulaştırma, Enerji, Bölgesel Kalkınma, Sosyal Politika ve İstihdam, Gümrük Birliği ve Malların Serbest Dolaşımı, Sivil Toplum Kuruluşları’na destek konularına yoğunlaştıkları görülmektedir.
Bunun dışında, Türkiye’nin AB’ye entegrasyonunu hızlandırıcı faaliyetlere ve kamu kurumlarının idari kapasitelerini geliştirmelerine ek destek sağlamak amacıyla da Türkiye’nin kullanımına açık olan programlar mevcuttur.
Diğer taraftan, Türkiye’nin katıldığı bazı topluluk programları için ödenen katkı payının bir kısmı da, hibe niteliğindeki bu AB mali yardımları aracılığıyla finanse edilmektedir.
Yine, altı çizilmesi gereken bir husus: Burada bahsedilen projelerin “çerçeve projeler” olmasıdır.
Bu çerçeve projelerden bazılarının içerisinde, toplumun çeşitli kesimlerinin kullanımına açık olan “hibe programları” mevcuttur. Bu hibe programları, Kobi’lerin, STK’ların yada Belediyelerin, çerçeve projenin amaçlarına uygun proje tekliflerine mali kaynaklar sağlamaktadır. O nedenle, iki tip projeden bahsediyoruz. Birincisi; Kamu kuruluşlarınca AB’ye uyum için hazırlanan büyük çerçeve projeler, ikinci olarak da; Kobi’lerin, STK’ların yada Belediyelerin çeşitli amaçlara yönelik alt projeleridir.
Genellikle “hibe programları“ olarak tanımlanan bu küçük ölçekli programlardan, Türkiye genelinde yüzlerce alt projenin uygulamaları sürmektedir.
İlgili kurumlar tarafından yürütülmekte olan çerçeve projelerden bazı örnekler vermek yararlı olacaktır.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan üç büyük eğitim projesinin toplam bütçeleri 180 milyon Euro’dur. Bu projeler, temel eğitim, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve çıraklık eğitimi konularında, Türkiye genelinde ve seçilen pilot illerde ve okullarda, eğitim sistemine hem nitelik hem de mali olanaklar açısından dikkate değer katkılar sağlamaktadır. Söz konusu projelerden biri olan “Mesleki Eğitimin Geliştirilmesi Projesi”nin bir alt başlığı olan doğrudan hibe dağıtımı için yapılan teklif çağrılarına, ülkemizin çeşitli kesimlerinden gelen 149 teklif değerlendirilerek bunlardan 35 tanesinin hibeler yoluyla finansmanına karar verilmiştir. Örneğin, Türkiye İnşaat Sanayicileri ve TİSK’in ortaklaşa yürütecekleri “İnşaat Sektöründe Meslek Standartları ve Pratik Eğitim” başlıklı 169 bin Euro değerindeki proje teklifi bunlardan biridir.
Devlet Planlama Teşkilatı ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi tarafından yürütülmekte olan toplam sekiz adet bölgesel gelişme projesinin toplam bütçe büyüklüğü yaklaşık 243 milyon Euro’yu bulmaktadır. Van, Hakkari, Bitlis ve Muş’ta yürütülen Doğu Anadolu Bölgesel Gelişim Programı, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Adıyaman, Batman, Kilis, Şırnak ve Gaziantep’te yürütülen GAP Bölgesel Gelişim Programı ve Amasya, Çorum, Samsun, Tokat, Kastamonu, Çankırı, Sinop, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Ardahan, Iğdır, Kars, Kayseri, Sivas, Yozgat, Karaman, Konya, Bingöl, Elazığ, Malatya ve Tunceli illerinde yürütülmekte olan NUTS-II Bölgesel Gelişim Programı AB mali yardımlarından yararlanarak sürdürülen çalışmalardır. Sınırötesi işbirliği kapsamında ise Bulgaristan ve Yunanistan ile sınırdaş olan Edirne, Kırklareli, Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Aydın, Muğla illerindeki KOBİ faaliyetlerinin desteklenmesi söz konusu olacaktır. Bu projeler kapsamında, söz konusu illerde belediyelerce önerilecek küçük altyapı yatırımlarına, yerel sivil inisiyatiflerin güçlendirilmesi çalışmalarına, yörelerin özelliklerine göre uygun ekonomik aktivitelere ve KOBİ’lere destek sağlanması gibi finansman imkanları mevcuttur.
Tarım Bakanlığımız tarafından yürütülmekte olan projelerin toplam bütçe büyüklüğü ise yaklaşık 62 milyon Euro’dur. Bu projelerden bazıları şöyledir : “Türkiye’nin AB Veterinerlik Müktesebatına ve AB Bitki Sağlığı Müktesebatına Uyum Projeleri”, “Balıkçılık Sektörünün Yasal ve İdari Olarak AB Mevzuatına Uyumu Projesi” ve “Gıda Güvenliği ve Kontrol Sisteminin Yeniden Yapılandırılması ve Güçlendirilmesi Projesi”. Uygulamaları henüz başlamış ya da başlamak üzere olan bu projelerin olumlu etkilerini önümüzdeki yıllarda göreceğiz.
Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının, özellikle adalet ve içişleri başlığında yürüttükleri “Yargının Modernizasyonu”, “Türkiye’de İstinaf mahkemelerinin Kurulması”, “Türk Polisinin Denetime Açıklığının, Verimliliğinin ve Etkinliğinin Geliştirilmesi”, “Jandarmanın Modernizasyonu ” gibi projeler AB’ye uyum çalışmalarında önemli bir destek sağlamaktadır. Buna ek olarak, Türkiye’nin en önemli ve güncel konularından biri, “Türkiye’de Çocuklar için İyi Yönetişim, Koruma ve Adalet Projesi” ve “Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimlerinin Ortadan Kaldırılması Projesi” AB hibelerinden yararlanarak desteklenmektedir.
Ulaştırma Bakanlığının “Demiryolu Taşımacılığı Sektörünün Yeniden Yapılandırılması ve Güçlendirilmesi Projesi” ve “Türkiye’deki Karayolu Taşımacılığı Sektörünün AB Müktesebatı ile Uyumlu Hale Getirilmesi İçin Destek Sağlanması” gibi projeleri daha teknik alanlarda yürütülen projelere örnek göstermek mümkündür. Benzeri projeler arasında belki de en etkin olanı, nispeten küçük bütçesine rağmen kısa vadede görülen etkileri açısından önemli sonuçlar elde etmiş olan “Deniz Taşımacılığı Güvenliğinin Arttırılmasının Desteklenmesi Projesi”dir. 2.7 milyon Euro bütçeli bu projenin uygulama çalışmalarının başlamasını takiben, yürütülen eğitim çalışmaları ve diğer uyum çalışmalarının bir sonucu olarak, AB üyesi ülkelerin limanlarında tutulan Türk bayraklı gemilerin sayılarında % 65 oranında bir azalma olmuştur.
“Meslek Sağlığı ve Güvenliği”, “Üreme Sağlığı Projesi” ve “Aktif İş Piyasası Stratejisi” gibi sosyal içerikli projeler ise, özellikle sağladıkları doğrudan hibe imkanları ile toplumun çeşitli kesimlerinin yararlanabileceği projelerdir. Örneğin, “Aktif İş Piyasası Stratejisi” projesi kapsamında, istihdamı arttırmaya yönelik alt-proje teklifleri için yapılan teklif çağrısına Türkiye’nin hemen her ilinden çok sayıda proje teklifi sunulmuş ve yapılan değerlendirmeler sonunda hibe almaya uygun görülen projeler açıklanmıştır. Bu çerçevede, Ülkemizin pek çok yöresinde istihdamı desteklemeye yönelik küçük ölçekli projeler AB hibelerinden yararlanmaktadırlar.
Sonuç
Avrupa Birliği’nin, diğer aday ülkelerle ve yeni üye olan ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye için tahsis ettiği mali yardımların yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Ancak, buna yönelik şikayetimizi geçerli kılmanın bir yolu, Türkiye için her yıl ayrılan mali yardımların, Türkiye’nin AB’ye uyum çalışmaları ve hızı karşısında yetersiz kaldığını göstermek ve bunu kanıtlayabilmektir. Türkiye, özellikle 2002 yılından bu yana ayrılan mali kaynakların tümünü harcayabilecek projeler oluşturarak bu ihtiyacını ve kapasitesini ispatlamış bulunmaktadır. Hatta son iki yıldır, Ülkemize ayrılan yıllık yardım tutarlarının çok üzerine çıkan bütçelerden oluşan proje paketleri oluşturulmuştur. Bu durumda hazırlanan bazı projelerin kaynak yetersizliğinden dolayı bir sonraki yıl programına devredilmesi de söz konusu olabilmektedir. Diğer taraftan, son dört yıldır Türkiye üzerine düşen çalışmaları, hazırlıkları ve düzenlemeleri AB standartlarında yapabildiği ölçüde mali yardımların sürekli olarak artırılmış olduğunu da söyleyebiliriz.
Türk girişimcileri doğrudan faydalanıcı olarak kendi projeleri için destek sağlayabilecekleri gibi, özellikle danışmanlık firmaları ve tedarikçilerimiz diğer kurum ve kuruluşların projeleri kapsamında çıkılacak ihalelere teklif vererek bu projelerin danışmanlık veya yatırım bileşenlerinin yürütülmesinde müteahhit rolünü de üstlenebilirler. 2005 yılında 300, 2006 yılında ise 500 milyon Euro’luk büyüklüklere ulaşan katılım öncesi mali yardım mekanizması bu yönüyle de Türk müteşebbisleri için önemli bir mali imkan olarak değerlendirilmelidir. Bunun yanı sıra Türk firmaları Avrupa Birliği tarafından Akdeniz ülkeleriyle işbirliği çerçevesinde finanse edilen MEDA; Balkan ülkelerine yönelik CARDS, ve Komisyon’un izni dahilinde Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleri için yürütülen yardım programları kapsamındaki ihalelere de teklif verebilmektedirler.
Dolayısıyla, AB mali yardımları sadece uyum projelerine hibe imkanları sağlamakla kalmayıp, buna ek olarak adaylık sürecindeki Türkiye’nin girişimcileri, müteahhit ve danışmanlık şirketleri için de iş olanakları hazırlamaktadır.
Türkiye-Avrupa Birliği mali işbirliği kapsamındaki tüm projelere ilişkin hibe ve ihale duyuruları, Merkezi Finans ve İhale Birimi, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Komisyonu Delegasyonu adresli web sayfalarından takip edilebilmektedir.
Kaynakça:
1- Nurettin Bilici, Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri (Genel Bilgiler,
İktisadi-Mali Konular, Vergilendirme), Seçkin Yayınevi, 2. Baskı, 2005, Ankara.
2- www.ikv.org.tr
3- www.abmerkezi.org.tr
4- www.mfa.gov.tr
5- www.tumfonlar.com